BAŞIMDAN GEÇEN BİR OLAY...

Abone Ol


Zor bir süreçten geçtiğimiz doğru…


Maddi ya da manevi…


Fark etmiyor.


Gerek sosyal, gereken ruhsal, gerek ekonomik…


Her yönden mücadele etmemiz gereken günleri, haftaları yaşıyoruz.


Ben birde bu dönemde hayat tarafından sınava tabi tutulduğumuzu düşünüyorum.


Nasıl bir sınav bu?


Değişmemiz ve dönüşmemiz gerektiğini avazı çıktığı kadar bağırıyor hayat…


Bu yüzden yürürken tökezletiyor, düşürüyor.


Tekrar kalkıp yolumuza devam edebilecek miyiz, deniyor.


Bu süreçte kendi başımdan geçen bir olayı paylaşmak istedim sizinle nedense…


Bir sabah 06.00’da telefonumun çalmasıyla uyandım.


Korku kapladı tabi içimi…


Bu saatte babamın beni araması normal değildi.


Kötü bir şeyler olduğunu sezdim.


Telefonu açtığımda: ‘özge, annenin burnu kanıyor, durduramıyoruz. çabuk gel’ dedi.


O telaşla nasıl evden indiğimi hatırlamıyorum.


Tekrar aradıklarımda hastanede olduklarını söylediler.


Yanlarına gittim.


Bir saate yakın durduktan sonra eve gönderdiler ama benim içime sinmeyen bir şeyler vardı.


Ses etmedim, annemi eve bıraktıktan sonra akşama doğru tekrar telefonum çaldı.


Yine babam: ‘özge annenin kanaması tekrar başladı!”


Gene aynı telaş indim aşağıya, doğru hastaneye…


özel bir hastanede bir saate yakın uğraştılar, durduramadılar kanamayı…


‘Bizim yapabileceğimiz bir şey yok diyerek Tıp Fakültesine gitmemizi önerdiler.’


Düşünün özel hastane çaresizliğini haykırıyor.


O an korkuyu bütün hücrelerimde hissettiğimi hatırlıyorum.


Ayaklarımın dermanı yok sanki ama yürümeye devam ediyor.


Ne tuhaf!


İnsan en zayıf hissettiği an da bile koşturabiliyor nefes nefese…


çok kan kaybettiğini görüyordum çünkü…


Gittiğimizde acile aldılar.


Doktor ve görevliler epey uğraştılar ama kan durmuyor hala…


Hatta benim de elime birkaç malzeme verdiler.


Yüzündeki kanı temizlemem için…


Elimle kanı temizledim.


Ki benim en büyük korkularımdan biri kandır…


Böyle ani durumlarla baş edemeyeceğimi, başıma gelirse ne yapacağımı düşünmüşümdür hep…


Korkularımdan kaçmışımdır.


En son annemin bayıldığını gördüğümde bende salmışım kendimi…


çok ağladığımı hatırlıyorum.


Acil servisin önünde beklediğimde görevliler çağırdı: ‘Annen iyi, korkma diyerek birkaç tane de ilaç vererek’ gönderdiler bizi…


Ama ben endişeyi, korkuyu, paniği bütün hücrelerimde hissettim ya bir kere üstüne kondukça konuyordu sanki bir şeyler…


Geçmiyor gibiydi…


Geçmeyecek gibi…


Eve vardığımızda kanın durmadığını, sızıntı şeklinde kanadığını görünce (ki olacak demelerine rağmen) bir de başka bir hastaneye gidelim dedim…


Gittik ve doktor bizi birkaç gün gözetim altına aldı…


4 günlük yasağı hastanede geçirdik.


Hastanede geçirdiğim vakitler epey düşünme zamanı da buldum tabi…


Bu yaşadıklarım herkesin başından geçen sıradan olaylardı belki ama sıradanlığı kişinin kabullenişine göre değişiyordu.


Hayatın sınavları bitmiyordu.


En zor günlerinde bir tekme de o atıyordu.


Belki de tepetakla düş ve ansızın ayağa kalk diye…


İşte böyle zamanlarda korkularımdan birinin daha gerçekliğe dönüştüğüne şahit oldum.


Tek başıma üstelik…


Korkularımdı beni sınava tabi tutan…


Ama yaşam bir o kadar da garip…


Korktuklarını yaşadığın an o duyguyu hissetmiyor insan…


Sadece mücadele veriyor kazanmak istediklerine dair…


Savaş açıyor bir nevi…


Bırakın kan silmeyi, kan görsem bayılacak bir zayıflıkta olduğumu sanan ben…


Tam da bu bahsettiğim olayla sınandım.


çok şükür şu an her şey yolunda…


Ama benim diyeceğim o ki;


Yaşam bu ara üstünüze biraz fazla geliyor olabilir.


Sabredin…


Hayat sizi deniyor.


Eminim…


Düşüp de kalkıp yolunu bulanlardan mı olacaksınız?


Yolunu kaybedenlerden mi?