17.09.2018 17:39:28 4703 Okunma

HERŞEY ÜNİVERSİTE SINAVI MI?


Binlerce öğrencinin ter döktüğü üniversite sınavlarına yerleştirme sonuçları açıklandı. Bu sonuçlarda kimi öğrenciler güldü kimilerini ise üzüldü. Yerleşemeyen öğrenciler için; öncelikle bu sınavda başarısız olmak hiçbir şeyin sonu değildir öncelikle bunu hatırlatmak isterim. Bir yere yerleşememek, sınava tekrardan hazırlanmak bir zaman kaybı değildir, bunca yıl harcadığınız emeği lütfen değersizleştirmeyin.
Ülkemizde, üniversiteye yerleşmekle meslek sahibi olmak çoğu kez eş anlamlı kabul edilmektedir. Öğrenciler, üniversiteye yerleşmeyi gelecekleri açısından bir nevi teminat ve hedeflerine ulaşmak için önemli bir basamak olarak görmektedirler. Bundan dolayıdır ki üniversite sınavını kazanıp istediği bölüme yerleşmek hemen her öğrencinin hayalini süslemektedir. Birde şu var ki üniversite olsun ama ne olursa olsun diye düşünen bir öğrenci kitlemizde var istenmeyen bir bölümde okunması ne kadar doğru hayatınız boyunca istemediğiniz bir işi istemediğiniz bir hayatı yaşamak, geleceğiniz adına büyük bir zaman kaybı olması demektir. Unutmayın bu sizin hayatınız ve hangi kararı verirseniz verin, sonucunu da siz yaşayacaksınız.
Gelin birde anne babalar olarak kendimize şöyle bir bakalım biz neler istiyoruz? Onlar için neler düşünüyoruz? Ya da şöyle demeliyim bizim okumak isteyip te okuyamadığımız bölümlerin hayalini çocuklarımıza nasıl anlatıyor onları nasıl hırslandırıyoruz? Örneğin; sınava girmek mi, başarısız olmaları mı sizlere rahatsızlık hissettiren? Yoksa her ikisi de mi? Bu süreçleri yaşarken onların düşüncelerini önemsiyor musunuz?Bu sınavları hayatımızda ciddi bir yere koyan aslında bizler yani ebevnler. Unutmayalım ki, bu süreç içerisinde kaygı düzeyin yükselmesine neden olan başlıca faktörlerden biri de çocuğun çevresi ve ailenin beklentisi. Neler mi yapıyoruz. Aileler çocuğunun sınava hazırlanma sürecinde çocuklarını her şeyden mahrum etmekle hem çocukların hem de kendinizin psikolojik durumunu olumsuz etkiliyor oluyorsunuz. Örneğin aileler çocukları sınava girecek diye kendilerini de pek çok sosyal aktiviteden mahrum ederler. Evlerine misafir kabul etmezler, dostlarına gitmezler, komşularıyla görüşmezler. Sinema tiyatro gibi kültürel faaliyetleri tamamen hayatlarından çıkartırlar. Bütün hayatını askıya al, bir yıl boyunca dersine çalış başka hiçbir şey yapma, tiyatroya gideceksen bir yıl geçsin öyle gidersin, arkadaşlarınla görüşeceksen, bir yıl geçsin sonra görüşürsün. Bu açıkçası çok doğru bir yaklaşım değil.  Her şeyi yerinde ve zamanında programlı yaptıkları şekilde çocuk arkadaşı ile görüşmeli, film izlemeli, bunun yanında da ders saatleri belli olmalı ve o ders saatlerini takip etmeli. Çocuklar için baktığımız zaman ders dönemi ya da dershane dönemi yeterli sınava hazırlık için. O yüzden kazanamayan çocukların şimdiden ders çalışmaya başlaması konusunda da bir baskının yapılmamasını öneririm. Çocuğun stresle başa çıkması için kesinlikle sosyal aktivitelerine de ihtiyacı var. Bunları temel olarak sağlayacak kişiler de aileleridir.Sınava hazırlanıyor diye çocuğa hiç TV izletmemek, hiç oyun oynamasına izin vermemek ve özellikle arkadaşları ile olmasına izin vermemek çocukta olumsuz etkiler ortaya çıkartabilecek bir tavırdır. 
Anne babalarının onlardan daha fazla beklenti içine olduğu çocuklarında sınavda heyecan ve streslerinin fazla olduğunu biliriz. Sınavlar yaklaştıkça anne babaların daha heyecanlı bir bekleyiş sarar ve buda çocukların kaygı seviyelerini artırır.  Bu durumdan kaynaklı sınav korkusunu olabildiğince abartılı yaşarlar. Sınavı kazanamayan çocuklarda sınavın getirdiği baskı başarısızlık korkusuna dönüşür. Bu korkuya ailenin ve çevrenin baskısı da eklendiğinde çocuğun psikolojik durumu olumsuz yönde etkilenebilir. Aileme, akrabalarıma komşulara ne söyleyeceğim, 1 yıl çalıştım olmadı ailemin emeği boşa mı gitti? Sınavı kazanamama ve çevresine karşı mahcup olma kaygısıyla mücadele eder. Anne babalar istemeden de olsa kendi heyecanlarını, korkularını çocuklarına geçirebilmektedir unutmayalım ki sınav stresinin, heyecanını, gerilimini en aza indirgemek başarıyı getirecektir. Çocuklarımız bizim için değerli onları kaygılandırmak yerine güven verelim yanlarında olduğumuzu hissettirelim Onları komşu çocuğu ile kıyaslamak, ya da o üniversiteyi kazanmış sen ne yaptın demek onlar açısından bir güven kaybının oluşacağını gösterir.
Gençler; her şeyden önemlisi, şu an hayatınızla ilgili ciddi bir karar verdiğinizi ve bu kararın belki de hayatınızı etkileyeceğini unutmayın kendi hayatınızı ve hikâyenizi yazmalı ve başrolünde ise sadece siz olmalısınız. Unutmayın, bu yaşlarınız ve bu fırsat elinize her zaman gelmeyecek. Zaman o kadar hızlı ilerliyor ki, bazen çok şey için çok geç olabiliyor. Ve ne yazık ki zaman geri gelmiyor. Bende bu süreci yaşayan birisi olarak, kendimi sizin yerinize koyabiliyor ve sizi anlayabiliyorum. O yüzden bu süreçle ilgili, isteklerinizi yüksek sesle söylemekten ve destek almaktan çekinmeyin. Kendi geminizin lideri olarak, tercihinizi yapın. Sonuç ne olursa olsun, bu süreçteki özveriniz ve cesaretiniz için kendinizi tebrik edin.
Şimdi ise yapmanız gereken olumsuz duyguları, yenilmişlik duygularını bir kenara bırakıp kendinizi yenilemek olsun başarı inanmak ve çalışmakla olur bir dahaki yazımızda görüşmek üzere.
PSİKOLOJİK DANIŞMAN      MERVE ÜSTÜN