3 Aralık 2020 Perşembe 2777 Okunma

GÜNAH KEÇİSİ…

 Pazar günü, Eskişehirspor-Altınordu maçını seyretmek üzere televizyonun başına oturduğumda karışık duygular içindeydim; az-biraz  endişeli, çokça da umutlu!... 


         Umutluydum;  zira takım bir hafta öncesinde oynadığı Adana Demirspor maçında  rakibiyle 70 dakika  kafa kafaya mücadele etmiş ama  teknik direktörümüz İlhan Hocanın kenar yönetimindeki  yanlış tercihleri  sonucunda  rakibine  3 puanı hediye etmişti. ..


          Umutluydum; Es-Es ,hafta arası kupa mesaisinde Kastamonu ekibini 2-0 yenerek  kupa dışına itmiş, hafta boyunca  da çeşitli yayın organlarında ,rakip Altınordu’ nun  9 eksikle Eskişehir’ e geleceği yazılıp-çizilmişti..


          Maç öncesinde kadromuzu görünce :” kupa mesaisi sonrasında hocamızın rotasyon yapması normal” diye düşündüm. Orta sahanın savunma ağırlıklı oyunculardan kurulması yine ilhan hocanın tercihi idi elbette!...Demek k i hoca,  maça kontrollü  başlayıp “önce bir puanı “ hedeflemişti…


          İlk devre sona erdiğinde beynimin içini maçı anlatan  spikerin, “ Eskişehir takımı ilk yarı boyunca rakip kaleye gidemedi,  korner kazanmak bir yana tek bir şut  dahi atamadı “ şeklinde kurduğu cümleler kemiriyordu. Şoka girmiştim adeta!... Bir an  içimden , stadyuma giderek spikere; “Bre densiz!.. Sen  ES-ES  hakkında bu küçümseyici ve alaycı cümleleri  nasıl  kurarsın? “ demek, hatta iki de tokat atmak geldi…Oysa acı ama gerçek olan da buydu. Yani Es-Es, ilk yarı boyunca  karşı kaleye gitmek bir yana orta sahayı geçememiş ; üstelik Kaleci Ekrem ve Bedirhan işbirliğinin getirdiği kişisel hatalar sonrasında yediği penaltı golüyle de ilk devreyi 1-0 yenik  kapatmıştı..


        “Şimdi” dedim içimden: ” İlhan hoca yenilginin altından kalkmak ve topu İleriye taşımak için hamle yapar  ve ikinci yarıya en az iki değişiklik yaparak başlar”…


       Takımlar ikinci yarı için sahaya dizilince fena halde yanıldığımı anladım. Zira hocamız -takımdan memnun olmalı ki-  aynı kadroyu sahaya sürmüştü. Acaba oyun planımızda bir değişiklik var mıydı?. Bir-iki dakika sonra olmadığı ortaya çıkıvermişti, “TAKTİK: Yan top- Yan top, dön kaleciye; sıkışınca da vur ileriye….”


                                                  ***


       Yukarıdaki satırları maçın atmosferinden uzak ve hikaye tadında yazmaya çalıştım. Şimdi gelelim sadede;


        İlhan Hoca Altınordu maçında da, takımı kenardan yönetme sınavında yine “başarısız “ olmuştur. Es-Es camiasının; kadro istikrarını bir türlü sağlayamayan, oyuncu değişiklerini zamanında yapamayan, oyun içinde taktiksel varyasyonları denemek için adım atamayan İlhan Hocaya daha fazla tahammül gösteremeyeceği aşikardır. Nitekim, sosyal medyadaki taraftar sitelerinde; Es-Es ‘ in şu anki sportif başarısızlığının sorumlusu olarak gösterilen İlhan  hocaya karşı yaylım ateşi  başlatıldığını söylememiz pek yanlış bir ifade olmayacaktır.


        Bizim bu konudaki görüş ve düşüncemize gelince;


        Öncelikle , yetenekleri sınırlı bir futbolcu grubu ile çalışan İlhan hocamızın iyi niyetinden asla şüphe duymadığımızı- altını kalınca çizerek-  belirtelim. Yine, hocamızın antrenman bilgisi ve teknikleri konusunda yetkin olduğunu, taktiksel anlamda kafasındakilerini sahaya yansıtabilmek için büyük bir çaba gösterdiğini de ifade edebiliriz. Göreve başladıktan sonra geçen 8 maçlık süreçte İlhan Hocaya getirebileceğimiz tek eleştiri (yukarıda da  değinildiği üzere)  saha içindeki oyunu kenardan yönetememesi üzerinedir.. İnancımız odur ki; İlhan hoca bu eksiğini ilerleyen yıllarda mutlaka giderecektir ama Es-Es için gün bugündür ve camianın beklemeye tahammülü yoktur.


        Son olarak, empati yapıp kendimizi ilhan Hocanın yerine koyalım ve yazı başlığımızla da örtüşen  bir “Nasreddin Hoca fıkrası” anlatalım.  


       Günlerden bir gün, Nasrettin Hocanın evine hırsız girer ve  evde ne var ne yok hepsini çalıp kaçar. Hocanın feryatları üzerine toplanan komşuları :“ Hoca efendi niye kapını kilitlemedin?, Hiç altınlar orta yere konur mu? Niye peşinden koşmadın?  vb. gibi. “ sözlerle yüklenmeye başlayınca; Hoca Nasrettin dayanamaz ve ahaliye dönerek  tokat gibi cevabı yapıştırır: “Yahu!.. hırsızın hiç mi suçu


 yok !..”


       Ve…Kıssadan Hisse:


      “Acaba ?”  diyorum; “ Sportif başarısızlığın sorumlusu ve günah keçisi olarak  İlhan Hocayı  ve ekibini görmek yerine,  başka sorumlular da  aramanın zamanı geldi mi “ ?..


      NE DERSİNİZ?...