23 Ocak 2020 Perşembe 878 Okunma

İLÂHî VE BESERî KADERLER-4

 


Geçen hafta kaldığım yerden devam edeyim.


İnsan iradesinin aldığı bir kararın, dolayısıyla kendi katkısının ve doğru veya yanlış davranış ve düşüncelerinin etkin olduğu her olay dinamik kader demektir. Ancak insanın kendi dinamik kaderini oluşturması ve ona hakim olabilmesi için, başkalarına bağlı olmayan kendi özgür iradesini kullanabilecek özgür ve demokratik bir ortamda olması gerekir. Buna göre, dinamik kaderde sürekli olarak 2 seçenekten birine karar verme olduğundan, sürekli olarak da yaşamın hedefleri de değişmektedir. Yani insan, ikilemlerden birine yönelik seçimini yaparken, almış olduğu olumlu puanlar toplamı, olumsuz puanlarından fazla ise, yani kişi hak ediyorsa ve Allah’a şükredip dua ederek de yardım istiyorsa ve tövbe edip tövbesine uygun davranıyor ve sözünde de duruyorsa, yani gerçek bir pişmanlık gösteriyorsa, yazıcı meleklerin bildirmesi ve koruyucu meleklerinin aracılığı ile ve Allah’ın belirlemiş olduğu ilahi ve evrensel kuralları çerçevesinde yönlendirici yardımlar görebilmekte, yönlendirici rüyalar ve uyanık iken de ilhamlar alabilmektedir (Tarık-4, En’am-61, Ra’d-11).


Tarık-4. Hiçbir nefs yoktur ki üzerinde bir gözetici, koruyucu /ona yardım edici, hatta uyarıcı olmasın.


Diğer bir ifade ile puan durumuna göre, uygun olan bir enerjiyi ve sınavı için uygun olan bir olay şeklini ilâhî kaynaklardan çekmektedir. Bu koruyucu meleklerin, hür iradeye ve akıla müdahaleleri söz konusu değildir, ancak kişinin puan durumuna paralel olmak üzere yardım etme ve yönlendirici ilhamlar ve rüyalar gösterme şeklinde uyarmalar sınırında kalınmaktadır. Pasteur bu ilham ve yardımlara şans demekte ve şansın ancak zihni açık ve puan durumu uygun olanlara geleceğini vurgulamaktadır. Bu yardım ve ilhamlar son puan durumuna göre kişisel yardım ve yönlendirme özelliğinde olabileceği gibi, yine bir kişiye veya gruba, fakat bir toplumu veya tüm insanları etkileyecek (hak edilene göre olumlu veya olumsuz,) ilhamlar da olabilecektir.


Mücadele–22. İşte inanan topluluğun kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh /melek ile desteklemiştir.


Örneğin bilimsel ilhamlar veya bir aileyi, grubu veya bir toplumu ilgilendiren ilhamlar bu tip ilhamlardır. Dinamik kaderde, sadece niyetli ve istekli olanlara istenenler verilir ve yardım edilir. Şifa almak istemeyen hastaya şifa verilmez, karanlıkta kalmak isteyene de ışık tutulmaz.


Kişinin olumsuz puanı fazla ise ve Allah’tan yardım istemiyor ve tövbe de etmiyor veya tövbe ettikten sonra yine hatalı davranışlarına devam ediyorsa, bu defa belki daha az yardım ve daha az faydalı ilhamlar alacak veya hiç almayacaktır. Fakat bunun yanında şeytan’ın yönlendirmelerine daha çok muhatap olacaktır. Çünkü puan durumu, böylesi bir muhataplığa uygun durumda demektir.


Kişinin kendi isteği ve özgür iradesi ile verdiği kararlar sonucu almış olduğu olumlu veya olumsuzluklara göre oluşan öğrenci Ruh’un her an değişen puan durumu, kişinin yaşamını ve sınavlarını belirlemektedir. Ayrıca ailenin, grubun, toplumun ve tüm dünyanın toplam puan durumuna göre de, her an değişime uğramak üzere toplu değerlendirmeler, yeni olaylar ve genel değişimler oluşmaktadır. Bu değişim, idareci varlıkların Allah Kaynaklı ezeli ve ebedi kurallara göre yaptıkları değerlendirmeler ışığında gerçekleşmektedir. Yani kişi veya kişilerin puan durumu, ebedi ve ezeli Allah Kaynaklı kurallara göre ya ödüle (sevinçli) veya cezaya (üzüntülü) hak kazanır hale gelmektedir. Veya bu son puan durumuna göre de kişi veya kişiler melek veya şeytan tarafından organize edilecek yeni sınav senaryolarına muhatap olacaklar demektir.


Dolayısıyla dinamik kaderde temel prensip “Düşündüğün ve yaptığın her şey sana geri döner” prensibidir. Çünkü ne yapılırsa hangi puan uygun görülecek ve hangi puan durumuna karşılık insan ne ile karşılaşacağının kuralları ezeli ve ebedi kurallar olarak belirlenmiş ve Levh-i Mafuz adı verilen ilâhî kitaptadır.


Yani bu kaderde ilk belirleyici insan olmakta, insanın değişen durumuna göre ara belirleyici ve değerlendirip uygun müdahaleleri gerçekleştiren yine ilâhî kurallara göre hareket eden ilâhî güçler-Allah’ın idareci varlıkları olmaktadır.


Daha açık bir ifade ile puan durumumuza göre ve ilâhî kuralların müsaadesi çerçevesinde olmak üzere görevli melekler aracılığı ile bizlere yardım edilmekte (koruyucu varlıklar) veya senaryolar üretilerek zorluklar, sıkıntılar (maddi eşya-para-evlat-yakın birinin kaybı, duygusal terslikler) veya kolaylıklar, sevinçler, mutluluklar (maddi eşya-para-evlat-başarı) yaratılarak yeni arınma fırsatları, sınavları yaratılmakta veya kişi veya kişilerin hak ettikleri yararlı veya zararlı yöne yönlendirici ilhamlar verilmektedir.


İnfitar-10, 11, 12. Şunu iyice bilin ki, sizi sürekli izleyen ve koruyan görevliler /koruyucu Melekler var. Ve onlar hassas kaydediciler gibi işlediğiniz her ayrıntıyı da kaydedip dururlar. Onlar değerli yazıcılar /kayıtçılardır. Bilirler yapmakta olduğunuzu.


Buna göre her başarı /olumluluk veya başarısızlık /olumsuzluk, bizim yorumumuza göre değil de ilâhî kurallara ve değişmez ölçütlere göre sonuçlanıyor demektir. Çünkü her insanın yerine göre ilham verici ve koruyucu, yol gösterici bir Rehber Meleği,  diğerleri ise yapılan amellere şahit ve Rehber Meleğin görevlendireceği yardımcı Meleklerdir.


Kaf-21. Ve nefsler o gün, yanında, dünya hayatında saiki /yol göstericisi /rehberi /yönlendiricisi olan Rehber Melek ve nefsin bütün amellerine şahit olan diğer görevli melekler hep birlikte Allah’ın huzurunda olacaklardır.


Dolayısıyla karşılaştığımız sevindirici olumluluklar veya üzücü sorunlar ve engeller bir yönü ile kişi veya kişiler olarak olumsuz nefslerden arınmamız ve tekâmül etmemiz için karşımıza çıkan birer sınavdırlar. Böylece kişi veya kişiler olarak her olaydan tecrübe kazanmakta, yeni bir şeyler öğrenmekte ve kendimizi geliştirmekteyiz. İşte kısmen bizim (kişi, grup, toplum) puan durumumuza göre olan bu dinamik kaderde körü körüne bir sabır ve tevekkül değil, puan durumunu, dolayısıyla da bulunulan konumu “eğitici ve öğretici birer sınav hali” olarak değerlendirmek ve mevcut konumu değiştirmek üzere sürekli bir gayret, çalışma, üretme ve olumluluğu arama söz konusu olmalıdır  


       Sonuç olarak her beşer, biri yazılı kitap, diğeri ise boş bir defterli olarak yaratılmaktadır. Yazılı kitap, Levh-i Mahfuz’daki ebedî, ezelî ve Evrensel kurallar temelli İlâhî Yaratılış Projesine göre belirlenmiş özelliklerin ve temel yaşam prensiplerinin kayıtlı olduğu kitaptır. Boş defteri ise beşer, kendi özgür iradesi, eleştirel aklı ve sorumluluk duygusu ile aldığı kararlarına göre oluşmuş olan düşünce ve faaliyetleri, nefs derslerine yönelik sınavlardan aldığı olumlu veya olumsuz puanları ile dolduracaktır. İşte Mahşer hesaplaşmasında, önce kendisinin okuması için verilecek olan bu defter olmaktadır.


Kehf-49. Herkesin Dünyada işlediklerini içeren defteri /kayıt belgesi verilip bizzat kendileri incelemeye başlayanlardan, bildirdiklerimizi red etmiş olanların, "Eyvah! Vay başımıza gelenlere! Bu ne biçim kayıtlama böyle, küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan, Dünyada işledikleri­mizin hepsi bir bir kaydedilmiş" dediklerini işitecek ve korkup paniklediklerini göreceksin. Böylece herkes Dünyada yaptığı her şeyi, öğreneceği ilâhî gerçeklere göre önce bizzat kendisi görüp değerlendirmiş olacaktır. Dolayısıyla da her şey apaçık olacak ve Rabbin, hiç kimseye haksızlık da etmeyecek /zulmetmeyecektir.