20 Temmuz 2019 Cumartesi 217 Okunma

Kentte Mekânı Geliştirmek ve Sağlık



Yaşanabilir bir kent öncelikle sağlık özellikleri ile kendini belli eder. Sağlıklı kentte temiz su kullanımı ve kanalizasyon altyapısı, kentin gelecekteki gelişimi de dikkate alınarak uzun vadeli çözüme kavuşturulmuştur. Böyle bir yerleşimde sağlıklı gıda erişim mümkün ve kolaydır. Başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere kentli yurttaşlar parklar, meydanlar, caddeler ve sokaklar gibi temiz ve bakımlı kentsel mekânları korkusuzca ve güven içinde kullanabilirler.

Sağlıklı Kent
Kentte kamusal mekân, sağlık yapısı ile koordineli yürür. Kamusal mekân ve sağlık gerekleri birbirleri ile doğrudan ilişkilidir. Sağlık merkezleri yurttaş eğitimi ve danışmanlığı açısından kamusal mekân özelliği gösterir. Diğer yandan kütüphaneler gibi diğer kültür temelli kamusal mekânlar da yurttaşların sağlık konusunda bilgilenmeleri için imkânlar sağlarlar. İyi özelliklerle donatılmış halk pazarları sağlıklı gıdaya erişim için kentin önemli mekânları arasında yer alır. Dünyada hızla yaygınlaşan obezite ve diyabet sorunlarını önemseyen kent yerleşimleri, kirlilik yaratan taşıt trafiğini azaltmaya özen gösterirken yurttaşları yürüyüşe teşvik eder. Taşıta bağlı yaşamın yaygınlaşmasında –muhtemelen başka kentsel sorunların oluşumunda da– hızla yaygınlaşan büyük alışveriş merkezlerinin etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Kentin kamusal mekân özellikleri duruma bağlı olarak olumlu veya olumsuz yönde kentli yurttaşın (dolayısıyla kent toplumunun) psikolojisini etkiliyor. Başarılı kentsel mekân uygulamaları zihinsel, duygusal ve bedensel olarak daha sağlıklı bir kent toplumu oluşturmak uygun zemini oluşturuyor. Giderek kalabalıklaşan kentlerde özellikle yeşil alanlar ve parklar, insanların ruhsal gerginliklerini atmaları için önemli araçlardan birisi olma fonksiyonunu yerine getiriyor. Kentsel mekânların daha sık, yaygın ve kitlesel kullanımı, komşulara birbirlerini tanıma fırsatı verirken suç oranını da düşüyor. Bu tür ortamlarda kurulan sivil toplum yapılanmaları (dernekler, kulüpler, topluluklar), çok yönlü sağlıklı kentsel yaşama katkı veriyorlar.

Sağlıklı kent, yurttaşlar aidiyet duygusu yaratır. İnsanlar kendilerini o yerleşime ait hissederler. Sonuçta bu duygu, kendi çevrelerine sahip çıkmalarına ve oradaki yaşanabilirlik şartlarını iyileştirmeye gayret etmelerine neden olur.

Kentsel Yeteneği Değerlendirmek
Bir işletme gibi bir kent de kenti oluşumunda beceriler, yetenekler ve yetkinlikler barındırır. Bu varlık, bilgi ve deneyim birikimini ise en iyi o yerleşimde yaşayanlar bilmesi gerekir. Kentin kamusal gündemini oluşturmaya başlamanın başlangıç adımı, kentte mevcut veya birikmiş olan yetenekleri ve kaynakları belirlemektir. Böylece bu birikimin değerlendirilmesine yönelik kamusal mekân düzenlemesi ve kullanımı için gerekli veri altyapısı sağlanmış olur. Yurttaşların kültürü ile mekân arasındaki bu ilişkilendirme, aynı zamanda sahiplendirme ihtiyacına da çözüm olacaktır.

Kentte başarılı, sürdürülebilir projeler için paydaşlık ve katılım birinci derecede önemlidir. Bu tespit, kentsel mekânın oluşturulması ve geliştirilmesi için de vazgeçilmez değerdedir. Kentsel mekân projelerinde bundan etkilenecek olan paydaşların katılımıyla yapılacak beyin fırtınası türünde çalışmalar hem projeyi iyileştirecek hem de sahiplenilecek ortak paydanın oluşumunu sağlayacaktır.

Kentin fiziksel gelişimiyle ilgili olan plancılar, mühendisler, mimarlar, trafik uzmanları pek çok durumda kendi kariyer tanımlarına içine sıkışık kalırlar. Hâlbuki kentin gerçek sahibi olan yurttaşlar kentsel yaşam açısından daha bütüncül bir bakışa sahiptir. Dolayısıyla kentsel vizyonun ve mekânsal gelişme bakışının oluşumuna kentli yurttaşları dâhil etmek daha sürdürülebilir ve benimsenmeyi kolay sonuçlara yol açar. Kentsel mekân oluşturma ve geliştirme süreçlerinde kaliteyi artırmanın yolu kent yönetimi ile kentsel paydaşlar arasındaki iletişim ve etkileşimi artırmaktır.

(Devamı var.)