6 Nisan 2021 Salı 862 Okunma

ACILAR İNSANI BÜYÜTÜYOR


Nietzsche'nin bir lafıyla başlayalım köşe yazımıza.


"Acılar insanı büyütür, ölmezsek büyürüz."


Yaşanan tüm kötü olaylarda, başımıza gelen her şeyde “ neden ben? “ diye düşünmek o kadar normal ki..


Sanki bizim hiç başımıza kötü bir şey gelmeyecek gibi yaşıyoruz. Hiç birimiz kötü bir sağlık sorununu ya da bir ölümü kabullenmek istemeyiz tabi. Ya da çok âşık olduğumuz birini kaybetmeyi hiç düşünmüyoruzdur.


Peki ya kaybettiğimizde? Bunların çoğu başımıza geldiğinde?


İşte o zaman “Neden ben?” diye sitem etmeye başlıyoruz. “Neden ben? Ben ne yaptım da bunları yaşıyorum?” diye düşünmek, bir tür kadere isyan. Her ne kadar isyan edilse de sonuç değişmiyor. Ölen ölüyor, sağlık sorunu devam ediyor, terk eden çoktan gidiyor. İnsan bunu yaşamak, bu gerçeğe katlanmak zorunda.


Allah’ın insana verdiği en büyük özelliklerden biri neyse ki zamanla unutmak!  Yoksa hiç kimse yaşama devam edemezdi değil mi?


Asla unutamayacağımızı düşündüğümüz her şey, akıp giden zamanın içerisinde günlük telaşelerin arasında kayboluyor. Acılar hafifleşiyor. Sanırım aslında acılarımız olgunlaşıyor.


Bu acıyla nasıl baş edeceğim? Diye düşündüğümüz her acıyan yaramız kabuk tutuyor.


Ah zaman!


Kanata kanata kapatıyor yaralarımızı. Aynı yerden yara almamak için çabalasak da, her ne kadar korkular ruhumuzu sarsa da, biliyoruz ki bu korkuları aştığımız anda önümüzde mutluluğa açılan bir kapı var.


Başka bir kapının ardında yeniden mutluluk var.  Çünkü hayat hala devam ediyor. İmkânsız gibi gördüğümüz her şey yeniden yeşillenebilir kim bilir?