25 Kasım 2020 Çarşamba 1721 Okunma

AH ŞU ‘DUL’ KADINLAR…


25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele ve Dayanışma günü…


Bugün duygusal bir yazı yazayım, kadını betimlemelerle anlatayım diye düşündüm.


Düşündüklerimi eyleme geçirmeye çalıştım.


Olmadı!


Denedim, yazdım sildim, sonra tekrar denedim, tekrar yazdım ve sildim.


Neden olmuyor diye sorguladım sonra…


Fark ettim ki!


Bugün duygusallığın anlatılacağı, kadın hikâyelerinin duygusallaştırılarak verileceği bir gün değil!


Gözyaşının sırası değil yani!


Kendime kızdım da hatta…


Bunu sen de yapıyorsan ‘Özge’ dedim.


Kadın dram hikâyelerini yazmayı bırakacaksın…


Sert bir yazı kaleme alacaksın ki bir kadının isterse nasıl dimdik durabileceğini gösterebileceksin…


Çok düşündüm.


Kadını neden sürekli olumsuz deneyimleriyle anlatmak zorundayız?


Neden duygusal varlıklar olarak betimlemek zorundayız?


Neden gözü yaşlı olan tarafta hep biz varız?


Hele şu günde bazı kadınların çıkıp da güya kadın haklarını savunuyormuşçasına, ‘Kadın anadır, kadın vatandır, kadın çilekeştir’ gibi yorumlar yapıp kendi sırtlarında biriktirdiği ‘yükler’ var ya…


Beni inanılmaz rahatsız ediyor…


Ve yüzden gözü yaşlı tarafta kalmak bizim işimiz değil diyorum!


Sert konuşacağım bugün…


25 Kasım da…


Sene de bir gün söyleyeceklerim çok da ağrına gitmesin ‘erkeklerin’…


‘Dul’ kelimesinin altında yatan baskıyı,  mobbingi anlatmak istiyorum.


 ‘Boşanmış veya eşi vefat etmiş kadına ‘dul’ deniyor bizim toplumda biliyorsunuz.


Ama kadına deniyor…


Kadına damgalanmış bir durum…


Son zamanlarda birkaç kişinin ağzında bu ‘iğreti’ sözcüğü duydum ve hazır yeri gelmişken birkaç şey kelam edeyim diye düşündüm.


Bir kadına dul denilerek…


Küfür edilmektedir!


Aşağılanmaktadır!


Kim tarafından biliyor musunuz?


Baştan sona cehalet kokan varlıklar tarafından...


Erkek boşandığında eksiklik sayılmıyor çünkü…


Kadının başına geldiğinde ise büyük bir kayıp…


Bana ‘dul’ kelimesinin bir tanımı yap deseler…


Kadının nefes almaya başladığı, küllerinden yeniden doğduğu gündür derim.


Tam olarak böyledir.


Neden biliyor musunuz?


Özgürlüğüne yeniden kavuşmanın verdiği ferahlıkla zincirlerinden kurtuluyor, yeniden dünyaya geliyor.


Hayat ikinci bir şans veriyor aslında…


En baştan başla, en baştan yaşa, hatalarını gör, hata yap ama aynılarını tekrar etme diyor.


Fark edene…


‘Dul’ kelimesini küfür gibi lanse etmeye çalışanlar insanlara gelecek olursam ise…


Bunu yapmalarındaki amaç nedir biliyor musunuz?


‘Dul’ kelimesini korkutucu ve aşağılayıcı bir durum gibi lanse ederek, kadınların bu durumla baş edemeyecekleri algısı yaratarak zulme, şiddete, baskıya boyun eğmelerine zemin hazırlamaktır.


‘Dul olmak evliyken dayak yemenden bile daha kötüdür’  algısı yaratarak kadınların verilecek karardan dönmelerini sağlamaktır.


Kadının toplum baskısına yenik düşmesi amaçlanmaktadır!


Kadının gözünü korkutmaktır!


Kadına meydan okumaktır!


Kadının dimdik durabilmesini engellemeye çalışmaktır!


Kadını kadına düşman etmektir!


O yüzden güzel bir önerim var.


Birisi size ‘dul’ nedir diye sorarsa, konu açılırsa, ne yanıt verin biliyor musunuz?


‘Kadının yeniden nefes almaya başladığı gündür!’ deyin!


Özgürlüğün miladı deyin!


Çünkü siz ne kadar engellemeye çalışsanız da!                  


Kadın sokaklarda yine kahkaha atacak!


Yine aşık olacak!


Yine özgürce giyinip özgürce gezebilecek…


Kendisine sunulan şansı sonuna kadar değerlendirecek.


Ve bu birilerini rahatsız edecek!