13 Şubat 2019 Çarşamba 342 Okunma

Esnaf Olmak Şimdi Daha Zor



Ekonomi her ölçekte büyük bir hızla değişiyor. Bölgesel nedenler yanında küreselleşmenin etkilediği alanlardan bir başkası küçük ticaret oldu. Bu bağlamda; son yıllarda Türkiye’de açık olarak görünen değişimlerden birisi, perakende ticaretin yapısında olmakta…

Franchise denilen markalı yetkili satıcılık, zincir mağazalar ve büyük alışveriş merkezleri gibi organize perakendecilik türleri giderek yaşamımızda daha fazla yer tutmaya başladı. Buna karşılık küçük tüccar veya esnaf olarak isimlendirilen kesimlerin perakende ticaret içindeki payları giderek düşüyor.

Ülke ekonomisinde yaşanan krizler ve bunların bugüne uzayan sonuçları, istikrarın dışarıdan gelecek paraya bağlı olması ve uygulanan ekonomik program nedeniyle küçük ticaret kesiminin pek rahat olmadığını biliyoruz. Yaşam pahalılığı ve vatandaşın görece düşen gelir düzeyi eski alışkanlıklarından kurtulma zorlukları çeken küçük ticaret mensupları, organize perakendeciliğin yoğun atakları ile birlikte kendilerini tam bir çıkmaz içinde hissediyorlar. Bu kesimde bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk yaşandığını söylemek, bir kehanet sayılmaz.

Dünyada Durum
Perakende ticaretin nereye varacağı konusunda bir fikir edinmek için bu değişimin gözlendiği başka ülkelere göz atmakta yarar olabilir. Örneğin 211’nci yüzyıla doğru; gelişen organize perakendecilik karşısında ABD’de küçük esnaf diyebileceğimiz kesimlerinin payının, sektöre göre yüzde 10 ile 16 arasında değiştiği gözleniyor.  Japonya’da ise oranlar yüzde 22 ile 45 arasında gerçekleşiyor.

Türkiye’de küçük esnaf diyebileceğimiz işletmelerin finans gücünün düşük ve yapısının zayıf olduğu düşünülürse, organize perakendecilikten ciddi anlamda etkilenecekleri anlaşılır. Perakendeci bir işletmenin iyi olma kriterini verimlilik olarak tanımlarsak, 100 üzerinden ABD’deki geleneksel işletmelerin yüzde 57 ve Japonya’da yüzde 19 verimliliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Gerek ABD gerekse Japonya konusunda verdiğim bu değerler bir gerçeğin ifadesidir. Küçük esnaf –genelde perakendeci aile işletmeleri, organize yapılar karşısında varlıklarını belli ölçüde koruyabilir ve sürdürebilirler. Ama bugünkü finans yapıları ve örgütlenme modelleri ile bunun mümkün olmayacağı ortadadır. Türkiye’de küçük perakendecilik çok ağır koşullarda varlığını sürdürebilmektedir.

Küçük esnaf ve küçük tüccar
Geleneksel perakendecilik olarak tanımlanan küçük tüccar ve küçük esnafın yaşadığı olumsuzlukları hatırlayalım. Bu işletmelerin ürün gamı olarak isimlendirilen mal ve hizmet çeşitliliği zayıf… Artan müşteri isteklerini karşılayacak ölçü ve hızda ürün çeşitliliğini sunamıyorlar. Tanıtım, teşhir, dükkân düzenleme ve benzeri konularda neredeyse sıfır performans düzeyinde.

Genelde aile üyelerinin hizmet verdiği bu işletmelerde çalışanların nitelik ve eğitim düzeyleri düşük. Pek çoğunda bilgi çağının gerektirdiği bilişim, iletişim araçları ile iş modelleri kullanılmamakta Bu özelliklere sahip bir küçük perakende kesiminin, organize perakendecilik devleriyle savaşması mümkün değildir.

Küçük perakendecinin bu ağır sorunların oluşturduğu yükün altından kendisinin kalkmasını beklemek haksızlık olur. Bu sektörün yeniden yapılanmasında başta devlet olmak üzere meslek odalarına da ciddi görevler düşmektedir. Ama ne yazık ki, devletin küçük perakende ticarete bakışı ve algısı, bu işletmelerin vergi kaçakçıları olduğu yönündedir. Diğer yandan vergi kaçağının büyük delikleri, –hele siyaseten yandaş olduklarında– servetlerini katlamaya devam ediyorlar.

Esnafa ilişkin meslek odaları ise ah-vah türündeki şikâyetlerin ötesine geçip sektörün yapılanması konusunda adım atamıyorlar. Sektörün hiza önderleri sayılabilecek meslek odalarına şu an gerçekleştirdiklerinden –yani ağlayıp sızlanmaktan– daha fazla görevler düşmektedir. Küçük perakendeciliğin yaşamımızda alacağı bir yer her zaman vardır. Ama gerçek şu ki, sektörün acilen yapılanmaya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu yapılmadığında ise sadece ülkedeki işsizliğe katkıda bulunuyor olacağız.

(Devam edecek)