5 Mart 2021 Cuma 375 Okunma

Yapay Zekâ, Robotlar ve Bilişim

Günümüzde teknoloji o kadar hızlı gelişiyor ve ilerleme sağlıyor ki bu, değişim hızının da hızlanmasına neden oluyor. Bunu nasıl yorumlayabiliriz? Öyle anlaşılıyor; yeni teknoloji yönelimlerini en azından izlememiz gerekiyor. Gelecekte güvenli bir iş edinmek ve bu işi sürdürülebilir kılmak için hangi becerileri edinmemiz gerektiğini öğrenmek için yeni ve evrimleşen teknolojilere göz-kulak vermemiz kaçınılmaz… 


Geçmişi oldukça eski olan yapay zekâ, son on yılda çok fazla ses getirdi, ancak yeni teknoloji yönelimlerinden biri olmaya devam ediyor. Yapay zekânın kişisel, sosyal ve ekonomik etkileri henüz başlangıç seviyesinde olmayı sürdürüyor. Henüz yapay zekânın “yapay dar zekâ” olarak isimlendirdiğimiz erken dönemini yaşıyoruz. Yapay zekâ; şimdiki durumda görüntü ve konuşma tanıma, navigasyon uygulamaları, akıllı telefon kişisel asistanları, sürüş paylaşım uygulamaları ve benzerlerindeki üstünlüğüyle biliniyor.


Yapay zekânın mevcut ve sonraki uygulamaları bu saydıklarımdan ibaret değil. Yapay zekâ; olayların ve olguların altta yatan bağlantılarını belirlemek ve bunlar hakkında içgörüleri edinmek kendine uygulama alanları bulacak. Yetkililerin kaynak kullanımı hakkında daha iyi kararlar vermesini sağlamak, hastane hizmetlerine olan talebi tahmin etmeye yardımcı olmak ve derlenen içindeki verileri analiz ederek müşteri davranışının değişen modellerini tespit etmek için daha fazla kullanılacak. Hızlanan bilişim donanımının ve gelişen sensörlerin yardımıyla olaylara ilişkin verilere neredeyse gerçek zamanda erişmemizi, bunları analiz etmemizi, değerlendirmemizi ve yorumlamamızı sağlayacak. Bu çerçevede yapay zekâ, sektörler arasında yaygınlaşırken, geliştirme, programlama, test etme ve destek gibi alanlarında yeni işler yaratacak. Bu da ciddi bir ekonomi anlamına geliyor. 


Yapay zekanın alt kümesi olan makine öğrenmesi de her tür sektörde uygulanıyor ve bu nedenle yetenekli profesyoneller için büyük bir talep yaratıyor. Yapılan küresel araştırmalar; yapay zekâ, makine öğrenmesi ve otomasyonun 2025 yılına kadar gelişmiş ekonomilerde yeni işlerin yüzde 10’una yakınını oluşturacağını öngörüyor. Yeni iş pozisyonları arasında robot izleme uzmanlığı, veri bilimciliği, otomasyon uzmanlığı, içerik yaratıcılığı vb. kazandıran sıralarda yer alacak.


Yapay zekâ ve makine öğrenmesi gibi, robotik süreç otomasyonu da işleri otomatikleştiren başka bir teknolojidir. Robotik süreç otomasyonu; uygulamaları yorumlama, faaliyetleri denetleme ve yönetme, verileri işleme ve hatta e-postaları cevaplama gibi iş süreçlerini otomatikleştirmek için yazılım kullanımıdır. Robotlardan beklendiği şekliyle robotik süreç otomasyonu, insanların geleneksel olarak yapageldiği tekrarlı görevleri otomatikleştirir. Yapılan araştırmalar, mesleklerin yaklaşık yüzde 5’inin tamamen ve yüzde 60’ının kısmen otomatikleştirilebileceğini öngörüyor. Bu durum; küresel ölçekte iş pozisyonlarının yaklaşık yüzde 10’unu tehdit ederken, teknolojilerin yeni iş pozisyonları açabileceği tahmin ediliyor.


Teknolojik gelişimin erken döneminin yönelimi olan bulut bilişim; Amazon, Microsoft ve Google gibi oyuncular ile ana akım haline geldi. Giderek daha fazla işletme bir bulut çözümüne geçtikçe, bulut bilişimin benimsenmesi de artıyor. Ancak bulut bilişim artık gelişen teknoloji yönelimi değil; onun yerini uç bilişim alıyor.


Kuruluşların ‘baş etmek zorunda kaldıkları’ veri miktarı artmaya devam ettikçe, bulut bilişimin bazı eksiklikleri fark edildi. Uç bilişim, bulut bilişimin neden olduğu gecikmeyi atlamanın ve işlenmek üzere bir veri merkezine veri göndermek yerine bazı işleri ‘yakında’ çözmenin bir yolu olarak tasarlanmıştır. Bu nedenle uç bilişim, “yakın bilişim” olarak da anılır. Uç bilişim, merkezi bir sunucuya erişimi sınırlı veya hiç bağlantısı olmayan uzak konumlarda zamana duyarlı verileri işlemek için kullanılabilir. Bu gibi durumlarda uç bilişim, bir yakın mini veri merkezi gibi davranabilir. 50 milyar gibi akıllı-bağlantılı nesne öngörüsü yapılan, çok uzak olmayan gelecek için Nesnelerin İnterneti cihazlarının kullanımı arttıkça uç bilişim de artacak. Uç bilişim, yeni iş pozisyonları vaat etmesi açısından ilginç bir gelişmedir.


Bir başka dikkat çekici teknoloji yönelimi, kuantum olgularından yararlanan bir bilgi işlem biçimi olan kuantum bilişimdir. Bu ilginç teknoloji; kaynağı ne olursa olsun verileri kolayca sorgulama, izleme, analiz etme ve bunlara göre hareket etme yeteneği sayesinde Covid-19’un yayılmasını önlemeye ve potansiyel aşıları geliştirmeye de dâhil oluyor. Bankacılık ve finans alanı kuantum bilişimin uygulamalar bulduğu bir başka alandır.


Kuantum bilgisayarlar artık normal bilgisayarlardan çok daha hızlı… Honeywell, Microsoft, Amazon, Google gibi büyük markalar kuantum bilişim alanında yenilikler yapmaya dâhil oldular. Küresel kuantum hesaplama pazarının gelirlerinin önümüzdeki 8-10 yıl içinde 3 milyar dolara tahmin ediliyor. Kuantum bilişim uzmanlığı ise kuantum mekaniği, doğrusal cebir, olasılık, bilgi teorisi ve makine öğrenimi konularda deneyim sahibi olmayı gerektiriyor.


(Devamı var)