Eskişehir’in Alpu ilçesinde bulunan Esence ve Uyuzhamamköyü Mahallelerine yapılmak istenen Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi Projesi için 22 Temmuz’da gerçekleşecek halkın katılımı toplantısı öncesinde Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu üyeleri bölge halkıyla bilgilendirme toplantısı yaptı.

“Tarım alanını madencilik faaliyetlerine feda etmiş olacağız”

Madenin bölgeye zararları hakkında açıklamalarda bulunan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Alpu’nun tarım bölgesi olduğunu, madenin hayata geçmesi durumunda hem gıdaya hem de suya kendi elimizle zarar vereceğimizi söyledi. Güder, “Eskişehir adına büyük ova statüsündeki bu değerli tarım alanını madencilik faaliyetlerine feda etmiş olacağız” dedi.

“Bölgede büyük ova ilan edilen Alpu Ovası var”

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder şu ifadeleri kullandı:

"18 Haziran 2026 tarihinde ÇED başvuru dosyası, Eskişehir'imizin Alpu ilçesinde özellikle Esence ve Uyuzhamam mahallelerini kapsayacak şekilde önümüze geldi. Burada mevcut ruhsat alanı ve ÇED alanı bulunuyor. Esence Mahallesi burada, Uyuzhamam burada, Aktepe burada. Alpu Ovası, Eskişehir'imizin 52 bin hektarlık alanıyla en büyük ovası. 2017 yılında Bakanlık kararıyla "Büyük Ova Koruma Alanı" statüsüne alındı. Büyük ova statüsü; tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon riski bulunan ve amaç dışı kullanıma açılmaması gereken alanlar anlamına geliyor. Türkiye'de bu statüde yaklaşık 440 ova bulunuyor ve bu sayının 500'e çıkarılması hedefleniyor. En fazla büyük ova Konya'da bulunurken, Eskişehir de bu konuda öne çıkan illerden biri.

Vandallar, Emek Mahallesi’ndeki çocuk parkına zarar verdi
Vandallar, Emek Mahallesi’ndeki çocuk parkına zarar verdi
İçeriği Görüntüle

“22 Temmuz’da halkın katılımı toplantısı yapılacak”

Tekrar proje alanına dönmek istiyorum. Proje alanı, Eskişehir kent merkezine 42 kilometre, Alpu ilçe merkezine ise yaklaşık 7 kilometre güneydoğuda yer alıyor. Esence Mahallesi'ne 245 metre, Uyuzhamam Mahallesi'ne 670 metre, Aktepe Mahallesi'ne ise 2 bin 336 metre uzaklıkta bulunuyor. ÇED-1 alanı ise Esence Mahallesi'ne yalnızca 30 metre mesafede. Eskişehir'in en büyük ovasını oluşturan büyük ova statüsündeki tarım parselleri bu bölgede yer alıyor. 22 Temmuz tarihinde saat 10.00'da halkın bilgilendirme toplantısı burada yapılacak. Tüm mahalle sakinlerini, ilgilileri ve yetkilileri bu toplantıya bekliyoruz. Fotoğrafı muhtarlığın önünden çektim. Görünen alanlarda patlatmalar yapılacak, kırma işlemleri gerçekleştirilecek ve çıkarılan cevher işlenmek üzere Kaymaz'a götürülecek.

“Gıdaya hem de suya kendi elimizle zarar vermiş olacağız”

Peki bunun tarıma etkisi ne olacak? Bölge özellikle buğday, arpa, mısır, şeker pancarı ve kuru soğan üretimi açısından oldukça zengin. Hatta burada kuru soğan deposu olarak kullanılan bir tesis de bulunuyor. Eğer açık ocak yöntemiyle altın ve gümüş madeni faaliyete geçerse, oluşacak toz, duman ve partiküller bu ürünlerin yaprak yüzeylerini ve stomalarını kaplayacak. Bunun sonucunda bitkiler fotosentez yapamayacak. Özellikle mısırın püskül ve döllenme döneminde ciddi zararlar oluşacak. Hem verim kaybı hem de kalite kaybı yaşanacak. Sürekli gıda güvenliğini konuştuğumuz bir dönemde, Alpu Ovası'nda bu proje gerçekleşirse hem gıdaya hem de suya kendi elimizle zarar vermiş olacağız.

“Geri dönüşü zor bir süreci kendi elimizle başlatmış olacağız”

Bunun dışında ÇED-1 ve ÇED-2 alanları arasında bulunan çayır ve mera alanları da zarar görecek. Bölgede hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Meraların zarar görmesiyle birlikte hayvanların otlatılması da ciddi şekilde etkilenecek. Bu durum hem hayvansal üretimin verimini hem de kalitesini düşürecek. Geri dönüşü zor bir süreci kendi elimizle başlatmış olacağız. Özellikle mısır üretimi konusunda bunu daha net söyleyebilirim. Bölgede mısır ekimi yapılan tarlaları da gördük. Patlatmalar ve oluşacak toz nedeniyle koçanlar da zarar görecek. Böylece Eskişehir adına büyük ova statüsündeki bu değerli tarım alanını madencilik faaliyetlerine feda etmiş olacağız.

“Maden demek su kaynaklarının kaybedilmesi demek”

Projeye baktığımızda açık ocak alanı parsellerin hemen yanında yer alıyor. Bunun yanı sıra kırma-eleme tesisi ve pasa depolama alanı da bölgenin önemli bir bölümünü kapsıyor. Su kaynaklarına baktığımızda ise yeraltı sularının da ciddi şekilde etkileneceğini görüyoruz. Görüştüğümüz bir çiftçi, "Eskiden mahallemizde 25-30 metrede suya ulaşıyorduk, bugün ise ancak 300 metrede su bulabiliyoruz." dedi. Yeraltı sularının her geçen gün daha derine indiği bir dönemdeyiz. Eğer Esence Altın-Gümüş Madeni ve kırma-eleme tesisi açık ocak işletmeciliğiyle faaliyete geçerse, bugün 300 metrelerden çıkarılan suyun da tamamen kaybolması riskiyle karşı karşıya kalacağız. Bu da bölgenin su kaynaklarını kaybetmesi anlamına geliyor.”

Kaynak: Meltem Karakaş