13 Temmuz 2020 Pazartesi 367 Okunma

Rekabet ve Ar-Ge

Ar-ge kısaltmasını, “araştırma ve geliştirme” hizmetlerini ifade etmek üzere kullanıyoruz. Ar-ge, yaşadığımız bilgi toplumunun önemli olgularından birisi. Sözcük, bir araştırma ve geliştirme ruhu yanında, örgütlerin bu yönünün geliştirilmesi amacıyla yapılmış yatırımları da ifade ediyor. Ar-ge kavramı, toplum ve devletten başlayıp ekonomik faaliyette bulunan firmalara ve sivil toplum kuruluşlarına kadar çok geniş bir tayfı içine alıyor. Son çeyrek yüzyılda teknolojideki önemli gelişmeler ar-genin önemini artırdı. Bu nedenle ar-ge kavramı, neredeyse günlük yaşamın unsurlarından birisi haline geldi.


 


Diğer yandan bilişim ve iletişimde oluşan yüksek ivmeli gelişim sayesinde sosyal aktörler arasındaki rekabet de son derece yüksek tempolara ve hacimlere ulaştı. Siyasal rekabet yanında sınai ve ticari firmaların birbirilerini dikkate alan koşusu neredeyse bir spor yarışması haline dönüştü. (Aslına bakarsanız; spor, ciddi bir ekonomik etkinlik haline dönüşürken, ekonomi de hem ulusal hem de sınırlar ötesi anlamda bir spor yarışması haline geldi.) Özetle; ar-ge gibi rekabet de her gün artan oranda günlük iş ve sosyal yaşamımızın bir parçası olmaya devam ediyor.


 


İster bir firma ister bir sosyal örgüt açısından bakın; rekabet ve ar-ge arasında çok yakın bir ilgi olduğuna hiç kuşku yok. Yönetim uzmanları, bir kuruluşun kendi pazarındaki rekabet gücünü artırabilmesi için ar-ge yetenek ve kapasitesini artırması gereğinden söz ediyorlar.


 


Rekabet ve ar-ge arasındaki ilişkinin, bir anlamda yumurta-tavuk ilişkisine benzediği de unutulmamalı. Örneğin bir ekonomide pazarın rekabet koşullarında iyileştirmeler sağlanmadan o ekonomideki ar-ge ortamının gelişmeyeceği bir gerçektir. Çünkü ar-ge, uzun vadede dolaylı getirilerine rağmen masraflar bölümüne yazılan bir kalemdir.


 


Özellikle kayıt dışı ekonominin yaygın olduğu durumlarda firmalar, rekabet şanslarını yükseleceği öngörülen maliyetler nedeniyle yitirmemek için ar-ge yatırımlarına yönelmeyebilirler. Ar-ge yatırımlarındaki daralma ise toplumda ve ekonomide inovasyonun güdük kalmasına neden olur. Pazarda rekabet koşullarının iyileştirilmesinin ve ar-ge faaliyetlerinin artırılmasının, ekonominin büyümesi ve istihdamın artırılması üzerinde olumlu katkıları olacağına hiç kuşku yoktur.


 


Rekabeti zora sokan unsurlar arasında çok ciddi bir sorun olan kayıtdışı ekonomi ile yeterli ölçüde mücadele etmeyen bir devlet yönetimi anlayışının, toplumda ve ekonomide yer alan aktörlerden ar-ge beklemeye de hakkı yoktur. Ülkenin bilimsel, teknolojik ve innovatif gelişiminin yolu, öncelikle kayıtdışı ile mücadele etmekten geçmektedir.


 


Özellikle ekonomide ar-ge etkinliklerinin artılmasının yollarından birisi, firmalar ile üniversitelerin etkileşimini ve birlikte iş yapma imkânlarını artırmaktır. Bu ortak platformlar için yaratıcı yol ve yöntemlere ihtiyacımız var. Bugüne kadar örneklerini gördüğümüz kuruluşlar arası protokollerin veya teknopark denemelerinin beklenen ölçüde başarılı olamadığı ortadadır.


 


Dünyada ekonomik savaş, giderek keskinleşiyor. Gelişmişlerle daha az gelişmişler arasındaki uçurumun büyümesi tehdidini biz de giderek daha yakından hissetmekteyiz. Yeni çağı yakalamanın araçlarından birisi, toplumda ve ekonomide ‘temiz rekabet’ koşullarında ar-ge ruhunu hızla geliştirmektir.