12 Temmuz 2020 Pazar 405 Okunma

Sepetten İyi Elmayı Seçmek

 


Bir problem karşısında iseniz ve bir çözüm istiyorsanız, muhtemelen aklınıza ilk gelen çözüm, en doğru seçenek değildir. Hele bu çözüme kendinize âşık hissediyorsanız, durum daha vahim demektir.


 


Sepetten iyi elmayı seçebilmek için birden fazla seçenek bulunması gerekir. Bunun farkında olan yaratıcı bireyler, fikir seçenekleri üretmede çalışkan ve çeviktirler. Ayrıca yeni fikir üretme sürecini hızlı bir şekilde gerçekleştirirler. Fikri çeviklik, hız ve akıcılık çok kısa zamanda çok sayıda seçenek üretmelerini sağlar.


 


Fikir sepetinde seçeneklerin oluşturulmasında sonra sıra, çözüme yönelik olarak uygun olanın seçilmesine gelir. Bu aşamada analitik yetenekler kullanılır. Seçenekler, belli kriterlere göre değerlendirildikten sonra sıraya konur; değer açısından ve kısıtlar ölçüsünde ağır basan tercih edilir.


 


Yaratıcılığı yeterince gelişkin olmayan kişiler ise, daha fikir sepetini yeterince seçenekle doldurmadan üretilen fikirleri eleştirmeye ve süzgeçlemeye başlarlar. Hiç kuşkusuz; üretilen fikirlerin birçoğu uygulama şansı bulmayacaktır. Ama sepetteki fikirlerin geliştirilmesi, bazılarının birleştirilmesi ve bulunanlara bakılarak yenilerinin üretilmesi imkân dâhilindedir. Bu nedenle daha baştan tek –hatta akla ilk gelen– ‘seçeneğe’, fikre ya da çözüme takılıp kalmak yaratıcılığı öldürür; başarılı bir çözüme ulaşmayı zorlaştırır.


 


Diğer yandan fikir üretme sürecini yarışma öncesi ısınma hareketleri yapan sporcunun durumuna benzetebiliriz. İlk fikirlerle ısınan birey, ürettiklerinin de katkılarıyla daha sonra çok daha ümit verici seçenekler geliştirebilecektir. Fikir üretme konusunda yapılan bazı bilimsel deneyler, ısınma turları sonrasında artan verimliliği ve üretkenliği doğruluyor.


 


Bir proje hazırlama ve geliştirme süreci düşünün. Erken verilen kararlara bağlı olarak yapılan yanlışlar, proje süresince ileriye doğru taşınmaya devam edilir. Örneğin bilgisayar yazılımı projelerinin başarısız biçimde sonlanmasının altındaki temel nedenlerden birisi, ilk aşamalarda verilen hatalı kararların büyüyerek proje performansını olumsuz etkilemesidir. Bir anlamda; proje ilerlerken başta yapılan yanlış da ileri aşamalara doğru büyütülerek taşınmaktadır. Bu nedenle gereke yaratıcılık gerekse geliştirme süreçlerinde bağlayıcı kararların ne zaman verilmesi gerektiği her zaman merak konusu olmuştur.


 


Yaratıcı kişilerin özelliklerinden birisi, belirsizliklere tahammül performansının yüksek olmasıdır. Karmaşıklık ve dağınıklıkla baş etmeyi bilen yaratıcı birey belirsizliklerden de çalışma sürecini bozacak biçimde etkilenmez. Bu özelliği onun bazı kararları erteleyebilmesine (geciktirebilmesine) imkân tanır. Acele kararlar vererek, erken yanlışları yaşamaz.


 


En kötü karar, verilmemiş olandır” şeklinde bir deyiş zihnimizin bir yerine kazınmış olabilir. Gerçekten kararsızlık, aynı zamanda çözümsüzlük anlamına gelir. Yaratıcı bireyin hızlı, çevik ve akıcı düşünme sistem geç karar verme (kararı uygun zaman kadar erteleme) imkânına sahip olmasını sağlar. Bunu “Geç karar ver; ama hızlı üret” şeklinde formüle edebiliriz. Bu slogan, başta yazılım alanı olmak üzere ‘çevik geliştirme’ yaklaşımının mottosu gibidir. Örneğin yaratıcı proje geliştirme süreci, birtakım belirsizlikleri içerir. Geliştirme sürecini varsayımlar ve öngörüler üzerine kurmak yerine; gerçekler belirleninceye kadar bazı bağlayıcı kararları geciktirmek gerekebilir. Geliştirme sürecinin karmaşıklık düzeyi arttıkça, bağlayıcı kararların olabildiğince geciktirilmesi, projenin değişebilme kapasitesini ve yeteneğini artırır.


 


Çoğu zaman yaşama olumsuz yönden bakarız. Üstünlüklerimiz yerine, zayıf ve güçsüz ya da çirkin bulduğumuz özelliklerimize odaklanmak çok yaygın bir durumdur. Yaratıcılık da bu kötü düşünce alışkanlıklarından ‘nasibini’ alır. Bu nedenle yaratıcılık özelliğimizi kullanmayı ve geliştirmeyi denemeyiz. Hâlbuki her birey, kendi yaratıcılık becerilerini geliştirebilir. Önemli olan, bu amaçla bir yol haritası çizmek ve ısrarlı biçimde uygulamaya koymaktır. Ya düşünürsünüz ya da başkaları sizin yerinize düşünür.