Bir mahkemenin aldığı ‘’mutlak butlan’’ kararı ile CHP’nin seçilmiş genel başkanı ve yönetimi görevden alındı.
Kurultayda Özgür Özel ile girdiği yarışı kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlığa getirildi.
Bir benzeri yok.
Hukuka uygunluğu da söz konusu değil…
‘’Demokrasiye darbe’’ olarak nitelendirmek yanlış olmaz…
Öyle de nitelendiriliyor zaten…
Onun içindir ki, CHP kamuoyunun ötesinde toplumda da kabul görmüş değil…
Büyük tepki görüyor.
‘’Mutlak butlan’’ ile CHP’nin başına gelenler, genel merkez binasından pek çıkmıyor.
Çıktıklarında da tepki ile karşılaşıyorlar.
Örnekleri oldukça fazla…
Son örneklerinden birisi İstanbul’da yaşandı.
Komedyen Deniz Göktaş, gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.
Tutuklandığı duruşma sırasında destek için adliyeye gelenlerin sayısı oldukça fazla…
Adliyeye gelenler arasında Kemal Kılıçdaroğlu da var.
Gördüğü tepki büyük…
Hakarete varan sloganlara hedef oldu.
Dahası da var.
Deniz Göktaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşme isteğini kabul etmez… Buna rağmen ‘’emrivaki’’ olarak nitelendirdiği bir görüşme olur.
Görüşmek istemediğini Kemal Kılçdaroğlu’nun yüzüne söyler… Sonra da ‘’madem görüştük, milyonlarca gencin talebini ileteyim, CHP’yi salın’’ der.
Kemal Kılıçdaroğlu ne düşünür bilemeyiz…
Uzun süre ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapmış bir siyasetçinin bu duruma düşmesi çok acı…
Siyasi parti tarihinde bu duruma düşen bir başka siyasetçi yok.
CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü ‘’mutlak butlan’’ destekçileri arasında yer alıyor.
Daha önce bir parti toplantısında büyük tepki gördü.
Bu, kamuoyuna pek yansımadı.
Geride kalan haftanın sonunda gördüğü bir tepki var ki, tüm Türkiye’de görüldü.
Tepki gösteren emekliler.
Jale Nur Süllü, ‘’destek vermek’’ için gittiği eylemde emeklilerden büyük tepki gördü.
Tepkileri yatıştıramayınca alanı terk etmek zorunda kaldı.
Yaptığı bir açıklama var ki, inanılır gibi değil…
‘’…Ayrışmayı ötekileştirmeyi, kimin yaptığı görülsün. AK Parti yıllardır yapmaya çalıştığı tablo budur. Tarihin doğru tarafı deniliyor ya, tarihin doğru tarafının ne olduğu görülecek. Butlancı diyebilirler, ahlaksız rüşvetçi diyemezler. Ben resmi Genel Başkanı’nın resmi yönetimin yanındayım. Ben hukuka saygılıyım. Hiç kimse beni bu şehrin sokaklarında istenmiyor ilan edemez. Ben Cumhuriyet Halk Partililerin oyları ile seçildim. Böyle bir rezillik olur mu? AK Parti’nin değirmenine kim su taşıdığını görüyorsunuz.’’
Söylediklerinde iler tutar bir yan yok.
Hele ‘’ben hukuka saygılıyım’’ demiyor mu, insan söyleyecek söz bulmakta zorlanıyor.
Aslında söylenecek çok söz var da neyse…
‘’Ayrışmayı ötekileştirmeyi, kimin yaptığı görülsün’’ diyor ya, belli ki olayın farkında değil…
O tepki gösterenler, kendisinin yüzüne bile bakmadan ‘’alanı terk edin’’ diyen Ali Paşa Şanlı
var ya CHP üyesi değil… Sosyalist soldaki bir partinin düşüncelerine sahip. ‘’Özelci’’ falan olması da söz konusu olamaz…
‘’Mutlak butlan’’ a bir ‘’demokrat’’ olarak tepki gösteriyor.
Jale Nur Süllü hala ‘’tarihin doğru tarafının ne olduğu görülecek’’ diyor. Nedenini bilemeyiz ama kendisi gerçekten inanıyor olabilir.
Ama kimseyi inandıramaz…
Onun için böylesi tepkilere alışsa iyi olur.
Jale Nur Süllü olayın farkında değil de Talat Yalaz farkında mı sanki?
Kocaman laflar ediyor.
‘’Yüzüne tükürülecek adam bulamıyorlar’’ türünden tahrik edici sözler de söylüyor.
‘’Örgütün neredeyse tamamı, yüzde 99’u bununla birlikte Eskişehir kamuoyu net olarak arkamızda olduğunu ifade etti. Genel başkanım Özgür Özel il başkanlığını boşaltmam yönünde bir talimat ve telkinde bulunmadığı sürece beni bu binadan hiç kimse çıkaramaz. Canım pahasına burada olmaya devam ederim.’’
Şu laflara bir bakın…
Bir şeyin hala farkında değil…
Partililerin ezici çoğunluğunun ‘’mutlak butlana karşı’’ olduğu kesin… Ama ‘’örgütün yüzde 99’u Talat Yalaz’ın arkasında’’ falan değil…
Görevden alındığında çağrısına uyup partiye gelenlerin sayısı 200’ü bile bulmuyor.
Neymiş efendim ‘’Genel başkanım Özgür Özel il başkanlığını boşaltmam yönünde bir talimat ve telkinde bulunmadığı sürece beni bu binadan hiç kimse çıkaramaz’’ imiş…
‘’Aslana bak aslana’’ mı denilmesini bekliyor ki?
Herhalde öyle…
Söylenecek çok söz var.
Ama ‘’neyse’’ diyelim yine…