AYRIMCI DİLİ TERK ET...

Abone Ol

Eskişehir Barosu tarafından çok güzel bir organizasyona imza atıldı.
Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu tarafından “Ayrımcı Dili Terk Et projesinin” üçüncü ayağı basın mensuplarıyla yapıldı.
Gazeteciler haber dilinde ötekileştirme ve ayrımcılık yapmayacaklarına söz vererek, taahhütname imzaladı.
İmzalanan taahhütname metninde şu ifadelere yer verildi:
“Ulusal mevzuat, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler ve temel- evrensel hukuk kuralları çerçevesinde dil, din, ırk, etnik köken, mezhep, yaş, cinsiyet, cinsel yönelim ya da doğuştan veya sonradan meydana gelen her türlü farklıklılara saygı duyacağımızı, basın olarak yazılarımızda, habercilik faaliyetleri sırasında ayrımcı dil kullanmayacağımızı, ayrımcı davranışlarda bulunmayacağımızı, tüm farklılıklarımız ile mutlu bir Eskişehir’de yaşamak üzere çalışmalarda bulunacağımızı Eskişehir halkına taahhüt ederiz.”
Aslında çok da dolu olduğum bir konuya parmak bastı Eskişehir Barosu…
Ayrımcılık ve ötekileştirme denildiği zaman akıllara sadece “kadın” faktörünün gelmesi üzdü elbet…
Kadına ayrımcılık konusu ve bunun haber diline yansıtılması muhakkak ki en hassas noktalarımızdan biri…
Ama bu ülkede sadece “kadınlar” değil ayrımcılığa uğrayan, ötekileştirilen…
Bunun bilinmesi gerekiyor ilk etapta…
Eskişehir Barosunun hayata geçirdiği üç protokol törenini de izleme imkanı buldum.
Siyasi parti temsilcilerinden tutun da belediye başkanlarına kadar konuşma yapılırken sadece “kadına ayrımcılık” konusuna vurgu yapıldı.
Ne kadar üzücü ki aynı sitemi gazetecilere de yapacağım.
Haber dilinde ayrımcılık yapmayacaklarına dair söz veren meslektaşlarımız konuşmalarında sadece “kadını” anlattı.
Ki bu da konuyu ne kadar “eksik” anladıklarının bir göstergesidir.
Hatta imzaladıkları taahhütnamenin içeriğinden bile habersiz olduklarının kanıtıdır.
Bu konuda o kadar doluyum ki inanın nereden başlayacağımı bilemiyorum sözcüklere…
İlk olarak şunu hatırlatmak istiyorum.
Evet, bu ülkede kadınlar her alanda ayrıştırılıyor…
Farklılaştırılıyor.
Ancak…
Bu ülkede sırf dili yüzünden ayrıştırılan binlerce, on binlerce kadın, erkek, çocuk var.
Bu ülkede dini yüzünden, mezhebi yüzünden ibadetini dahi özgürce yapamayan binlerce insan var.
Bu ülkede ırkını söylerken dışlanacağını düşünen ve bu korku yüzünden etnik kökenini gizleyen insanlar da var.
Bu ülkede cinsiyet ve cinsel yönelimin de dolayı psikolojik şiddet, baskı, zulüm gören nice insan var da sesini duyan yok.
Bu ülkede türban taktığı için dışlanan ve  “yobaz” etiketi yapıştırılarak ötekileştirilen kadınlarımız da var. 
Ancak tam tersi mini etek giydiği için aşağılanan kadınlarımız da var bu ülkede…
Kütüğünde doğudan bir il yazan insan da yok sayılıyor kardeşim bu ülkede, haritanın göbeğinde bulunan “Konya” ilinden insan da…
“Yobaz” damgasını yapıştırmakta dışlamaktır, mezhebinden dolayı insan ayırmakta…
Aslında sorun tam da burada başlıyor.
“Kendi gibi olmayan” insan dışlanıyor bu ülkede kardeşim, “Kendi gibi olmayan” insanlar tarafından…

İSTİKBAL DERGİ “AYRIMCI DİLE” HEP KARŞI DURMUŞTUR.
Haber dili konusuna gelecek olursam…
Eskişehir’de ayrımcı dili reddeden ve bunu röportaj ve haberleriyle kanıtlayan gazetelerden biri İstikbal Gazetesi ve İstikbal Dergisidir.
Yayınladığı röportajlarla da bunun en belirgin örneklerini vermiştir.
Cinsel tercihlerinden dolayı dışlanan ve hiçbir yerde sesini duyuramayan nice trans bireyin, lezbiyenin sesi olmuştur İstikbal Dergi…
Ve yine seçtikleri meslekten ötürü aşağılanan, yok sayılan, hor görülen kadınların da erkeklerin de sesi olmuştur İstikbal Dergi…
Kiliseye konuk olarak Eskişehir’deki dini zenginlikleri de ortaya koymuştur İstikbal Dergi, engelinden dolayı ayrıştırılan ancak istenirse her şeyin başarılabileceğinin en güzel örneğini veren insanları da…
Bu kentte onlar da yaşıyor, onlar da nefes alıyor, bu hayatı onlar da paylaşıyor demiştir İstikbal Dergi…
Eskişehir’in zenginliğini, çeşitliliğini ortaya koymuştur.
Ayrımcılığa ve ötekileştirmeye he zaman karşı durmuştur İstikbal Dergi…
Yaşamın farklılıklarla güzel olduğunu ispatlamıştır.