Arkadaşlık, emekle hazırlanmış tek tek tuğlaların konulması ile uzun zamanda oluşan bir yapıdır. Ama bazen ‘yanlış’ bir arkadaşı kaybetmek ‘doğru’ bir kazanç da olabilir.
Cinsiyet ayırımı yapmaksızın arkadaşlığın karşılıklı beklentisizlik olduğunu düşünürüm. Eğer kişilerin kafasında birbirlerine ilişkin beklentiler varsa bu arkadaşlığın zaaflı ve eksikli olduğu kanısındayım. Arkadaşlıkta benim tarzım, ne bazı çıkarlar peşinde koşmak ne de bir çıkara vesile olmak…
İyi bir arkadaşlık için bence kaçınılmaz olan, karşılıklı güvendir. Sanırım; güven, karşılıklı bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Bir arkadaşımın söylediği biçimde; “zedelenen arkadaşlık, yırtık pantolona benzer. Ne kadar yamasan da, eskisi gibi olmaz.”
Yaşamda siyah ve beyaz birlikte var olur. Yaşadığımız olayların iyisinden de, kötüsünden de öğreneceklerimiz vardır. Arkadaşlığın sınanması için kötü zamanlara bakılır; hâlbuki hem iyi, hem de kötü zamanlarda arkadaşlar birbirinin yanında olabilmelidir. Siyahı ve beyazı birlikte yaşamayan arkadaşlıklar, gelecek umudu taşımazlar.
İyi arkadaş olmak için, kişilerin zorunlu biçimde ortak yönlerinin olması gerekmez. Ama paylaşabilecekleri ortak şeyleri olan insanların, ilişkilerini daha sağlıklı sürdürebildikleri gözlenmiştir. Ortak unsurların olması yetmez; ortaklık kadar bunların paylaşılabilir ve erişilebilir olması da önemlidir. Kişilerin farklılıkları ise ortaklıkların yanına eklenmiş zenginliklerdir.
Arkadaşlığın farklı düzey ve derinlikleri olabilir. Bir arkadaşlığın düzey ve derinliği, bu ilişkinin gelecek umudu ile yakından ilişkilidir. Gelecek umudu olmayan ilişkilere, taşıyabileceğinden daha fazla anlam yüklememeli.
Başarısız sonuçlara savrulmamak için kişilerin aşk ile arkadaşlık arasındaki farkı iyi algılamaları gerekir. Özellikle duygusal sevgisizlik boşluğu içinde olan insanların, arkadaşlık ile aşkı sıklıkla karıştırdıkları sıkça olan bir durumdur. Bu nedenle kişilerin ihtiyaç duydukları ortamın bir arkadaşlık dünyası mı, yoksa bir aşk ilişkisi mi olduğunu iyi fark etmeleri gerekir.
Sorgulama, arkadaşlıklarımız için de geçerlidir. Çoğu zaman arkadaş edinirken, kendiliğinden oluşmasının yanında ciddi kriterler kullanmadığımız için karşımızdaki insanın özelliklerine fazlaca dikkat etmeyiz. Hele ki; o insanda bizi cezbeden ilginç bir yan varsa; duygusal ve düşünsel bakışımız, yeterli keskinlikte görme özelliğini yitirir. Karşımızdaki insanın beğendiğimiz yönü, bizde bir körlük yaratır ve diğer niteliklerini görmez ve bir bütün olarak kavrayamaz hale geliriz. Bir arkadaşlığı sorgulamanın arkasındaki temel mantık budur.
Bir arkadaşlıkta taraflardan hangisinin daha fazla emek verdiğini ölçmeye çalışırsanız şunu hatırlayın. Duygusal körlük nedeniyle ölçümde yanılıyor olabilirsiniz.
İki arkadaş birlikte bir hukuk ortamı oluşturur. Paylaştıkları konular arasında üçüncü kişilerin bilmesinde sakınca olmayanlar olduğu gibi, ortak özel bilgi olarak kalması gerekenler de bulunabilir. Doğru arkadaşlar, bu mahremiyete özen göstermelidir. Kötü arkadaş için, “arkadaşlığa özel / bize özel” şeklinde bir kısıtlama yoktur; çoğu zaman ulu orta her şeyi herkese anlatabilir. Bunun size nasıl zarar verebileceğini aklına bile getirmez. Bir de; kişiye özel bilgilerinizi, kendisine avantaj sağlamak üzere kullanan bir kötü arkadaş türü vardır ki, ondan acilen uzaklaşmak gerekir.
İyi arkadaş, sizi yaya geçidinde kırmızı ışıkta geçmeye zorlamaz. Eğer arkadaşınızın, sizi yasadışı ortamlara veya işlere yönlendirdiğini fark ediyorsanız, bu arkadaşlığın sizin geleceğinizi son derece olumsuz noktalara götürebileceğini sorgulamaya başlamalısınız. Eğer arkadaşınızın, bu yönlenmede bilinçsiz davrandığını düşünüyorsanız, bu kez iyi bir arkadaş olarak sizin onu uyarma göreviniz var demektir. Yaşamda yapılan ciddi yanlışlar, çoğu zaman farkında olmadan, bilinçsizce sürüklenmenize neden olan olaylar zincirinin başlangıcıdır.