14 Ocak 2021 Perşembe 1158 Okunma

HZ. MUHAMMED’E YAPILAN ÖNEMLİ 9 İFTİRA-2

Geçen hafta kaldığım yerden devam ediyorum.   
Ayette geçen Mescid-i Aksa, Hz. Muhammed zamanında Mekke'nin dışında Arafat bölgesindeki Ci'rafe'de bulunan ilk mescittir.
    Mekke’nin dışında uzak bir yerde olduğu için de “Uzak Mescid” anlamında bu isim verilmiştir. Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa ise Bizans Kralı tarafından yaptırılan ve inşaatı Milattan Sonra 565 yılında bitirilen bir kilisedir. Yani Hz. Muhammed’in doğumundan 5 yıl önce inşaatı bitmiştir.
    Daha sonra 639 yılında Halife Ömer Kudüs'ü alınca bu kilise camiye çevrilmiş ve Ömer camii veya Beyt-il Makdis adı verilmiş, Emevi Kralı Abdülmelik Bin Mervan, Kubbetül Sahra'yı 691 yılında yanına yaptırınca da bu caminin ismini Mescid-i Aksa olarak değiştirmiştir (M. Sağ. Çağrı. s.233 ve YN Öztürk. İmam-ı Azam Ebu Hanife, s.293).
    Dolayısıyla da İsra demek olan gece yürüyüşünün, Necm-5-18 nci ayetlerde belirtildiği gibi, bizzat Allah'ın bazı ilahi gerçekleri bilgilendirmek üzere, Hz. Muhammed'in, evinden Mekke'deki Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Sıdret-il Münteha denilen bahçeye götürülmüş olduğu anlaşılmaktadır. Bu götürülüş için ya ilham edilerek gitmesi sağlanmış veya Astral seyahat diye tanımlanan bir yol izlenmiştir diyorum. Tabi gerçeği ancak Allah bilir.
    Yapılan ekleme senaryoda, Hz. Musa'nın hem Allah'a daha yakın ve insanları Allah’tan ve Hz. Muhammed'den daha fazla tanıdığı ve bilgili olduğu, dolayısıyla da Hz. Musa'nın daha üstün olduğu ve yüceltildiği gizli mesajı bulunmaktadır. Büyük ihtimalle, Hz. Muhammed’e yapılmış olan bu yakıştırma, iftira ve haksızlıkların kökeni, Müslümanlığı sözde kabul etmiş dört Yahudi Haham ve Hıristiyan bir Papaza dayanmaktadır diye düşünüyorum.
1.    Asırlardır Hz. Muhammed’e yapılan iftiralardan biri de çok sayıda eşli oluşuna yönelik olmuş ve halen bu iftira devam ettirilmektedir. Bu iftiranın devam ettirilmesi de Nisa-2 ve 3 ncü ayetlerin yanlış tercüme edilmeleri ve yorumlanmaları ile sağlanmaktadır.
Nisa-2. Yetimlere mallarını tam verin. Kendi habis /kötü-pis /haksız elde etmiş olduğunuz mallarınızı onların temiz olanlarıyla değiştirmek ve mallarına el koyup, kendi malınızmış gibi yemek üzere sahiplenmeyin. Böyle yapmak, gerçekten büyük bir hak yeme suçudur. 3. Eğer böyle bir hak yeme durumu olacağından endişe eder ve adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, mallarına bu haksız şekilde el koymayın. Böylesine hak yeme amaçlı bir hata yapmaktansa, maddi gücünüze göre iki, üç, dördü gibi ne kadarına gücünüz yetiyorsa, malları ile birlikte onları sadece korumanıza /nikâhınıza alın, koruyup kollayın veya gücünüze göre evlenmelerine destek olun ve evlendirin. Çünkü evli olduğunuz bir eşiniz varken, onlardan siz alır ve evlenirseniz, adaletli davranamama korkusu yaşarsınız. Bu nedenle, korumanıza alma ile ilgili olmasına rağmen, bu tek bir kadınla evlenmeyi tercih etmenize yönelik önerimiz, haksızlığa ve adaletsizliğe sapmamanız için en uygunudur.
Araplarda bir erkeğin bir kadını cinsel münasebet olmaksızın sadece koruması altına almasına, sahiplenmesine “Nikâhlanma”, cinsel münasebetli birlikteliğe yerine göre “Evlenme” veya “Nikâhlanma” ifadeleri de kullanılmaktadır. Zor durumda kalmış sahipsiz kadınlara yönelik bu cinselliksiz “Nikâhlanma uygulaması Ahzab-51 nci ayette açıkça önerilmektedir.
Ahzab-51. Tabi onlardan karşılıklı anlaştıklarını bizzat kendin koruman altına alabilir ve yine karşılıklı anlaşırlarsa korumaları için başka müminlere verebilirsin. Evlenmeksizin sadece koruman altında bulunsun diye birisini almanda bir sakınca /günah yoktur. Böylece onlar koruma altında olacakları için hoşnut olurlar, sıkıntı çekmezler ve Senin her verdiğine de razı olurlar. Allah sizin kalbinizde olanı /gerçek niyetlerinizi çok iyi bilir. Çünkü Allah her şeyi en iyi bilen ve şefkatli /Halim olandır.
Bunun örneğini, yalnız bir kadının Hac’ca gidebilmesi için bir erkek tarafından sahiplenilmesi için onunla nikâhlanması işleminde görmekteyiz. Yine aşağıdaki açıklamalarda göreceğimiz gibi, nikâhlanma kelimesi hem aktif olarak “Evlenin”, hem de pasif olarak “evlendirin” anlamında da kullanılan bir kelimedir.
Hz. Muhammed zamanında Arap Bedevileri, sözde himayelerine alıp çok eşli olacak şekilde evlendikleri ve yapılan savaşlarda yetim kalmış kadın-kızları mal varlıklarını da alıp harcıyorlardı. Bu geleneğe son verilmesi için bu ayet inmiş ve daha sonra böylesi istismar edici evliliklere kimse yanaşmamaya başlamıştır. Çünkü bu ayetten önce artık savunma savaşları bitmişti. Savaşlar döneminde Hz. Muhammed de Nisa-3 ncü ayet ile birden fazla kadın ile evlenme kaldırılınca, artık birden fazla dul kadını koruma altına almak, yani nikâhlanmak şeklinde yapmış ve cinsel münasebetli bir evlenme yapmamış, sadece nikâhlamıştır. Ve İslâm dininin yayılması amacıyla bu yöntemi kullanmıştır.
Hz. Muhammed ilk evliliğini 595 yılında dul Hatiçe ile, 619 yılında Hatiçe’nin vefatından sonra 623 veya 624 yılında 19-20 yaşındaki Ayşe, erkek çocuğu olmadığı için de bu amaçla Mısır Kıpti kralının hediye amaçlı gönderdiği Maria ile yapmıştır. Bu evlilikleri yanında koruma amaçlı ve himayesine aldığı, diğer bir ifade ile sadece nikâhlandığı 10 dul kadın olmuştur. Evlenme beraberliği olsaydı, bu kadınlardan herhalde 40-50 çocuğu olması gerekirdi.

NOT: NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE