14 Temmuz 2020 Salı 208 Okunma

Ar-Ge Nedir?

 


 


Medya manşetlerinde yepyeni bir ürün ya da hizmetle karşılaştığımız anı düşünün. Adeta bir anda ortaya çıkıvermiş gibi görünür. Sanki usta bir sihirbaz bu yeniliği bir anda ortaya çıkarmış gibidir. Gerçekten yeni bir ürünün veya hizmetin ortaya çıkışı böyle mi oluyor? Bu çarpıcı ortaya çıkışın arkasındaki çok zeki ya da deneyimli bir uzman olabilir mi? Bir devasa beynin becerisi midir? Hiç kuşkusuz; böyle değil.


 


Her yeniliğin arka planında sektöre bağlı olarak kısa veya uzun sürede, ama yoğun biçimde gerçekleşmiş –kısaca ar-ge şeklinde kısalttığımız– araştırma ve geliştirme çalışmaları var. Hatta kimi durumlarda çeşitli ar-ge çalışmaları bir tren katarını oluşturur birbirinin ardına eklemleniyor. Başlarken teknik yaşamın günlük faaliyetlerinde sıklıkla kullandığımız sözcük olan “Ar-ge nedir?” sorusunu sağlam biçimde tanımlamak gerekiyor.


 


Araştırma ve geliştirme (ar-ge); çeşitli misyona sahip olabilen kuruluşlarda (örneğin işletmelerde) yeni ürün, hizmet veya süreçlerin oluşturulmasına yönelik olarak yapılan yaratıcı ve sistemli çalışmalardır. OECD, ar-ge’yi şöyle tanımlar: “Araştırma ve deneysel geliştirme (Ar-Ge); insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığınn artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmalardır. Ar-ge terimi üç faaliyeti kapsar: Temel araştırma, uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme.”


 


Ar-ge kavramını başka sözcüklerle de tanımlayabiliriz. Ar-ge; bilim ve teknolojisinin gelişimini hedefleyecek biçimde yeni bilgileri oluşturmak veya mevcut bilgi birikimi ile yeni malzeme, ürün, hizmet, süreç ve araçlar geliştirmek üzere yapılan düzenli çalışmalardır. Ar-ge; inovasyona veya bilimsel – teknolojik bilgi üretilmesine yönelik organize edilmiş faaliyetlerdir. Son yıllardaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler içinde bilişim, yazılım, iletişim ve İnternet’in yükselen konumunu dikkate alarak ar-ge’yi bunlardan ayrı düşünmek mümkün olmadığının altını çizmeliyiz.


 


Ar-ge, çok farklı alan ve konularda çalışan kuruluşları ilgilendirmekle birlikte gerçek ağırlığını iş-işletme sektörlerinde ortaya koyar. Küreselleşen iş yaşamının hızlı değişen ve sertleşen rekabet şartlarını gözlediğimizde işletmelerin ‘oldukları gibi kalmayı’ hedeflemelerinin mümkün olmadığını kavrıyoruz. Ayrıca sürdürülebilirliklerini ve gelişmelerini tesadüflere veya kendi dışlarındaki başka faktörlerin yaratacağı ‘şanslı fırsatlara’ da bırakamazlar. Kalıcı olmak ve düzenli gelişebilmek işletmenin akıllı, düzenli, sistemli ve yaratıcı çabalarına bağlı olacaktır. Dolayısıyla işletmeler yeniliklerin kaynağı olarak planlı ve sistemli ar-ge faaliyetleri ile gelişmelerinin önünü açmak zorundalar.


 


İşletmeler mevcut sorunlarına çözüm bulma yanında yeni değer yaratmaya yönelik olarak yeni malzeme, ürün, hizmet, süreç, araç, üretim yöntemi veya iş yapma biçimleri oluşturmak için de ar-ge’ye ihtiyaç duyarlar. Ar-ge fonksiyonunun ne oranda işletmenin içinde olacağı, ne kadarının dışarıdan kaynak kullanma (outsourcing) yoluyla sağlanacağı işletmenin iş modeli ile ilgilidir. İçeriden veya dışarıdan sağlanma oranlarından bağımsız olan şart, çağdaş işletme için ar-ge’nin vazgeçilemez olduğudur.


 


Ar-ge neden gereklidir? Müşterilerin problemlerini çözmek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için yeni teknolojilerin ve uygulamaların geliştirilmesi, işletmede araştırma ve geliştirme fonksiyonunun üstendiği bir görevdir. İşletmenin çekirdek yetenek niteliği taşıyan teknolojik birikim ve deneyimi, büyük ölçüde ar-ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkar. Özetle; şartları giderek ağırlaşan iş-işletme yaşamında kalıcı, sürdürülebilir ve katma değerli kalabilmenin yolu ar-ge’ye önem vermekten geçmekte; ar-ge, işletme için var olma savaşının en değerli unsurlarından birisi olmaya devam etmektedir.