8 Temmuz 2020 Çarşamba 552 Okunma

Esnek Hayal Gücü


 


Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri” kitabımı yazma süreci, zihnimde yaratıcılık ile hayal edebilme becerisinin ilişkisini pekiştirmişti. Esnek ve olabildiğince özgür bir hayal süreci, yaratıcılığın beslendiği en değerli kaynakların ilk sıralarında yer alır.


 


Diğer yandan yaratıcılığın öncelikle bir sosyal ve kültürel iklim konusu olduğunu belirtmek gerekir. Her yaşanılan ortam, yaratıcılığı destekleme özelliğine sahip değilse; bireysel ölçekte yaratıcılığın gelişimi tesadüflere kalır. Özgür ve sağlıklı bir ortam, yaratıcılığı garanti etmemekle birlikte baskıcı, tek tip düşünme ve yaşamaya zorlayan bir ortam da mevcut yaratıcılığın ortaya çıkışını zorlaştırır. Bu nedenle yaratıcılığı geliştirmenin şartlarının başında, yaratıcılığın gelişmesini özendiren ve teşvik eden bir sosyal, kültürel ve mekânsal ortam oluşturmak gelir.


 


 “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” şeklindeki cevapsız soruyu hatırlayın. Aslında sorunun her iki cevabı da daha fazla bilgiye ve deneyime sahip olmayı ve bunları birbirleri ile karşılaştırarak sonuçlar çıkarmayı ifade eder. Çok olan örnek sayısı, daha fazla sayıda kıyaslama ve ortak ya da farklı özellik çıkarma imkânı sağlar. Kişi ne kadar çok sayıda seçeneği kıyaslayabilirse o denli zihinsel genişlik ve derinlik kazanır. Bu durum, aynı zamanda insan zihninin yaratıcı bir yönüne işaret eder.


 


Yaratıcı insan, bir fikirden başlayarak, başka fikirler ve çözümler üretebilme becerisine sahiptir. Onda yeni çözümler üretme ve bunlar arasında kolayca gezinme özelliği vardır. Bir tehdit ya da risk, onun için yeni bir fırsat üretme imkânıdır. Bir başarısız bir çözüm, başarılı bir başkası için yol göstericidir. Yaratıcı özellikleri ile tanınan kişiler (ya da kurumsal olarak kuruluşlar), bu konuda mükemmel örnekler oluşturur.


 


Yaratıcılık şartlarından birisi, özgürce sorular sorabilmektir. Herhangi bir andaki fikirlerle oynayabilme, onları ek sorularla esnetme ve kimi zaman ‘çılgınca’ gelebilen varsayımlar oluşturma yaratıcılığın özellikleri arasındadır. Bu bağlamda yaratıcı sonuçlara yol açan becerilerden birisi, birbirleri ile ilgisi yokmuş gibi görünen kavramlar, nesneler ve olaylar arasında ilişki kurabilmedir. Günümüzde çok popüler olan inovasyon konusundaki başarılı örnekler, bu türden çapraz eşlemeler içerir. Farklı unsurlar arasında çapraz ilişkilendirmeler konusunda yapılacak alıştırmalar, kişinin yaratıcılık özelliklerini geliştirici etki yapar.


 


Sosyal yaşam, bizi hayalci olmaktan uzaklaştırıp sıradanlıklar, alışkanlıklar ve korkulara yöneltiyor. ‘Çılgın’ ve farklı olmaktansa ‘akıllı’ ve aynı olmamız öğretiliyor. Hâlbuki yaratıcılığın temel unsurların birisi olan esnek hayal gücü alışılmamış ve denenmemiş olanın düşünülmesi ile yaşam buluyor. Kendimizi günlük sıradanlıkların dışına çıkartıp imkânsızlıkları görebilmek gerekiyor. Bir yetişkin iken bir çocuk merakına sahip olmalıyız ki şaşır(t)ma kapasitemizi yükseltebilelim. Her şeyi bilen bir yetişkin olarak davrandığımızda merak etme, şaşırma ve fanteziler üretme kapasitemizde düşüş oluyor. Hâlbuki yaratıcılığın özünde merak, şaşırma ve hatta fantastik mantıksızlık var.


 


Esnek hayalcilik yerine, ‘kalıba dökülmüş akılcılığı’ seçmenin yollarından birisi biteviye referanslara başvurmak ve onlara bağlı kalmayı seçmektir. Bu bakış açısı, sürekli olarak başkalarının ne dediği ya da diyeceği, kabul edilmiş kuralların neler olduğu, kitapta ne yazdığı veya ‘ustaların’ nasıl davrandığı ile ilgilenir. Kendisi ve özgün olmayı içine sindirmez; farklılaşma cesaretini gösteremez. Referansa aşırı bağlılık ve bağnazlık yaratıcı düşüncenin önündeki en ‘seçkin’ engeller arasında yer alır.


 


Kalıba dökülmüş akılcılık’ olarak ifade ettiğim ‘bağnaz akılcılık’ türü mantıklı olmayı, bilimsel ciddiyeti, analitik ve eleştirel düşünmeyi ve sonuç için emek verme gereğini dışarıda bırakmaz. Yaratıcı düşünce analitik beceriler olmadan başarılı sonuçlara dönüşmez. İyi çözümler için, yaratıcı ve analitik becerileri bir bütün içinde hamut etmek gerekir.