AŞTILAR MI? YATIŞTIRDILAR MI?

Abone Ol


Bizim birde Y kişisi var…
Arada bir uğrar yanıma, dert yanar!
Meslektaşlarından bahseder.
Sahte ilişkileri görmeye tahammülü kalmadığını anlatır:
“Çevreme bakıyorum herkes dost, geçmişlerine bakıyorum hepsi düşman! Sahi düşmanlık dostluk doğurur mu?”
“Neden doğurmasın ki?” diye devam ediyorum.
“Yatıştırdıysa kızgınlığını, yaşamda her şey mümkün!”
Beklemiyor bu yanıtı…
“Yani düşmandan dost olur mu?”
“Düşmanın kalitesine bağlı” diye devam ediyorum.
Gözleri açılıyor.
Konuşmamı sabırsızlıkla beklediği bakışlarından belli…
Örneklerle devam ediyorum:
“Bazı duygular vardır. Aşmak zordur.  Aşabildiyse öfkesini dost olmaz belki ama düşman da olmaz. Yine bazı duygular vardır. Gizlenir, arkalara itilir, yokmuş gibi davranılır. İşte bu kişiler de dost değildir ama düşman da değilmiş gibi davranırken ansızın patlak verir. Karışık bir denklem! İşte o zaman vay haline!”
“Ne olur ki o zaman?” diye ekliyor ela gözleriyle…
“4 ay sonra görürsün ne olacağını” diyorum.
Süre vermeme şaşırıyor.
Kahvemden bir yudum alıyorum, devam ediyorum: “Şimdi ne söylesem ön yargı! 4 ay da formalite bir süre… Zamana bırak… Geldiğinde vakit o zaman anlarsın duygularını aştılar mı yatıştırdılar mı?”
Cümlelerim tebessüm ettiriyor.
Bilmiş bilmiş bakıyor: “Bence yatıştırdılar!
“İnşallah” diye ekliyorum.
O gittikten sonra bir yandan yazımı yazarken bir yandan kendi kendime konuşuyorum:
“Yeter ki aşındırmasınlar!”