9 Ekim 2019 Çarşamba 591 Okunma

BENİM GÖKYÜZÜM KARANLIK OLMAYACAK…

 


Dün gözlerimi bir açıyorum.


Simsiyah bir gün...


Her açıdan yani...


Hem hava kapalı hem de içimi alıyor bir sıkıntı.


Kalkıyorum, üzerimi giyiniyorum, fırlıyorum sokağa...


Bir şeye sinirlenmiş de içini dökercesine yağıyor yağmur...


Başımı kaldırıyorum, sitem ediyorum:  ‘Sakin ol! Beni bu kadar sırılsıklam yapacak kadar ne oldu sana?’ diyebiliyorum.


Tam arabaya binecek oluyorum ki gözümün önünde bir şimşek beliriyor ve konuşuyor benimle: ‘İçimi daralttınız. Her gün bir isyan! Savaşlar, zamlar, ekonomi, kendi içinizdeki kavgalar, cinayetler... Sizin içinizin dışa vurumu o yağmurlar, kapkaranlık gökyüzü...’


 Delirdiğimi düşünüyorum: ‘Yok canım daha neler?’


Kapıya uzanıyorum ki yine aynı ses kulaklarımda beliriyor:


‘Kendinize çeki düzen verin! Kendi yağmurunuzda ıslanıyorsunuz!’


Nasıl bindiğimi bilmiyorum arka koltuğa...


Yüzümü ellerimin arasına alıyorum.


Sakinleştiriyorum kendimi...


Gözyaşlarımı avucumun içiyle siliyorum.


 Ve söz veriyorum kendime...


Her ne olursa olsun ülkede, şehirde, içimde...


Benim gökyüzüm karanlık olmayacak...


Fırlayacağım sokağa, meydan okuyacağım, gökyüzüne rest çekeceğim.


Baktım o kazanıyor ve ıslatıyor en tepeden ayakucuma kadar, ‘iyiki’ demeyi bileceğim.


Çünkü biliyorum.


Eminim!


Daha önce çok kez tecrübe ettim, şahit oldum.


Her karanlıktan sonra güneş mutlaka açıyor!


Huzurla yola koyuluyorum.


Sanki yağmur taneleri daha yavaş düşüyor toprağa...


Not: Hayalleri seviyorum. Daha çok seviyorum hayal gücümü kullanarak yazmayı... Onları betimlemeyi! Bize ne senin hayallerinden demeyin! Hayaller güzeldir ve bir gün gerçeklik olur! Hem ne var yani? Elektrik zamlarıyla içinizi karartacağıma, kararan gökyüzü ile içinizi aydınlattım. Ne hoş!