15 Ocak 2021 Cuma 523 Okunma

Enerjiyi Biçimlendiren Yönelimler

Günümüzde enerji ihtiyacının büyük bölümü kömür, gaz ve petrol olarak isimlendirebileceğimiz fosil yakıtlardan karşılanıyor. Bunların tükenebilir olması akla ilk gelen sorun… Diğer yandan günümüzde yaşayan çevre kirliliğinin, iklim değişikliklerinin ve küresel ısınmanın ana kaynakları olarak fosil yakıt tüketimi sürülüyor. Elektrik enerjisi için temiz bir kaynak olarak önerilen hidroelektrik potansiyelin kullanımı da doğanın yok edilmesine yol açtığından 20’nci yüzyılın son çeyreği öncesindeki ilgiyi görmüyor.


1970’li yıllardan itibaren ilgi görmeye başlayan yenilenebilir enerji kaynakları ise henüz arzu edilen kullanım düzeyine ulaşamadı. Bu tür kapsamında güneş ve rüzgâr enerjisinin kullanımından büyük beklentiler var. Güneş enerjisinin kullanımına ilişkin teknolojiler konusunda ciddi yatırımlar var. Yer altı enerjisinden ısı pompaları ile yararlanmak bir başka seçenek olarak gündeme geliyor. Yüksek refah ve artan sanayileşme özlemleri içinde olan ekonomilere, sözü edilen bu yenilenebilir enerji kaynakları yeterli olacak mı? Her ne kadar büyük potansiyel değerlerinden söz edilse de; bu soruya “Evet” cevabını vermek için biraz erken… Çünkü karşımızda büyük hızla artan dünya nüfusu ve çılgınca yükselen üretim - tüketim yönelimleri var.


 


Enerji, ekonomik hareketlilik ise nerede eş anlamlı bir sözcüktür. Üretici ekonomik faaliyetlerin oluşması için enerji kullanımı kaçınılmazdır. Aynı yaklaşımı, tüketimin pek çok alanı için de söyleyebiliriz. Üretim ve tüketim alanlarında oluşacak her değişim, çok yakından enerji kullanımı ile ilgilidir.


 


Enerji; kalkınma, güvenlik, sosyal ve ekonomik istikrar için gerekli faktörlerin ilk sıralarında yer alır. Enerji kullanım profilinde olabilecek değişiklikler, sadece bu sektörde kalmayıp ekonomik yaşamın tamamına yayılma ve yansıma niteliğine sahiptir.


Önümüzdeki 30-35 yıl içinde dünya enerji kaynakları, küresel talebi karşılamak için yetersiz hale gelecek. Küresel büyümeye cevap verebilmek için yeni kaynaklar bulunmak zorunda… Bu kaynaklar bulunmadığı takdirde mevcutlar üzerinde kaynak paylaşım mücadelelerinin (geçtiğimiz yakın yıllarda Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da gördüklerimizden) çok daha keskin hale gelmesi hiç şaşırtıcı olmaz.


Enerji sorununun çözümü yolunda ciddi bir açılım sağlanamazsa, 21’inci yüzyılın en ciddi problemlerinden birisi enerji odaklı şiddetin tırmanması olabilir. Her boyutta enerji hırsızlığının artması da gözlenecek olay türlerinden bir başkası olarak ortaya çıkacak. Enerji merkezli şiddetin özü ve biçimi ne olursa olsun; kaçınılmaz sonuç, küresel barışın zarar görmesi ve her düzeyde güvenlik ihtiyacının artması şeklinde oluşacak.


Enerji; sağlık, gıda, ulaşım ve ticaret gibi yaşamsal sektörler için vazgeçilmez önemdedir. Bu sektörlerdeki gelişmeler dikkate alındığında gelecekte enerjinin önem ve ağırlığının artacağını söylemek kehanet olmaz.


Petrolün belirsiz geleceğine bakarak akaryakıt ve gaz eksenli enerjinin siyasal ve ekonomik olarak sürdürülebilir olamayacağı ortada… Diğer yandan ufukta kısa vadeli çözümler görülmediği dikkate alınırsa 21’inci yüzyılda da (rezervlerinin azalıyor ve fiyatının artıyor olmasına karşın) petrolün önemli bir enerji kaynağı olmaya devam edeceğini söyleyebiliriz.


Eğer fiyat olarak daha uygun ve petrole göre daha düşük maliyetli yeni enerji kaynakları bulunmazsa ulusal hâsılaların, büyümeni ve üretkenliğin düşeceği son derece açık. Dünyanın geleceğinin garanti altına alınması için yeni enerji kaynaklarını bulunması gerekiyor.


Dünya üzerinde yaşayan insanların refah beklentileri (bazı ülke ve bölgelerdeki açlığa ve yoksulluğa rağmen) biteviye yükseliyor. Bu refah talebinin karşılanabilmesi için önümüzdeki 30-40 yıl içerisinde bol, yenilenebilir ve düşük maliyetli yeni enerji tür ve kaynakları bulunmak zorunda…


Enerji yetersizliği bir yana; günümüzde kullanılan enerji türleri fosil yakıtlardan kaynaklanan karbon esaslı kirlilik yaratıyor. Bu kirlilik ise kimi zaman açıktan bazı durumlarda ise gizliden gizliye insan sağlığı için riskler ve tehditler oluşturuyor.


Yukarıda sözünü ettiğimi gibi; enerji eksenli bir güvenlik sorunu dünya barışını tehdit edecek unsurlardan birisi olarak görünüyor. Hayal severler veya komplo mühendisleri için enerji güvenliği sorununu şimdiden ‘müjdelemek’ yanlış olmaz.


Son olarak; hızlı gelişen nano teknolojiden söz etmeliyim. Yeni teknolojiler, geleneksel enerji kullanımında önemli değişimlere yol açmaya aday… Nano teknolojinin bazı ürün, araç ve aygıtların boyutlarını ve işleyişini farklılaştırması, dünyanın enerji ihtiyacının görece azalması yönünde etki yapabilir. Muhtemelen nano teknoloji sayesinde çok daha az enerji talep eden araç, aygıt ve makineleri kullanıyor olacağız. 


Son söz: Yeni dünyayı anlamak isteyen enerji konu ve sorunlarının ne yöne yol aldığını anlamak zorunda…