Güncel

Alpagut-Atalan Maden Projesi için kritik tarih: 20 Nisan’da bilirkişi keşfi

Eskişehir’de Sarıcakaya–Mihalgazi hattında planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Maden Projesine karşı açılan davada kritik süreç başlıyor. 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfi öncesinde konuşan Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç hukuki sürece ve projenin çevresel etkilerine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Eskişehir’de Sarıcakaya–Mihalgazi hattında planlanan Alpagut-Atalan Altın-Gümüş Maden Projesi'ne karşı açılan davada kritik bir aşamaya gelindi.

20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfi öncesinde konuşan Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, projenin hem hukuki sürecine hem de bölgenin ekolojik yapısına ilişkin ciddi riskler barındırdığını belirterek, “Bu proje hayata geçerse sadece doğa değil, halk sağlığı da geri dönülmez şekilde etkilenecek” dedi.

“DAVA AÇTIK AMA HERKESİN DOSYASI KEŞFE DAHİL EDİLMEDİ”

ÇED kararının ardından çok sayıda kurumun dava açtığını belirten Özkoç, sürecin ilerleyişine tepki gösterdi. Özkoç, “Tepebaşı Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi, TEMA, Eskişehir Bilecik Tabip Odası, Eskişehir Barosu ve biz Ekoloji Derneği olarak davamızı açtık.

Ancak mahkeme bilirkişi keşfi istediğinde Tabip Odası ile Baro’nun davalarını kabul etmedi” ifadelerini kullandı. 20 Nisan’da yapılacak keşfe tüm tarafların dahil edilmediğini vurgulayan Özkoç, “Keşif sadece Büyükşehir, Tepebaşı ve TEMA’nın dosyalarıyla yapılacak. Yurttaşların ve Ekoloji Derneği’nin açtığı davalar keşfe dahil edilmedi. Yani o bölgenin insanı hiçbir şekilde söz söyleme hakkına sahip değil” dedi.

Projenin yapılacağı Sarıcakaya-Mihalgazi hattının ekolojik açıdan kritik bir bölge olduğunu belirten Özkoç, “Burası mikroklima özelliğine sahip. Türkiye’de benzeri çok az olan bir yapı. Su, orman ve toprak ekosistemleri dengede. Bu denge sayesinde bölge adeta Eskişehir’in nefes aldığı bir yer” diye konuştu.

Bölgenin tarımsal önemine de dikkat çeken Özkoç, “Ankara, Eskişehir ve İstanbul gibi büyük kentlerin meyve-sebze ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’si bu bölgeden karşılanıyor” dedi.

“AĞIR METALLER ZEHİRE DÖNÜŞECEK”

Projenin büyüklüğüne işaret eden Özkoç, “Yaklaşık 20 bin dönümlük bir ruhsat alanı var. Açılacak ocağın derinliği 500 metre. Bu, yaklaşık 160 katlı bir bina yüksekliğine denk geliyor. Ocak alanı ise neredeyse bir mahalle büyüklüğünde” ifadelerini kullandı.

Madencilik faaliyetinin siyanürlü liç yöntemiyle yapılacağını belirten Özkoç, “Bu yöntemde kimyasal çözeltilerle altın ve gümüş ayrıştırılıyor. Ancak aynı zamanda yer altındaki ağır metaller de açığa çıkıyor” dedi.

Projenin en büyük risklerinden birinin ağır metaller olduğunu vurgulayan Özkoç, “Arsenik, demir, çinko, bakır, molibden gibi metaller yer altında zararsızken, yüzeye çıktığında oksijen ve suyla reaksiyona girerek zehre dönüşüyor. Bu maddeler zamanla toprağa ve yer altı sularına karışacak.

Bu da halk sağlığını ciddi şekilde tehdit edecek” diye konuştu. Proje alanının yerleşim yerlerine ve Sakarya Nehri’ne yakınlığına dikkat çeken Özkoç, “Bölgede 9-10 köy var ve proje bu yerleşimlere çok yakın. Ayrıca Sakarya Nehri’nin hemen yanında. Olası bir kirlilik sadece Eskişehir’i değil, nehir boyunca birçok ili etkileyecek” dedi.

Geçmişte yaşanan çevre felaketlerini hatırlatan Özkoç, “Erzincan İliç’te yaşanan atık barajı faciası ortada. Aynı şeylerin burada yaşanmayacağını kimse garanti edemez” ifadelerini kullandı.

ÇED raporunun eksik olduğunu savunan Özkoç, “Raporda Sağlık Etki Değerlendirmesi yok. İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerindeki etkiler değerlendirilmemiş. Ayrıca bölgedeki tarımsal üretim verileri de gerçeği yansıtmıyor” diye konuştu.

Eskişehir genelinde madencilik baskısının arttığını da belirten Özkoç, “Eskişehir’in yüzde 71’i maden ruhsatlı. Son ihalelerde 16 ayrı saha daha açıldı. Bu da gösteriyor ki şirketler bir bölgeye girdikten sonra alanlarını genişletmeye devam ediyor” dedi.

“20 NİSAN’DA HERKESİ ORAYA BEKLİYORUZ”

20 Nisan’daki keşfin kritik olduğunu vurgulayan Özkoç, Eskişehir halkına çağrıda bulundu:

“20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfinde Eskişehir halkını yaşamı savunmak adına oraya bekliyoruz. Çünkü Eskişehir’e çok yakın bir bölge, bizler de Eskişehir halkı olarak etkileneceğiz. Oradaki yaşam haklarını hep birlikte güçlü bir şekilde savunmamız lazım.”

Özkoç, sözlerini Anayasa’nın 56. maddesine atıf yaparak tamamladı: “‘Herkes sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ diyor. Aynı zamanda bu çevreyi koruma sorumluluğu da veriyor. Biz de bu sorumluluğu yerine getireceğiz.”