13 Kasım 2020 Cuma 2293 Okunma

ES-Es’ in Derdi : ” KIRMIZI PABUǔ.…

          Yazılarımda zaman zaman deyim ya da atasözü kullanmayı seviyorum. Kimi de onları başlığa taşıyor ve yazıya: ““Efendim…Hikaye  malum!...” diye başlayarak, deyim ya da atasözünün nasıl oluştuğunun hikayesini anlatıyorum...


          Es-Es- Keçiören maçının öyküsünü yazmak üzere klavyenin başına oturunca  da aklıma :dönemin Osmanlı sadrazamı Ragıp Paşa’ ya  olmadık bir an ve zamanda : “Efendi hazretleri, Acaba kırmızı pabuçlarımın üstüne sarı mı yoksa pembe fistan* mı giysem ; bir türlü karar veremedim. .Siz ne dersiniz?” diye soran ve paşayı  çileden çıkartan konak çalışanı  Arap Bacı  Kalfa“ ile  ona; “ Hanım, hanım ben burada devlet işleriyle uğraşıyorum, sen bana ne soruyorsun!.. “ diye gürleyen  Paşanın ;  günümüzde de  deyim olarak  kullandığımız son cümlesi geldi :” ARABIN DERDİ KIRMIZI PABUÇ “…   


Sonrasında da bu deyim ile Eskişehirspor arasındaki bağı kurmaya çalıştım ve  “ Acaba,?  dedim kendi kendime; 


         - Her kur artışında borcu katlanan,


          -  Devre  arası transferini açamayacağı( bizzat kulüp başkanının ifadesi ile) anlaşılan  ve


         - Tam 21 haftadır kazanamayan  takımımız için  Keçiören maçında alınacak 3 puan  camiayı yeniden ayağa kaldırmak için yeterli olabilir miydi ?


         - Yoksa ilerleyen gün ve haftalarda birilerinin  çıkıp da   bize  asıl derdimizin “ Kırmızı pabuç (3 puan) olmadığını “ hatırlatır mıydı?.  Nedense karar( ! ) veremedim bir türlü....


           Maça gelirsek;


           Es Es- Keçiören maçını  iki ayrı devre olarak ele alıp ,takımın başında beşinci maçına çıkan  İlhan Hocayı  ve  Onun oyun anlayışını- bu maça yansıdığı şekliyle-  değerlendirmek istiyorum.


            Keçiören maçında Es Es, önceki haftalara göre daha derli- toplu  bir mücadele ortaya koymuş ve özellikle ilk yarıda  ( yenilen gol haricinde) rakibe pozisyon vermemiştir. Yenilen gol  de -tıpkı bir önceki Akhisar maçında  olduğu gibi-basit bir  defans hatasından gelmiş ve kalecimiz Ekrem ile Mevlüt’ ün zincirleme hatası  rakibe golü adeta hediye etmiştir.


           Takımın  yenilen golden sonraki  ilk yarı performansını  ve  beraberlik golünü bulmasını,  İlhan Hocanın  Es-Es ‘ e kattığı artılar olarak değerlendirebiliriz. Yine, sakatlanan  kaptan Sezginin yerine  oyuna  giren  Sunday Alimi’ nin , bu değişiklik sonrasında sahaya santrafor olarak çıkıp  stopere  çekilen  Onur Bayramoğlu ‘nun yerine  kaydırılması , ve bu oyuncumuzun da beraberlik golünü bulması  İlhan Hocanın doğru hamleleri olarak göze batmıştır.


           Maçın ikinci yarısının; ,İlhan Hocanın taktiksel anlayışına nasıl bakacağımızın ipuçlarını verecek  şekilde  gelişmediğini söylemeliyiz. Zira, ikinci yarının hemen başında atılan gol  -deyim yerindeyse-Es-Es ‘ in kimyasını bozmuş ve  haftalardır bırakın kazanmayı, gol atmayı bile unutan futbolcularımızda  panik havasını başlatmıştır. Hele bir de son dakikalarda yenilen beraberlik golü, maç sonrasında  Camiada ;”ilhan Hoca  akan oyunu okuyamıyor?” şeklindeki eleştiri ve endişelere dönüşmüştür.. Bu bağlamda camiamıza tavsiyemiz biraz daha sabırlı olunması şeklinde olacaktır.


          Evet,  İlhan Hoca’ nın  ikinci yarı  oyuncu hamleleri ve  saha içi varyasyonları (bu maç için) doyurucu değildir.


         Evet, İlhan Hocaya oyundan düşen orta sahamızı( Özellikle de Talha yı) neden maçın son dakikalarına kadar   değiştirmediği ; sahadaki panik havasını önleyip takımı dinlendirebilecek  tecrübeli  Kıvanç Karakaş’ ı neden  kadroya almadığı sorulabilir; Sorulmalıdır da! … Ancak unutmayalım ki , i Es-Es ‘ in sezon sonuna kadar  derdi:


       “HEP KIRMIZI PABUÇLAR”  olacak


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------      


 


 


*Fistan: Elbise, giysi..