13 Haziran 2019 Perşembe 169 Okunma

Düzen ya da Düzensizlik

Yaratıcı insanların çalışma ortamları hakkındaki fotoğraflar ilginçtir. Pek çoğunun ortak yanı düzensiz ve karmakarışık bir oda ve masa ‘düzeninde’ çalışmalarıdır. Bunlardan özellikle yazar Mark Twain, fizikçi Albert Einstein ve girişimci Steve Jobs’ın düzensiz ve dağınık çalışma ortamları ilgi konusu olmuştur.


 


Düzensizliğin yaratıcı insanların özelliklerinden biri olduğu yapılan gözlemlerin bir sonucu olarak doğrulanıyor. Ama yaratıcılık için düzensizliğin bir gerek şart olduğunu söyleyemeyiz. Bazı insanların tüm düzensizlik ve dağınıklıklarına rağmen yaratıcı oldukları doğrudur; ama yaratıcılıklarını düzensizliklerine borçlu oldukları iddia edilemez.


 


Bir Başka Bulgu


Aşağıdaki deneyden daha önce de söz etmiştim. ABD’li yaratıcılık psikolojisi uzmanı Frank Barron’un (1922-2002) bir çalışması son derece ilgi çekicidir. Yaratıcılık üzerine bir araştırma yapmak üzere iki kontrol grubu oluşturur. Birinci grupta “çağdaşları tarafından, çalıştıkları sahaya müstesna katkılarda bulunmuş olarak tanımlanan kişiler” vardı. İkinci grup ise ‘normal’ olarak isimlendirebileceğimiz kişilerden oluşuyordu. Barron her iki gruba da üzerinde mürekkep lekeleri bulunan Rorschach kartları gösterdi. Bunlar; bazılarında “düzenli, sistematik çizimler ve bazılarında da düzensiz, simetrik-olmayan, kaotik [karmakarışık], çizimler” içeren mürekkep lekesi kartlarıydı.


 


Barron çalışması ile ilgili bu bilgileri aldığım Rollo May, “Yaratma Cesareti” isimli kitabında deneyin sonucunu şöyle anlatıyor: “… ‘Normal’ insanlar en beğendikleri şekiller olarak düzenli ve simetrik kartları seçtiler – evrenlerinin ‘biçimli’ olmasından hoşlandılar. Oysa yaratıcı insanlar kaotik [karmakarışık], düzensiz [çizimler içeren] kartları seçtiler – bu kartları daha ilginç ve meydan okuyucu bulmuşlardı. … ‘Darmadağın’ evreni seçtiler; onunla karşılaşmaktan ve onu düzene doğru biçimlendirmekten coşku duydular. Onlar kendilerindeki kaygıyı kabullenebiliyor ve bunu, düzensiz evrenlerini ‘yüreğin arzusuna daha yakın’ biçimlendirmekte’ kullanabiliyorlardı.”


 


Düzensizlik Yatkınlığı


Yaratıcı bireylerin dağınıklık ve düzensizliğe olan yatkınlıkları –genel bir kural olmasa bile– çeşitli doğrulamalarla biliniyor. Muhtemelen bu yatkınlıkta öğrenmeye, bilmeye ve araştırmaya aşırı ilginin, yoğunlaşabilme özelliğine karşın akışkan ve daldan dala atlayabilen düşünce sistematiğinin ve sonuca hızla ulaşma isteğinin etkileri var. Sınır ve kısıtlara takılmadan özgürce düşünme arzusu da böyle bir düzensizliği yaşamada katkı yapıyor olabilir.


 


Statükonun, abartılmış kuralların ve özgürlüğü engelleyen her türlü unsurun yaratıcı insanlar tarafından sorun olarak algılandığı biliniyor. Diğer yandan kayıtsızlık, özensizlik ve sorumsuzluğu da yaratıcılık ile karıştırmamak gerekiyor. Olumsuz bir davranış modeli, yaratıcılık için ‘haklı’ gerekçe olamaz.


 


Bugünün genelde kuruluş özelde işletmelerinde yaratıcı yeteneğin önemi giderek yükseliyor. Yaratıcı yetenek ise donanımlı ve nitelikli insan kaynağı anlamına geliyor. Bu kaynağa özellikle ar-ge, ür-ge, inovasyon, tasarım, iş geliştirme ve strateji gibi alanlarda duyulan ihtiyaç hızla yükseliyor. Yaratıcı insan kaynağına sahip olmak bir kuruluş için daha yüksek piyasa değeri anlamına geliyor.


 


Diğer yandan bir firmada yapılan bir dizi sıradan, operasyonel işler var. Bunlar kişilerden bağımsız olarak, bir sistem duyarlılığında gerçekleştirilmeli. Tanımlı operasyonel konularda çalışanların yönerge ve talimatlarla belirlenmiş olan iş modeline uygun davranmaları ve kişisel takdir yaklaşımını kullanmamaları gerekiyor. İşletmede kalitenin, tam zamanında teslimin ve müşteri memnuniyeti sürdürülebilir biçimde sağlamanın yolu, yaratıcı ve operasyonel insan kaynağının doğru karışımını oluşturmaktan geçiyor.