2 Aralık 2020 Çarşamba 1811 Okunma

İSİMSİZ GAZETECİLER…


Geçtiğimiz Pazar günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Eskişehir’e geldi.


Tasigo Otel’de yapılan il kongresine de katıldı.


Öncesinde basın mensupları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir toplantı yapılacağı söylendi.


Söylendi diyorum, parti tarafından iletilen bir bilgi yoktu, gazeteciler aracılığıyla söylenti şeklinde yayılan bilgi kirliliği vardı.


Gazetecilerden birçoğu Ali Babacan’ın Tasigo Otel’de kongreye katılacağını biliyordu ancak dedim ya gerisi kulaktan kulağa yayılan bilgilerdi.


Örgütlendiklerini iddia etselerde benim karşımda duran manzara örgütsüzlüğün ürünüydü.


Acemi bir iletişim şekli!


Saat 11.00’de kongre öncesi basın toplantısı olacağı salona girmek istediğimizde kapıda isim kontrolü yapan iki kişi listede isimlerimizi görmeyince, ‘Sizi alamıyoruz’ demez mi?


Sizden şu kişinin de adı var, sizi alırsak onlar giremez, onları alırsak siz giremezsiniz diyor.


İnatla…


Yeni kurulan, örgütlenmeye çalışan bir parti için biraz fazla özgüven patlaması değil mi bu?


Aynı an da aynı kurumdan birkaç kişi toplantıya katılım gösteremiyor anlayacağınız!


Bahane koronavirüs tedbirleri!


O konuda da anlayış gösterilir elbet ama sen salgına bu kadar önem veriyorsan program içerisine basın mensuplarıyla sohbet kısmını eklemeyeceksin kardeşim!


Kameraların ve ses kayıt cihazlarının kapatıldığı bir ortamda basın mensuplarının,  ‘Naber, nasıl gidiyor?’ şeklinde sorulan samimiyetsiz sorulara ihtiyacı yok!


Kimse daracık salonda sizinle sohbet etmek zorunda değil?


Genel Başkan Babacan’a, ‘Adım Özge. Şurada çalışıyorum. Bir kızım var. Sizi taaaa AK Parti döneminde de çok beğeniyordum, iyiki parti kurdunuz, çok iyi oldu’ dememin ülke meselesine hiçbir katkısının olmayacağını düşünüyorum maalesef!


Kimse ukalalık olarak görmesin ama bırakın anlattığım sorunları yüz simamı bile kapıdan çıktığı an unutacak, bilmiyor muyum?


Eleştirilecek öyle nokta var ki nereden başlayacağımı inanın şaşırdım!


Sivil toplum kuruluşu temsilcileri de davet edilmiş ‘güya örgütlü’ toplantıya!


Ben 3-4 sivil toplum kuruluşu temsilcisinden başka kimseyi göremedim.


Bu kadar az bir temsilci ile ne amaçlandığına hiçbir anlam veremediğim gibi fazla gazeteci sağlığı bozuyor algısına da hiçbir anlam veremedim.


Örgüt konusuna gelecek olursam…


Gazeteciler arasında bir türlü sağlanamadı, sağlanamıyor bu mevzu!


Bir salonda basın toplantısı yapılacağı söyleniyor ancak kapıda içeriye alınmayan gazetecileri gören sevgili meslektaşları ses çıkarmaları gerekirken, ‘Ay benim ismim yazıyor. Ben giriyorum!’ diyerek içeriye alınmayı lütuf olarak görüyor!


Bugün sana yapılanları lütuf olarak hazmedersen yarın hazmedemediğin her şeyin bir başkasına lütuf olarak sunulduğunu kindarca izlersin uzaktan!


Daha ufacık bir konuda bile meslektaşlarına sahip çıkamayan, yanında duramayan ‘gazeteciler’ var!


 Ama meslektaşlarının yanında olan isimler de var elbette…


Bir teşekkürü de borç biliyorum o anlamda kendisine…


İsimsiz gazetecilerin içeriye alınmadığını fark eden sevgili meslek büyüğümüz Muharrem Esen olaya müdahale etti.


Neden alınmıyor arkadaşlar diye sorduğunda , ‘İsimleri yok’ yanıtını duyduğunda daha bir sinirlenip ‘İyi şimdi yaz o zaman’ yanıtını verdi.


Karşıdaki kişi hala alamayacağını söylediğinde ise tepkisi: ‘Kardeşim bak benim ismim listede var, ben zaten girebiliyorum toplantıya ama onlar da girecek’ şeklinde kendinden emin bir duruş sergilediğinde sonuç kaçınılmaz oldu ve alındı isimsiz gazeteciler…


Örgütlülük işte tam da budur!


Bahsetmek istediğim şey de tam da budur!


Yan yana durduğun an taleplerin nasıl da yanıt bulabileceğinin en küçük ama en güzel örneği…


‘Ay benim ismim var ben giriyorum içeriye’ şeklinde bireysel çıkarlarını düşündüğün,  sana lütuf ediyorlar sandığın an senden ne köy olur ne de kasaba kardeş!


Hele ki gazeteci hiç olmaz!


 


BAHAR BİLEN’E…


Lokancılar Odası Başkanı Bahar Bilen kendisine makam aracı aldığı için gündemde bu ara biliyorsunuz…


Esnafın sorunlarından bahsediyor ama kendisine 150 bin liralık lüks makam aracı alıyor şeklinde A Haber’e haber de oldu.


A Haber ‘Haber olmayan’ anlamı taşısa da gözümüzde sormadan edemiyorum.


Bu şehirde makam aracı adı altında Audi 6’ya binen esnaf temsilcileri var.


Esnaf kan ağlıyor madem!


 Esnafın gücü kalmadı madem!


Esnaf bitmek üzere madem!


Sat makam aracını, esnafın borcunu öde, derdine çare ol!


HİZMET GÖRSÜNLER!