24 Haziran 2020 Çarşamba 1464 Okunma

AŞK ACISI ÇEKİYORUM SAYIN VEKİLLER 2…


Geçen hafta köşemde aşk acısından bahsetmiştim.


Aşkı merkeze koyup ironi bir şekilde anlatmaya çalıştım elimizdeki sorunu…


Eksik bir yazı olduğunu söyleyenler olunca bizim kafası karışık aşığı yeniden çağırdım.


Derdine çare bulmuş mu sordum, gözlerinden anladım umutsuzluğu…


Deli divane dolanıyordu.


‘Birde diğer milletvekillerinin yanına uğra ‘kardeş’ belki duyan olur kalp atışlarının sesini’ dedim.


Hızla Utku Çakırözer’in yanında aldı soluğu bizim deli âşık…


‘Yanıyorum Utku Bey, ciğerim yanıyor, unutamıyorum, ne olur duy sesimi’ diyen çığlıkları bizim oraya kadar geldi.


Utku Bey sessizdi, aşığın sorunlarını dinlerken bir yandan da not alıyordu elinde bir kalem birde kağıt…


Kaşlarını çattı ve usulca, tane tane konuştu X kişisi ile:


‘Sen hiç merak etme. Mecliste bunu dile getireceğim. Sorunun çözülecek.’


Hızla meclise doğru yol aldı.


‘Aşıkların sorunları’ başlığı ile soru önergesi verdi ve meclise taşıdı konuyu Utku Bey, kısa ve öz konuştu:


 ‘Aşıkların cebinde beş kuruş kalmadı. Ekonomi çöktü. Çiftler mutlu şekilde bir cafeye gidip bir demli çay bile içemiyor. En kötüsü aşık olamıyor. Soruyorum size? Aşıkların sesini kim duyacak? Biz CHP olarak aşkın her zaman yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz.”


Uzaktan Utku Bey’in sözlerini dinleyen bizim yaralı aşık,  önce ceplerini kontrol etti ve kendi kendine, ‘Cep delik, cepken delik’ diye tekrar etti.  


Kalbine yerleşen devrimci duygularla alandan hızla uzaklaştı ki kimi görsün…


Jale Nur Süllü gülümseyerek yanından geçiyordu.


Hemen durdurdu onu ve sordu,  gözlerinde deminki konuşmanın etkisiyle süzülen iki damla yaş: “Aşk acısı geçer mi?”


Şaşkın bakışlarla X kişisine bakan Jale Hanım: ‘Elbette geçer. Neler neler geçmedi ki? Karantina da mı başladı sorunlar? Şiddet var mı ilişkinizde?’ diye kurcaladı durumu kafasını okşarken…


“Şeyy, yok önceden vardı Jale Hanım, şiddet değil yani acı, bayadır söz konusu kalbimde…”


Jale Hanım gülümsedi:


 “Sen şimdi sevdiğini al, koluna gir, özrünü dile ve Sevgili Yılmaz Büyükerşen’in şehrimize kazandırdığı aşıklar parkına götür onu, bir ağaca isminizi kazıyın. Bak acı kalıyor mu? Bu Büyükerşen’in mucizesi olacak…”


Bizim X kişisi heyecanla ayrıldı, teşekkür etti Büyükerşen’e koşar adım, içinden geçen tüm duaları da söyleyerek…


Ama sevdiceği telefona çıkmayınca bir banka yığıldı kaldı.


Bir baktı ki yanına İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu gelmiş.


‘İyi misiniz?’ diye sordu Arslan Bey soğukkanlı tavırla…


‘Pekiyi değilim, kalbim acıyor!” yanıtını verdi.


Şöyle bir süzdükten sonra karşıdaki kişiyi, ‘Hımm, kalp atışlarınız nasıl? Sırt bölgesinde bir ağrı var mı? Kardiyolog bir arkadaşa yönlendirebilirim isterseniz sizi…’


Doktor kelimesini duyduğu an ürktü bizimki: ‘Yok teşekkür ediyorum ‘ dedi ve hızla uzaklaştı.


Umudu kalmamıştı.


Kaç kişi derdimi dinledi de çözüm bulamadı diye söylendi kendi kendine…


Ki birde ne görsün.


MHP Milletvekili Nurallah Sazak elinde Türk bayrağını coşkuyla sallıyordu yanından geçerken…


Son bir ışık açtı kalbinde…


‘Şeyy Nurullah Bey’ dedi.  


Duyuramadı sesini ama onun sesi bütün sokakta yankılandı:  


 ‘En büyük aşk vatan aşkı, en büyük aşk millet aşkı, Türk’ün Türk’e duyduğu aşktan öte ne olabilir!’


Bizim x kişisi kalbinde beliren suçluluk duygusu ile kaçtı.


Koştu hızlıca…


Nereye gittiğini bilmeden…


Bağırdı kalbine, kızdı: ‘Bundan sonra aşk yok!”


Herkes başka konuşuyor ‘aşk’ için…


Onu aynı, bir ve tek görmedikleri müddetçe gelmeyeceğim buralara…