16 Temmuz 2019 Salı 125 Okunma

Kentlerin Mekânsal Durumu ve Planlama



Kent gibi çok sayıda insanın yaşadığı bir arada yaşadığı alanlarda farklı ihtiyaçlar, istekler, beklentiler ve çıkarların ortaya çıkması beklenen bir durumdur. Kentin kısıtlı kaynakları ile bunların tümünün karşılanması mümkün olmayınca –farklı tür ve düzeylerde– bir çatışma durumu ortaya çıkar. Toplum içi –kişiler ve topluluklar arası– çatışma ekonomik, siyasal, kültürel ve etnik biçimleriyle görünür. Çatışmayı yumuşatmanın, çözmenin veya çatışma nedenleri sürmeye devam ederken bir ortak payda bulmanın aracı iletişimdir.

Kent gibi bir yayılım alanında iletişim kapalı ve açık kamusal alanlarda gerçekleşir. Kentli yurttaşların bir araya gelerek iletişimde bulunabilecekleri, görüş alışverişi yapabilecekleri mekânlar yok ise –çatışmanın tek nedeni kamusal alan eksikliği olmasa bile– çatışma derinleşme ve çözümsüzlük eğilimini sürdürür.

Kamusal Alan Planlaması
Planlı biçimde gelişemeyen kent yerleşimlerinde kamusal alanların oluşumu farklı biçimde meydana gelir. Bu tür yerlerde ya kamusal alanlar oluşmaz ya da halkın kullanımın dışında, başka amaçlarla oluşturulur. Özellikle aşırı yayılım mertebesine gelmiş kent yerleşimlerinde kamusal alanların ‘özel’ ve sınırlandırılmış yerleşimlerde oluştuğunu görüyoruz. Zenginler için ve güvenlik adına kapalı duvarlarla çevrilmiş konut bölgelerinde oluşturulan kamusal alanlar sadece özel bir grup tarafından kullanılabiliyor.

Gene bu tür kamusal alanların –yurttaşları alışverişe ve tüketime yöneltmek üzere– büyük alışveriş merkezlerinde oluşturulduklarına tanık oluyoruz. Yüksek üyelik aidatlarıyla girilebilen kulüp türü özel yapılanmaların da ‘hali vakti yerinde’ üyelere kamusal alan imkân ve kolaylıkları sunduğu biliniyor. Bu ve benzeri ‘kamusal alan’ türleri dar gruplara ilişki ve iletişim olanakları arz ederken, aynı zamanda –günümüzde örneklerini sosyal medyada izlediğimiz türden– ‘benlik sunumu’ ortamı da yaratıyor.

Kenti havadan fotoğrafladığınızda yukarıda tanımlanan türden ‘zengin gettoları’ kentte kamusal alan varlığı yanılsaması yaratabilir. Hâlbuki kentte kamusal alanlar doğrudan yurttaşların kullanımına yönelik olmalıdır. ‘Zengin gettoları’ ve bu bağlamda oluşturulmuş ‘özel’ kamusal alanlar kent toplumunda başta gelir olmak üzere farklı boyutlarda bölünmeye neden oluyor. Bir sosyal bütünün ilişkisiz ve iletişimsiz biçimde bölünmesi sosyal gerginlik düzeyini ve çatışmayı artırıcı etkiler yapar.

Kamusal Alanda Buluşmak
Kamusal alan için kalite şeklinde bir nitelik belirlenmek istenirse bunu, o alanın yaşamın her kesiminden ve her gelir grubundan insanları bir araya getirme düzeyi olarak tanımlayabiliriz. Kentsel ölçülerle iyi veya kaliteli olarak nitelenebilecek bir kamusal alanda toplumun farklı kesimlerinden yurttaşlar buluşurken, herhangi bir grup diğerine baskın olmaz. Kamusal alan, herkese –örneğin kadınlara, yaşlılara, gençlere, engellilere–  açıktır.

Eğer bir kentte kamusal alan (mekân) eksikliği, uygunsuzluğu veya bunlarla ilgili tasarım sorunları yaşanıyorsa, muhtemelen orada ayrımcılık da çoktan filizlenmiş veya kök salmış demektir. Kamusal alan konusundaki sorunlar sayesinde topluluklar arasında gelir düzeyi, kültür, inanç veya etnisite nedeniyle kalın sınırlar çizilmeye başlar. Bir kentin başına gelebilecek en önemli tehditlerden birisi sosyal kutuplaşmadır ki, kamusal alanların oluşturulması ve yararlanma kalitesi bununla doğrudan ilintilidir.

Bir kentin gelişimi sadece plancıların, tasarımcıların veya kadrolu uzmanların işi değildir. Ancak halkın doğrudan ve olabildiğinde yüksek katılımı sayesinde kentteki kamusal alan oluşumu ve kullanımı doğru biçimde gelişebilir.