13.06.2018 16:42:32 354 Okunma

Teknoloji, İnovasyon ve İnsan Kaynağı


Ülkemizde çok konuşulduğu kadar ekonomide içselleşip yükselemeyen kavramlardan birisi inovasyondur. Endüstriyel imalat fonksiyonu pazar ve müşteri odaklı olmaya devam ettiği sürece inovasyon yeteneği ekonomilerin ve firmaların vazgeçilmezi olmayı sürdürecek. Bu nedenle bir toplum her boyutta inovasyon becerilerini içselleştirmek zorunda. Hiç kuşkusuz; inovasyon ihtiyacını tespit etmekle konu tükenmiyor; toplumu oluşturan tüm unsurların inovasyon becerilerini nasıl özümseyeceğini öğrenmesi gerekiyor.

İnovasyon, İnsan Kaynağı
İnovasyonun katma değere ve büyümeye olan etkileri üzerine yapılan araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. 2000’lerin ilk yılında inovasyon odaklı şirketlerin inovasyonu önemsemeyenlere oranla gelirini ve borsadaki hisse satışını iki kat artırdığı görülüyor. Ülke ekonomileri açısından bakıldığında; inovasyonu bir gelişme politikası unsuru olarak benimseyenlerin, hem ulusal gelir hem de kişi başına gelir açısından önemli artışlar sağladığı anlaşılıyor.

Rekabetçi kalmak isteyen şirketler için inovasyon bir kurumsal fonksiyon olmak zorunda. Kamusal düzeyde ise inovasyonu özendirme ve teşvik etmenin, ulusal politikaların ayrılmaz parçası olması ve bilim-teknoloji yatırımı bütçelerinin inovasyon ve ar-ge dikkate alınarak düzenlenmesi gerekiyor.

Kısa ve orta vadeli gelecekte yaratıcı fikirler üretme, yeni ve karmaşık sorunları aşmak için inovatif ürün ve hizmetler geliştirme ülkeler ve şirketler tarafından en fazla istenen yetenekler olacak. Bu istek ile birlikte inovasyonu yaratacak donanımlı ve yetenekli iş gücü arayışı da o denli yükselecek.

Küresel düzeyde gözlediğimizde yeterli beceri, yetenek ve yetkinlik sağlanamayışı nedeniyle çok sayıda boş iş pozisyonu olduğu görülüyor. Örneğin gelişmiş ülkelerde yüksek işsizlik oranlarına karşın doğru beceri bileşimine sahip insan kaynağı da sağlanamıyor. Şirketler açısından becerileri olan iş gücüne erişim, önümüzdeki dönemin önemli rekabet unsurlarından birisi haline dönüşecek. İnsan kaynağında beceri, yetenek ve yetkinlik boşluğunun kısa sürede kapanması beklenmiyor. Yetenek; geleceğin istenilen, aranılan, elde tutmak için rekabet edilen, en önemli kıt kaynaklarından birisi olacak gibi görünüyor.

Yeşil Üretim
Geleceğin ekonomilerinin en önemli konularından birisi yeşil ekonomi kavramını var eden unsurlar olacak. Bilindiği gibi; yeşil ekonomi, çevresel risklerin ve ekolojik kıtlıkların azaltılmasını hedefleyen ve yaşam çevresini yok etmeden sürdürülebilir gelişmeyi sağlayan bir ekonomi yaklaşımıdır. İmalat endüstrileri açısından temiz ve verimli enerji stratejileri birincil öncelikli konular arasında yer alacak. Özellikle enerji tüketimi ve verimliliği konusu ülkeler ve şirketler için en önemli rekabet üstünlüklerinden birisi olarak kabul edilecek.

Yeni ürünler gelişen bilişim teknolojileri sayesinde akıllı ve bağlantılı olacak. Diğer yandan bu çağda mesele, bir ürün tasarlamak ve üretmek değil, aynı zamanda onu enerji verimli yapabilmektir. Bu bağlamda enerji verimli ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ile bu amaçla yapılacak işbirliklerinin geleceğin konuları arasında yer alacağı anlaşılıyor. Enerji, geleceğin mutlaka çözülmesi gereken önemli bulmalarından birisidir.

İşbirliği, Birlikte Çalışma
Geleceğin en değerli anahtar kavramlarından birisi işbirliğidir. Bu konu şirketlerden sivil toplum kuruluşlarına, akademik kurumlardan kamuya kadar herkesi içine alan bütünsel gelecek tasarımının ayrılmaz bir parçasıdır. Kazan-kazan anlayışının hâkim olacağı işbirliği süreçlerinde doğru kamusal politikaların oluşturulması beklenir.

Geleceğin ekonomisinde devlet, bir egemen olmaktan daha çok, büyük ölçekli bir paydaş ve politika geliştirici olarak kabul edilmelidir. Bugün şirketler arasında gözlenen rekabetin; bilimsel, teknolojik ve ekonomik olarak ülkeler arasında yer alacağı düşünülürse işbirliğinin ve paydaşlığın önemi bir kez daha ortaya çıkar. Geleceğin referansı gelecektedir; geçmişten esinlenilerek yaşanabilir yeni bir dünya kurulamaz.