7.11.2018 19:05:40 1376 Okunma

BİZİM TAKIM…

          Adam, 7-8 yaşlarındaki  çocuğa sormuş: “Büyüyünce ne olacaksın bakalım?”.. Çocuk cin gibi olunca, soranı ters köşeye yatıran cevabı yapıştırmış anında; “ Adam olacağım amca “…


         Yukarıdaki soruya muhatap olan çocuğun büyüyünce ne olduğunu bilemem ama ,son iki haftadır iç sahada oynadığımız  İstanbulspor ve Osmanlı  maçları; “Bizim Çocuklar” ın , artık büyüdüğünün ve adam yani  “Takım”  olmaya başladıklarının resmi  belgesi gibiydi adeta…Taraftarın  müthiş desteğini arkasına alan gençlerimiz,  maç sonuna kadar ölesiye  mücadele  etme ve  yardımlaşmanın yanına  (futbolun temel özelliği olan) taktiksel anlayışı da ekleyince, ortaya seyredenlere keyif veren bir takım çıkmış oldu.


          Osmanlı maçının ortaya çıkardığı bir başka gerçekte, Sahaya varını-yoğunu koyan gençlerimizi ; Ülke Futbolunu esir alan şiddet iklimine inat edercesine “Fair-Play” çerçevesinde destekleyen taraftarımızın duruşuydu. Tribün liderlerinin kontrolünde müthiş bir ambiyans oluşturan ES-ES taraftarını ve  artık büyüyen ve takım olan “Bizim Çocukları” bir kez daha kutlayıp  maç analizine geçelim..


        Osmanlı  maçında 4 lü  defans kurgusunun   yavaş yavaş oturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kaptanımız SEMİH GÜLER’ in  hatasız oyununu  ve arkadaşlarının kademe açığını kapatmasını; diğer stoperimiz  MEVLÜT’ ün ,kaptanla uyumlu bir ikili oluşturmasını ; sağ bek  MEHMET FEVZİ’ nin  yılların oyuncusu Burhan Eşer’ e havlu attırmasını ve yine bu oyuncumuzun hücumda sağ kanat bindirmelerini ; gençlerimizin takım olma yolundaki  olumlu gelişmelere  örnek olarak gösterebiliriz.


          İlk haftalar stoper de oynayan ama daha sonra Fuat Hoca tarafından önce  ön libero olarak denenip sol beke  çekilen CUMALİ için sahanın en iyilerinden birisiydi demek sanırım yerinde olacaktır.


         Orta sahamıza gelince; Talha ‘ nın yokluğunda oyun kurucu görevini üstlenen FURGAN POLAT, takımın hücuma çıkmaya çalıştığı anlardaki pas-aralarını iyi yapabilse; bir önceki İstanbul maçında  rakipten top çalma konusundaki hünerini gösteren MEHMET ÖZCAN , dikine oynayabilme özelliğini  de geliştirebilse Es-Es dişlisinin önemli bir parçası daha yerine oturmuş olacak gibi geliyor bana.   Akranlarının çoktan uyumaya başladığı bir saatte maça çıkan henüz 17 yaşındaki TOLGA YAKUT ‘ a gelince, bu çocuğa  söylenecek tek söz :”Helal olsun çocuğum sana” olacaktır.


         Forvet hattımızın  gol silahı İBRAHİM HALİL ÖNER, futbol bilgisine sahip bir kardeşim. Rakip defansa pres yaparak ,rakibin geriden oyun kurmasını engellemesi son derece önemli.. Osmanlı maçında  orta saha ve kanatlarımızdan top alamaması onu oyundan düşürdü ve çok etkisiz kaldı. Ayrıca, İbrahim Halil’ in son vuruşlarını  geliştirmesi Es-Es ‘ in gol sayısını da artıracaktır.


          Golümüzü atan ALPEREN topu dikine kullanabilen, hücum hattından daha çok orta sahaya yardım eden, futbol terminolojisi ile 8 numara pozisyonunda oynayan bir görüntü çizdi. Benim bu kardeşimize tavsiyem;”  kaleyi gördüğü anda şut atması “ şeklinde olacaktır.


          Geldik rakip kaleye en çok  şut atan oyuncumuza, Adı: FIRATCAN  ÜZÜM… Sahadaki duruşu, fiziği, sağ-sol kanattaki hızlı oyunu...Hepsi on numara… Ama, ah! o bencilliği yok mu?...Fuat Hocam; “Lütfen Fıratcan’ a takım oyununu öğret..”


          Osmanlı maçının kahramanını en sona sakladım .Kalecimiz EKREM KILIÇARSLAN….  Maçın son bölümlerinde  harika bir reflekse kale içerisinden çıkarttığı top, bana göre kırılma anıydı. Gün geçtikçe kaleye ısınan özellikle yan toplarda  hata yapmayan Ekrem için “ bundan sonra kaleyi kolay kolay bırakmaz “ ifadesini rahatlıkla kullanabiliriz.


           Son sözümüz “ BİZİM TAKIM” için olsun: SİZLERİ ÇOK SEVİYORUZ ÇOCUKLAR….