5 Ağustos 2020 Çarşamba 283 Okunma

Kentte Değer Yaratmak


 


Yaratıcı veya yenilikçi düşüncenin yöntemlerinden birisi farklı ‘şeyler’ arasında ilişki kurmayı denemektir. Örneğin bir pazarda kullanılan satış tekniğini bir başka pazara taşımayı öngörmek yeni satış açılımlarına neden olabilir. Doğanın kullandığı yaklaşımları üretim alanına taşımayı öngörmek işletmeler için yeni ufuklar açabilir. Farklı kategorilerdeki unsurları ilişkilendirmek sosyo-ekonomik dünyayı çeşitlendirir, zenginleştirir. Bu çaprazlama yaklaşımını insan yaşamına da uygulayarak yeni imkânlar yaratabiliriz.


 


Hiçbir zaman dilimi geçmişten bağımsız değildir. Her dönem içinde geçmişin kalıntılarını barındırır. Benzer biçimde gelecek de şimdiki zamanın içinde filizlenmeye başlar. Mevcut olan durumu altüst edecek değişim unsurları var olanın içinde yeşerir. Bir bakıma şimdiki zaman kendisini yok edecek olan geleceği içinde büyütür.


 


Küreselleşme ve yerelleşmenin birlikte ele yükselişinin kökleri bu karşıt doğurganlığa ve birlikteliğe dayanır. Bu ikili çatışmaya yenilik (yenilikçilik, yenileşim) olarak da isimlendirdiğimiz inovasyonu kattığımızda yaşadığımız dünyayı yorumlamanın yeni olanaklarını bulabiliriz.


 


20’nci yüzyılın ortalarından bu yana ülkemize egemen olan temel olgulardan birisinin çok boyutlu sosyal göç olduğunu biliyoruz. Kırdan kente, köyden ilçeye ve kente, karadan denize, Doğudan Batıya, az güvenliden çok güvenliye ve az gelişmişten çok gelişmişe doğru hâlâ sonlanmamış bir sosyal göç yaşanıyor. Bu sosyal hareketliliğin pek çok sonucu var. Göç alan ve veren kentlerde yerel yönetim maliyetleri açısından dengesizlikler oluşuyor.


 


Küreselleşme olgusu, dünyanın bazı kentlerine yeni fırsatlar sunarken, kimi yerleşimleri tehdit ediyor. Büyük yerleşimlerin önünde kentsel katma değer oranında iyileştirmeler yaratmak, daha fazla sermayeye daha nitelikli işgücü hazırlamak, doğal ve kültürel varlıkların korunmasına özen göstermek ve yeşil ekosistem felsefesi çerçevesinde sürdürülebilirliği sağlamak gibi görev ve sorumluluklar var.


 


Bir kentin diğerleri ile rekabet etme yeteneği, kentin sürdürülebilir yaşanabilirlik göstergelerinin gelişkinliği veya yönetsel açıdan kentsel konfor düzeyinin yükselme potansiyeli ile ilgili… Kentler arası rekabetin ana ekseninde o kentin sermaye yapısı yatıyor. Kendi ölçeğinde daha büyük bir güç olarak var olmayı arzulayan kentin, iç ve dış sermaye kaynaklarından desteklenmesi gerekiyor.


 


Bizim kentlerimiz içsel dinamiklerinin zayıflığı ile adeta işletmelerimizin bir kopyasını oluşturuyor. İçsel dinamikler ve büyüme isteği yüksek olmayınca yarışta geri düşmemek için yeni kaynağa gerek duyuluyor. Özetle; kentler arası ekonomik, sosyal ve kültürel yarışta kentin ekonomik yatırım potansiyelinin özel bir önemi var.


 


Kentin değişimini sadece kendi dinamizmine (ya da ataletine) bırakmak, zaten büyüme yetkinliğini içsel olarak barındırmayan kentler ve işletmeler mevcudiyetinde akılcı değil. Kentte değişik sektörlerde iş yapan işletmelerin oransal dağılımı, yeni işletmeler için kolaylaştırıcı unsurlar ve katma değer yaratabilecek üzerinde ciddiyetle durulması gerekiyor.


 


Bir kentin rekabetteki şansını anlamanın ilk göstergesi, o kentin finans yapısıdır.


Diğer yandan finansman örgütlerinin yapılanması, hizmet sektöründeki firmaların dağılımı ve eğitim kurumlarının varlığı önemlidir. Ulaşım ve iletişim altyapısı, günümüz kentlerinin farklılaşma unsurlarından birisidir. Ulaşım krizleri yaşayan kentlerin yarışta başarılı olması mümkün mü?