22 Ağustos 2019 Perşembe 389 Okunma

SEHVEN YAPMAK VE ALLAH’IN RAHMETİ

 


Kur’an’da geçen şekli ile Sehven demek, istemeden ve tasarlamadan yapılan bir işlem demektir. Kur'an'da sehven gerçekleştirilen bir olumsuzlukta af için tövbenin şart olduğu En'am-54, Nahl-119, Nisa-17 ve 92 nci ayetlerde belirtilmektedir.


En’am-54. Ey Peygamber! Ayetlerimize iman edenler Sana geldiklerinde; "Size selam olsun /selâmün aleyküm. Rabbiniz merhametli davranmayı /rahmetli olmayı temel prensiplerden biri kabul etmiştir. Dolayısıyla, her kim bilmeyerek /sehven ve cahilliğinden işlediği bir olumsuzluktan sonra, tövbe ederek bir daha böyle bir hata yapmayacağının sözünü verir ve kendini düzeltirse /islah ederse, bilsin ki Allah bağışlayandır " diye açıklamada bulun.


Nisa-17. Cehaletleri nedeniyle nefslerine mağlup olarak veya bilmeden (eski terimle sehven) bir suç işleyen ve hemen hatasını anlayan, pişman olup tekrarlamayarak tövbe edenlerin tövbesini, Allah çoğunlukla kabul eder. Çünkü Allah her şeyi en iyi bilen ve her şeye hâkim olandır.


Sehven ve Allah’ın adı zikredilerek yapılan yeminde sorumlu tutulma oluşmadığına şu ayetlerde değinilmektedir;


Bakara-225. Allah sehven, art niyetsiz ve menfaat sağlamamak üzere yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz. Ancak, kasıtlı yeminlerinizden ve kalbinizdeki gerçek niyetinizden sorumlu tutar. Şüphesiz Allah, bağışlayandır /Gafur’dur ve şefkatlidir /Halim’dir.


Sehven /kasıtlı olmadan veya bilgi eksikliği nedeniyle veya taksirli /ihmal sonucu gerçekleşen ölüm konusuna gelelim. Hekimliğe ve bir sağlık girişimine yönelik olan komplikasyon olayı tabi ki bu konunun dışındadır.


Sehven öldürmede ya fidye ödemek veya 2 ay oruç gerektiği Nisa-92 nci ayette açıklanmaktadır.


Nisa-92. Bu arada dikkatli olun, istemeden ve kazaen olmadıkça bir mümin, başka bir mümini öldürmesin. Olur da bir mümin, başka bir müminin istemeden ve kazaen ölümüne sebep olmuşsa, karşılık olarak Müslüman bir köleyi veya esiri özgürlüğüne kavuşturmalı ve ayrıca ölenin ailesine tatmin edici bir diyet ödemeli. Ancak ölenin ailesi diyetten vazgeçip almazsa artık diyete gerek kalmaz. Eğer kazayla öldürülen kişi, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup bir Müslüman ise, o zaman öldüren yine köle veya esir bir Müslüman'ı özgürlüğüne kavuşturmalı. Ancak kazayla ölen, aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise (Yahudi, Hıristiyan veya Müslüman), hem ailesine tatmin edici bir diyet vermeli, hem de esir veya köle bir Müslüman'ı da özgürlüğüne kavuşturmalı. Kim ki gerekli diyet parasını veya özgürlü-ğüne kavuşturacak bir Müslüman köle bulamıyorsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için, iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. Elbette Allah her şeyi bilen ve her şeye hâkim olandır.


Al-i İmran-7 ve Zumer-23 ncü ayetlerde vurgulanmış olduğu gibi Kur’an’da muhkem /değişmez, her zaman ve her toplum için geçerli farz kural ve müteşabih /değişken, zaman ve toplum değişimine göre farklı olabilen olmak üzere 2 türlü mesaj bulunmaktadır.


Nisa-92 ve Maide-89 ncu ayetlerde muhkem kural, bir kişiyi sehven /taksirle öldürme (tıbbi komplikasyon değil) ve bilinçli yemin ediş cezalandırılsın olmaktadır. Cezalandırmanın nasıl olacağı ise müteşabihtir ve Kur’an’ın indirildiği sırada devlet olmadığından önerilen yöntemlerdir.


Sehven öldürmede tövbe ve af örneği Hz. Musa'nın sehven bir Mısırlıyı öldürmesidir.


Şuara-14. "Ayrıca, daha önce Firavun'un kavminden birini öldürdüğüm için, onların yanında suçlu durumdayım. Bu yüzden beni öldürmelerinden de korkuyorum" demişti.


Hz. Musa, bir İsrail'li ile kavga etmekte olan bir Mısır'lıyı görüp, onları ayırmaya çalışırken, Mısır'lıyı itivermiş ve herhangi bir kasıt olmaksızın /istemeden ölümüne neden olmuştur. Bir kişi öldürmesi sehven olduğu için katil olması gereken Hz. Musa’nın bu olayı, daha sonra Peygamber olmasında bir engel oluşturmamıştır. Yani Allah Musa’ya rahmetini esirgememiş.


Gelelim Allah’ın rahmeti kime ve şartları konusuna;


Allah'ın rahmeti demek, kişinin küçük hatalarının, sehven olan düşünceleri ile yaptığı işlerin Allah'ın şefaati ile af edilmeleri ve Allah'ın muhkem /değişmez ana kuralları doğrultusunda bir yaşama yönelmesinin desteklenmesi demektir. Ancak böylesi bir ayrıcalık ancak şu şartları yerine getirenlere olacağı vurgulanmıştır:


a) Dinde gruplaşmayanlara ve hele düşman gruplara /cemaat, tarikat, mezheplere vs. ye ayrışmayan ve bunlara katılmayanlara


Hud-119. Sadece Rabbinin rahmetine maruz kalmış olanlar o tartışmalara ve gruplaşmalara yönelmezler. Esasında Biz sizleri, içinizden tekrar tek insanlık ümmeti oluşturup oluşturamayacak olanlarınızı belirlemek için yarattık.


b) Kur'an'ı anlamak üzere çaba içinde, anlayarak okumakta olana


A'raf-204. Bu nedenle, Kur’an okunduğu ve anlatıldığı zaman, ciddiyetle dinleyin, anlayıp öğrenmeye çalışın ki, Allah’ın rahmeti size ulaşsın ve yaşamınızı, bildirilen muhkem /değişmez amaç ana kurallara göre ve merhameti olacak şekilde düzenleyebilesiniz.


c) Kur'an'daki muhkem /değişmez ana hükümleri uygulayana ve bunları uygulayamamaktan korku içinde olana (takva sahibi olana)


Hucurat-10. Ve bütün müminler kardeş olduklarına göre de, kardeşleriniz arasında barışı adaletle sağlayın ve Allah’a karşı takva sahibi olun ki, merhamet edilesiniz.


d) Nimetlere ve sıkıntılara şükredenlere


Yasin-45. Ya Muhammed! Şunu iyice bil ki, Allah’ı tek ilah kabul etmeyip şirk koşan duyarsızlara, "Geçmişinizden ibret alın ve elinizdekilere şükredip ahret için Allah’a karşı takva sahibi /muhkem /değişmez ana kurallarına uyamamaktan korkanlardan olun ki, karşılık olarak merhamet edilesiniz" denilerek uyarıldıkları halde hiç oralı olmazlar.


e) Ve Her konuda çabalı sabır gösteren ve daima salih ameller /muhkem /değişmez ana kurallara uygun olumlu ameller gerçekleştirenlere Allah’ın Rahmeti’nin uygun görülüp yapılacağı belirtilmiştir.


Enbiya-85. Ayrıca, İsmail, İdris ve Zülkif de ilim ve hikmet sahibiydiler. Çünkü hepsi güçlüklere /sıkıntılara karşı sabırlı kişilerdi. 86. Bu nedenle onları rahmetimize /korumamıza aldık. Çünkü onlar salih ameller /faydalı işler gerçekleştiren kişilerdi.


Görüldüğü gibi Kur’an’ın hiçbir ayetinde Allah’ın rahmeti için, insanın kıyafet şekline veya ne yiyip, ne içtiğine bakıldığına dair bir mesaj


bulunmamakta, bunun aksine bu şekilciliklere değil de takvaya bakılacağına Maide-93, A’raf-26 ve Nahl-5-81 nci ayetlerde değinilmiştir.


Dolayısıyla Allah’ın Rahmeti kısaca Allah’ın rızasını hak edenlere ulaştırılmaktadır diyebiliriz. Allah'ın rızası demek de gerek Allah'a dua ederek ilahi bir yardımını isterken, gerek topluma, gerekse başka bir muhtaca yapılan bireysel bir yardımı /infakı yaparken, kişisel bir menfaat sağlamak için değil de, Allah'ın yarattıklarına bir katkı ve muhtaç olanın bir ihtiyacını gidermeyi hedefleyerek yapmak, ayrıca hem Dünyayı, hem de ahreti hedeflemek demektir.


Haftaya inşallah buluşmak ümidi ile kalın sağlıcakla.


NOT: NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”