2 Aralık 2019 Pazartesi 172 Okunma

Eskişehir’de Sürdürülebilir Turizm Ekonomisi

 


 


Bir kentte her yeni kültürel artifakt (etkinlik merkezi, müze, park, heykel vs.) yapımı turizm konusunun gündeme gelmesine neden oluyor. Sanki yeni her yapı, kentin ekonomisini kurtaracakmış gibi bir izlenim de yaratılmıyor değil. Hiç kuşkusuz; bir kentin turizm ekonomisi bir bina ya da herhangi bir eser ile kurtulabilecek bir sektör olamaz. Kurtulmuyor da…


 


1980’li yıllarda gelişmiş Batı ülkelerinde imalat endüstrilerin Uzakdoğu ülkelerine kaçmaya başlamaları ile birlikte turizm ekonomisine olan ilgi yoğunlaştı. Yerel yönetimler ihtiyaçlarını karşılayacak gelirleri yaratmak için kent turizmi konusuna odaklandılar. Küreselleşmenin etkilenmeye başladığı bu dönem bir yandan kentleri öne çıkarırken diğer yandan kentler açısından turizm gelirlerinin artmasına yol açtı.


 


Kent turizminin yükseliş yönelimi içinde bazı yerleşimler kendilerini iş dünyasının, kimileri sanatın ve özellikle edebiyatın, adlarını artık ezberlediğimiz bazı şehirler ise eğlencenin merkezi olarak konumlandırdılar. Tarih ve kültür ise tüm zamanlarda olduğu gibi 1980 sonrasındaki dönemde de turizmin vazgeçilmez unsurlarından oldu. Gene bu bağlamda sağlık, spor, kongre ve fuar gibi etkinliklerle öne çıkan yerleşim merkezlerini saymamız mümkün.


 


Kent turizmi açısından Batı kentlerinin yükseldiği bu süreçte Frig Vadileri’ni kast ederek “Üç tane kaya parçasını görmeye kim geldin?” diyen yerel kurum ve kuruluş yöneticilerimiz olduğunu hatırlıyoruz. Hâlâ Eskişehir’in tarihi ve kültürel varlıkları turizm açısından tam olarak değerlendirilemese de; kent turizmi konusunda kimi eski takıntıları aşmış görünüyoruz. Odunpazarı geleneksel yerleşimi imkânının ekonomik katma değer olarak gündeme gelmesiyle birlikte Eskişehir, kent turizmi alanında adımlar atmaya başladı. Şimdilerde kentin yerel yöneticilerinin önünde, kentsel turizm karmasını çeşitlendirecek yeni unsurların bulunması ve değerlendirilmesi görevi duruyor.


 


Odunpazarı semtinde gerçekleştirilen konutların yüzey iyileştirmeleri önemli bir atılım dayanağı oldu. Kentin değişik noktalarında oluşturulan yeşil alanlı parklar, kent merkezinde (estetik kalitesi tartışılır olsa da) kent mobilyaları, Porsuk Çayı çevresinin daha düzenli hale getirilmesi, eğlence yerleri ile AVM’lerin açılması ve eskiye oranla tanıtıma biraz daha fazla önem verilmesi Eskişehir’i günübirlik turizm açısından ilgi noktası haline getirdi. Kentteki iki üniversitede eğitim gören öğrencilerin aileleri günübirlik turizmin öncüleri oldular. Bahar ve yaz aylarında günlük turlar için Eskişehir’i ziyaret eden kişi sayısında ciddi artış gerçekleşti.


 


Günübirlik turizmin Eskişehir’e ne getirdiğini ölçmemiz gerekiyor. Bu konuda üniversitelerin tez ve araştırma projeleri yararlı olabilir. Ama kesin olan bir husus var ki; bir günlük turizm üzerine kurgulanmış bir ekonomi ile kente gerçek anlamda katkı sağlayacak katma değer yaratmak mümkün değil.


 


Günübirlik turizm, bir kent açısından çölde görülen bir serap gibi görünüyor. Heyecanla ona doğru koşuyorsun ama sonunda her şeyin bir hayalden (yanılsamadan) ibaret olduğunu fark ediyorsun. Söz konusu ettiğimiz hangi şehir olursa olsun; turist olarak bir günde gezmeyi başardığınız ve sizi çeken başka cazibelerin bir yerleşime yüzlerce kilometre uzaktan ikinci veya üçüncü kez neden gelesiniz ki?


 


Eğer Eskişehir’in yarattığı ekonomik katma değer içinde kent turizminin payı olacaksa (böyle bir niyet beyan ediyorsak) işlememiz gereken strateji belirlenmiş demektir: Günübirlik turizmi daha uzun süreli hale getirmek… Şu an mevcut olan turizm ürün ve hizmetleri bir günden uzun süreli turizmi destekler nitelikte görünmüyor. Dolayısıyla bir stratejik eylem planına ihtiyacımız var. Hiç kuşkusuz; yukarıda dile getirdiğim stratejiyi bir uygulanabilir stratejik eylem planı haline getirmek sabahtan akşama yapılabilecek bir iş değil.