4 Ağustos 2020 Salı 1302 Okunma

EKSİK BİR ŞEYLER VAR

 


 


Pandemi döneminden sonra yasaksız bir bayrama merhaba dedik. Tabi ‘o eski bayramlar’ın yerini tutmuyordu ama yine de insana hasret kaldığımız, oturup sohbet edebildiğimiz güzel bir bayramdı. Her bayram olduğu gibi bu bayramda babaannemin evine doğru yola çıktık. Bir şeyler eksikti. Hatta iki şey..


 


Babaannem ve dedem. Bu bayramda kapıyı babaannem açmadı ama biz yine bütün aile toplanıp, sanki onlar varmış gibi, eksiğimiz yokmuş gibi, gülümseyebildik. Eksik şeyleri kabullenmek; ne zor. Keşke hiç eksilmeden yaşayabilsek ama ne mümkün!


 


Aslında bu virüs ne çok şey öğretti bize. Çok içli dışlıyken bir anda yalnızlaştık ve yalnızlaştıkça bir şeyleri fark etmeye başladık. Yüz yüze gelmeyi, sohbet edebilmeyi, sarılmanın bile ne kadar değerli olduğunu bize fark ettirdiği için teşekkür de etmek lazım bu kötü sürece. İyi ki de yaşanmış. Kaybettiğimiz değerleri geri kazandık.


 


Neden her şey mümkünken birbirimize daha sıkı sarılıp sevdiğimizi söyleyemiyoruz bilmiyorum. Bastırdığımız hırslarımız, egolarımız yüzünden bazen kim olduğumuzu ne olduğumuzu unutup sevmeleri erteliyoruz. Ve ertelenen her sevgi, eksiklik olarak geri dönüyor bize. Bunu mezar ziyaretine gittiğimde daha iyi anlıyorum.


 


Bu yüzden düşündüm de bir gün ben öldüğümde, başka şehirlerden onca kilometre yolu başsağlığı dilemeye gelmesin kimse. Çiçekler göndermesin. ‘Seviyordum’ demesin. Çünkü bir insanı kaybettikten sonra yapılan her şey çok anlamsız geliyor. Beni seviyorsanız şimdi çıkıp gelin, şimdi çiçekler gönderin, şimdi beni sevdiğinizi söyleyin. Duyamayacağım, hissedemeyeceğim, sarılamayacağım hiçbir şeyi yapmayın.


 


Benim için değil, tüm sevdikleriniz için. Hayatın telaşesine kendinizi fazlaca kaptırıp hiç kimse için geç kalmayın. Eksilmeden, hemen şimdi sarılın kocaman.


 


Çünkü hayat sanılandan da kısa, anlık. Birbirimizden eksilmeden, sarılarak sevgimizle artacağımız nice güzel günlerimiz olsun.


 


Sevgiyle kalın..