16 Aralık 2019 Pazartesi 334 Okunma

Sivil Ekonomik Dayanışma

 


Geçtiğimiz hafta meslek odaları, sanayi-ticaret birlikleri ve iş odaklı sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek “Eskişehir İş Konseyi” başlıklı bir girişime başladılar. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Geçmişte kısa ömürlü benzerleri yaşadığımız bu girişimin başarılı ve verimli olmasını dileyelim. Önemli bulduğum bu tema nedeniyle bu haftaki günlük yazılarımı birbirini takip edecek biçimde işbirliği, ortak çalışma ve ortak payda üzerine kurgulayacağım.


 


En önemli özelliklerimizden birisinin birlikte iş yapamamak olduğuna pek çoğumuz katılır. Bunu okuldan işyerine, ekonomik yaşamdan sivil toplum faaliyetlerine kadar her alanda örneklemek mümkün olur. Köyünde imece geleneği olan bir toplumun birbirine kadar bu denli inançsız ve güvensiz olduğunu anlamak zor…


 


İmece, öz olarak yardımlaşma ve dayanışma anlamına gelir. Geleneksel köy kültürünün bir parçasıdır. Bir köy içinde veya köyler topluluğunda kimi işlerin gönüllü ya da zorunlu olarak işbirliği içinde birlikte yapılmasına imece denir. Genel olarak köyün yerel sorunlarının çözülmesi amacı ile imece usulü kullanılır. Köy fırınının temizlenmesi, okulun ihtiyaçlarının karşılanması veya köye gelen misafirlerin ağırlanması gibi işler imece yoluyla yapılır.


 


İmecenin yaygın olduğu dönemlerde genelde köylerin yol ve ulaşım sorunları vardı. Bu nedenle taşıma en yaygın imece örneklerinden birisi olurdu. Köye ulaşımın yaygınlaşması ve görsel medyanın geleneksel kültürü olumsuz etkilemeye başlaması ile birlikte imece usulü de yok olmaya başladı. Aslına bakarsanız; yerel kültür unsurların giderek kaybolması ve Batı kökenli kültürün baskısı altında kimi sosyal ve sivil geleneklerin unutulması, imecenin yok olmasından çok daha kapsamlı bir sorun olarak ortaya çıkıyor.


 


İmeceyle ilgili bu genel hatırlatmayı yaptıktan sonra; şimdi bunu dernek, vakıf, kulüp, topluluk vb gibi kuruluşlarda yapılan sivil toplum çalışmalarına bağlamak istiyorum. Köyde imeceyi var eden mantık, öncelikle ortak bir sorunun var olması ve ikincisi tek elden yapılırsa söz konusu işin çok zaman ve kaynak gerektirmesidir. Diğer yandan sivil toplum alanındaki sorunlar da köyün sorunları gibi –çevre, ayrımcılık, haklar ve özgürlükler, kültürün korunup geliştirilmesi benzeri– ortak konular etrafında oluşmaktadır. Dolayısıyla sivil toplum çalışmaları da toplumun farklı kesimlerinin işbirliği ve dayanışma içinde birlikte çalışmalarını gerektirir.


 


Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerine baktıklarımızda; bunların pek çoğunun ekonomik, insan gücü, alt yapı ve bilgi birikimi yönlerinden zayıf ve güçsüz olduğunu görürüz. Bu zafiyeti gidermenin yollarından birisi, sivil toplum alanda yapılacak çalışmalarda değişik kuruluşların bir araya gelerek imece oluşturmalarıdır. Bu yaklaşım, bu çağın ana fikirlerinden birisi olan ağ toplumu kavramına da son derece uygundur.


 


Ne yapmalı? Ortak payda ve uzlaşmaya daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günümüzde sivil toplum kuruluşları etkinliklerini başka kuruluşlarla birlikte yapmak fikrini, ilk planda tuttukları kriterler arasında bulundurmalı. Özellikle birbirine yakın çalışma alan ve konularına sahip kuruluşlar, imece usulünü bir iş modeli seçeneği olarak ciddiye almalı ve uygulamalı.


 


Sosyal imece usulü, sivil toplumu oluşturan unsurların gerçek anlamda sivil güç olmalarına, hiç kuşkusuz çok ciddi katkılar yapacaktır. Bu nedenle sivil toplum kuruluşları faaliyet türlerini belirlerken başka kurum ve kuruluşlarla birlikte yapabilecekleri etkinliklere önem verebilirler. Birlikte çalışma, yalnız kaynak ve zaman tasarrufu ve verimliliği sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda işbirliği ve güven konusundaki zayıflığını giderme yolunda adım atılmasını sağlayacaktır. Yaşadığımız çağın ağ toplumu olmasının gereği budur.