22 Ekim 2020 Perşembe 275 Okunma

Yaşam Sevincini Yükseltebilmek

Covid-19 salgını ile iyice daraldık. Yaşadığımız ortam, sadece bedenimizi değil; duygu ve düşünce dünyamızı da etkiliyor. Soğuktan ve sıcaktan etkileniyoruz. Soğuk kış günlerinde sanki içimize dönüp dış dünyaya kapanmak gibi bir hal oluştuğu da oluyor. Hâlbuki yaşam, yaz–kış demeden sürüp gidiyor. Her durumda insanın yaşam sevincini yüksek tutabilmesi gerekli…


 


İnsanın karakteri, bedeninin anne rahminde oluşması ile biçimlenmeye başlıyor. Bu oluşumda bebekliğin ve çocukluğun da önemli ve kalıcı etkileri var. Daha sonra yaşanan olumlu ve olumsuz olaylar insan karakterini bir deneyimler kitabına dönüştürüyor; aralarında bazıları olumsuz olabilen kalıcı karakter özellikleri yaratıyor. İlerleyen yıllarda insanın ruhsal yapısının değiştirilmesi tümüyle mümkün olamasa bile bazı iyileştirmeler ve geliştirmeler yapmak mümkün. Sanırım, olumlu olmak da kısmen de olsa öğrenilebilir değişikliklerden…


 


Olaylara ve kişilere farklı açılardan bakabilmeyi becermenin önemli olduğunu düşünüyorum. Korkularımız ve alışkanlıklarımız genelde bizi sabit bir bakış açısına kilitlerler. Olumlu veya olumsuz yaşadığımız olaylara, deneyimlere birer ders olarak bakıp onlardan yaşam ilkeleri çıkarmak bize farklı bakabilme yeteneğini kazandırır. Böylece yaşamdan korkmadan, alışkanlıklarımıza takılmadan zihnimizi olumlu yönde koşullayabiliriz.


 


Aramızda özellikle yalnız kaldığında veya uyumak üzere başını yastığa koyduğunda kendiyle iç konuşmalar yapmayanımız yok gibidir. O anlarda o gün gelişen olayları, çözmemiz gereken problemleri içsel olarak gözden geçiririz. Bu süreçte önemli olan, iç konuşmaları olumlu bir yola sevk edebilmektedir. Kendimizle olan dağınık ve negatif iletişimi dışlayıp olumlu iç konuşmalar yapabildiğimizde bunun yaşamımızın her anına ve noktasına yansıdığını neşeyle gözlemleriz.


 


İnsanın kendi değişimi için zaman ayırması gerekir. Bu seçimin bilinçli olarak yapılması bizi problem çözme işlerinde güçlendirir ve deneyim kazandırır. Örneğin her sabah o günü nasıl daha olumlu kılabileceğiniz üzerinde birkaç dakika düşünüp akıl yürütmenin yararlarını tüm günü keyifle geçirerek yaşayabilirsiniz. Tabii ki bunun aksi de doğrudur; olumsuz kurgularla başlayan bir gün muhtemelen sevimsiz olaylara gebe olabilecektir. Veya siz olanı biteni negatif bir bakış açısı ile içinize sindireceksiniz. Sabah saatlerinde o günü olumlu kurgulamak üzere ayrılan bir dakika, size neşeli, enerjili, eğlenceli ve başarılı bir tam gün olarak dönebilir.


 


Alışılmış tavırlarımız vardır. Öyle ki, bir durum karşısında ezberlenmiş gibi davranırız. Hatta bu, bizim için bir yaşam modeli haline gelmiştir. Bu tavrı değiştirmek üzere önce onu fark etmek, sonra sorgulamak belki uzunca bir süredir çözemediğimiz sorun ve sıkıntıların aşılmasının başlangıç noktası olabilir. Bunu başlatmak için alışılmış tavrımızı gözden geçirmek üzere birkaç dakika ayırabiliriz. Örneğin artık kendimizi her zaman yaptığımız gibi eleştirerek, beğenmeyerek ve kötüleyerek değil, belki biraz şımartarak, kendimize biraz pozitif ayrıcalık tanımayı deneyerek başlayabiliriz.


 


Yaşamımızı çekilmez kılan olgular arasında geçmişte yaşadıklarımızla ilgili pişmanlıklar önemli bir yer tutar. Onlara ah vah etmekten bugünü yaşamayı beceremeyiz. Bugünü kaybetmek ise devamla yarını kaybetmek anlamına gelir. En kısa sürede dün ile geçmişteki pişmanlıklar ile hesaplaşmamızı bitirip bugünü yaşamaya ve olumlu olabilecek bir geleceğe hazırlanmaya başlamalıyız.


 


Sonbahardan kışa doğru giderken sıcaklık ve gün ışığı, bahara ve yaza göre çok daha az… Azalan gün ışığı, düşen sıcaklık bizi olumsuz etkileyebilir. Her şeye rağmen olumlu bir ruh hali için savaşmanın iyi zamanlardan birisi. Her gün korkularımızı ve olumsuz alışkanlıklarımızı alt edebilmek için mücadele yöntemlerini gözden geçirmek adına iyi bir fırsat oluşturur.


 


Tasa, güç bir durumdan kurtulmayı düşünerek yaşadığımız üzüntüdür. Bugünü tasalarımızdan birinden kurtulmak için güzel bir fırsat olarak değerlendirebiliriz. Nasıl kurtulacağımıza gelince; bu amaçla eski başarılarımızdan yararlanabiliriz. Daha önce böyle bir durumdan nasıl kurtulduğunuzu hatırlamaya çalışın. Eğer kendi yaşamınızdan bir örnek bulamazsanız, yakın çevrenizi araştırmayı deneyebilirsiniz. Benzetmeler, her zaman iyi ipuçları verirler. Sonuç olarak yakaladığınız deneyimlerden de yararlanarak sizi olumsuz etkileyen tasanızın üzerine yürüyün. Eminim, gerekli kurtuluş yolunu geliştirebileceksiniz. Olumlu olabilmenin, mutlu bir yaşamı yakalamanın birinci koşulu kendine, kendi yaşam deneyimine güvenmeye başlamaktır.


 


Bazen bizi karamsarlığa sürükleyen bir tasamız, sandığımızdan çok daha az önemli olabilir. Belki de ona gereğinden fazla değer vererek yaşamımızı olumsuz etkilemesine neden oluyoruz. Bu durumu doğru anlayabilecek bir insanla konuyu konuşmak çok yararlı olabilir. İşinin uzmanı ruhsal danışmanların yerine getirdikleri işlev de esasen budur.


 


Yukarıda sözünü ettiğim gibi, bazen ayağımıza takılanlar sadece küçük taşlardır. Genelde onlara yeterli dikkat ve önemle bakmadığımız için bize ciddi sorunlar olarak görünürler. Mutluluğumuzun önünde engeller oluşturan küçük engelleri incelemek için ayıracağımız birkaç dakika, bize mutlu bir yaşamı geri kazandırabilir.


 


O bunu dedi, şu şunu dedi”... Nasıl da karartıverir ufkumuzu çevremizdeki insanların haksız sözleri. Beynimizden vurulmuşa döneriz. Çoğu zaman doğru olup olmadığını bile sorgulamadan hakkımızda söylenenlerin bizi etkilemesine izin veririz.


 


Diyelim ki, hakkımızda konuşulduğu doğru olsun. Çevreden gelen seslerin bir radyodan yayılan konuşmalara benzediğini hatırlayın. Eğer dinlemek istemiyorsanız ses düğmesini kısın, olsun bitsin. Kendinizi doğru motive ederek bunu yapabilirsiniz. Unutmayın; duyup duymamak, dinleyip dinlememek tamamen sizin elinizde.


 


Eğer sözler kâğıt üzerinde sözcükler ise bu durumda yine yukarıda anlattığım yaklaşımı kullanabilirsiniz. Siz o sözcükleri ne kadar okumak isterseniz yazılar o denli büyürler ve beyninizi oymaya devam ederler. Eğer tüm bunların sizin mutluluğunuzu çaldıklarını fark eder ve bunlara hak ettikleri değeri verirseniz kum taneleri gibi küçülür ve sizin mutluluk rüzgârınızda savrulur giderler.


 


İnsanın kendisiyle konuşması, hesaplaşması yaşadıklarından dersler çıkarması açısından yararlı olabilir. Ama bunun bir ölçüsü olması gerekir. İç konuşmalar genelde çok hızla büyüme özelliğine sahiptir. Bir hortum bizi içine alabilir. Bu durumda iç ses bize katkı koyacağına olumsuz olarak etkilemeye başlar. İç konuşmanın ses düğmesini kısmamız gereken zamanlar olabilir. Özetle; iç konuşmalarımızın çokluğunu ve niteliğini düşünmek üzere kendimize birkaç dakika ayırmak yararlı bir davranış olur.