8 Nisan 2021 Perşembe 319 Okunma

Ağlara Takılmış Gibi Hissetmek

 


Covid-19 salgınının daralmış yaşam alanları ile ilgili yarattığı zihinsel ve duygusal etkilerini uzunca bir süre yaşayacağız. Kendinizi sanki soluk alamadığınız için boğuluyor gibi hissettiğiniz zamanlar olur mu? Ya da kollarınızdan ve bacaklarınızdan zincirlenmiş gibi hissettiğiniz zamanlar var mı? Bazı anlarda ise çevrenin üzerinizde yaptığı baskıdan dolayı, beyniniz adeta durmaya zorlanmış gibidir. Ağlara takılmış bir balık gibi hissedersiniz. Bağırmak istersiniz; ama sesiniz çıkmaz. Çırpınmak istersiniz; ama kımıldayamazsınız. Bunların çoğu özgürlük sorunudur.


Özgürlük, kişinin her türlü dış etkiden bağımsız olarak, bir kısıtlamaya veya zorlamaya uğramadan, düşünme veya davranma durumudur. Özgürlük, dış etkilerden bağımsız olarak insanın kendi irade, duygu ve düşüncelerine dayanarak karar ve davranış üretmesi demektir. Bir sosyal çevrede yaşadığımızdan, çoğu zaman dış etkilerden bağımsız olamıyoruz. Her zaman çevremizde karar ve davranışlarımızı etkileyen faktörler var. Bunların bazıları bize olumlu katkı yaparken; bizi kısıtlayan, sınırlayan veya engelleyen faktörler de olabiliyor. Yasalar, töreler, bizi çevreleyen kültür, maddi koşullar veya bizzat kendi benliğimiz, yakın veya uzak geleceğe ilişkin karar ve davranışlarımızı şekillendirmemizde etkili oluyor.


Birey olarak etkilendiğimiz pek çok şart, bizden önce belirlenmiş oluyor. Örneğin hangi ülkede ve zaman diliminde doğacağımızı veya anne ve babamızın kimler olacağını, daha başlangıçta içine doğrumuz çevrenin ekonomik şartlarını biz seçmiyoruz. Ama kendi seçebildiklerimizde de daha sonra etkilendiğimiz yeni şartlar, kısıtlar veya engeller olabiliyor. Kimi özgür karar ve seçimler, sonuç olarak daha daraltılmış bir özgürlük alanı ile sonuçlanabiliyor.


Özgürlük tercihleri, gelecekteki özgürlük alanlarımızı etkileyebiliyor. Bu sınırlama ve kısıtlamaların ciddi bir bölümü, bizden kaynaklanır. Bir spor kulübünün taraftarı olabilirsiniz. Bu seçimi yapmak, bir bireysel özgürlük kullanımıdır. Bu seçimin, örneğin hangi alışveriş merkezine gidip zaman geçireceğiniz veya alışveriş yapacağınız ile hiçbir ilgisi yoktur. Örneğin ekonomik işletmenize gelen müşteriler konusunda siyasal, dini veya kültürel kısıtlamalar da koyamazsınız. İnsanların hukukla veya sivil itaatsizlik kapsamında tanımlanmış özgürlük alanları başka ilgi veya yaşam alanlarının kısıtlanması için kullanılamaz.


Toplumda çok farklı davranış biçimleri, anlayışlar ve söylemler var. Bunlar arasında yasalar gibi vatandaşlar olarak hepimizi aynı anda ayırmadan örtenler var. Ama takım taraftarlığı gibi hepimizi örtmeyenlerinin de olduğu bir başka gerçek. Şu kişi ile aynı görüşte, yandaşlıkta veya düşüncede olmayabiliriz; ama karşılıklı olarak birbirimizin özgürlük alanlarına tecavüz etmiyorsak, her ikimizin yandaşlığı ve düşüncesi birlikte var olabilecektir. Bireysel özgürlük kavramı, ana dayanaklarından birisini bu olguda bulmaktadır.


Seçim yapabilmek, özgürlükle eşdeğer tutulur. Burada önemli nokta, seçimi ne denli bağımsızca yapabildiğimizdir. Her gün yaşanan şu ki; bilerek veya farkında olmayarak seçimler yaparız.  Seçtiğimiz, en iyisi olmasını düşündüğümüzdür. Pek çok durumda seçtiğimiz, neleri seçmediğimizin ikizidir. Seçmediklerimizi de tercih kümemizin dışarıda bırakmaktır. 


Seçim yaparken hiç kuşkusuz, iç dünyamız derinden etkili oluyor. Başka faktörlerin seçimlerimizi etkilediği de olur. Ailemizi seçemeyiz ama arkadaş seçerken, işimizi ve aşkımızı belirlerken biraz daha özgür seçim şansımız olabilir. Yaptığımız seçimlerin bazıları, bize özgü psikolojik ve sosyal değerlerin etkisiyle işler. Seçimlerimize etki eden bu faktörlere öz değerlerimiz diyebiliriz.


İyi seçim yapabilmenin ilk ölçütü, iyi değerlendirme yapabilmektir. Tabii ki bu değerlendirme öz değerlerimiz aracılığı ile gerçekleşecektir. Eğer baskıcı unsurlar nedeniyle bir tercihte bulunuyorsak bunun gerçek anlamda bir seçim olduğunu söylemek zordur. Seçilecekler arasında eğer bir tek seçenek varsa bunu da bir seçim sayamayız. Önceliklerini belirleyebilme yetisine sahip ve belirlediği öncelikleri çerçevesinde kendi duruşunu sınayabilen ve denetleyebilen bir kişi, kendi öz değerlendirmesini yapmada daha tutarlı bir noktada olacaktır. Özetle; iyi seçimler için iyi kişisel ölçütler, bir başka deyişle kişisel öz değerler gereklidir.