Behçet Albayrak yazdı: Peki ya Eskişehirspor geleceğini görebiliyor mu?

Abone Ol

Eskişehirspor U19 Takımı’nın Türkiye üçüncülüğü, ilk bakışta büyük bir başarı hikayesi gibi görünüyor. Ancak bu başarıyı yalnızca skor tabelasına bakarak okumak, resmi eksik görmek olur. Çünkü asıl mesele kupa değil; bu başarının kulüp adına ne ifade ettiği ve nasıl yönetileceğidir.

***

Bugün gelinen noktada en önemli gerçek şudur ki;

Bu takımın tüm oyuncularını aynı anda profesyonel yapıya geçirmek hayalcilikten öteye geçmez. Sürdürülebilirdir bir başarıyı da getirmez. Geçmişte zorunlu olarak deneyimlerimiz var.

Futbolun doğası gereği bu yaş grubu gelişim dönemindedir. Bazı oyuncular zamanla Eskişehirspor A Takımı’na entegre edilecek potansiyele sahip olacaktır, bazıları ise kendi yaş kategorilerinde gelişim süreçlerini tamamlayacak ve Eskişehirspor olmazsa başka lig veya kulüplerde futbol hayatlarını şekillendireceklerdir. Bu durum bir eksiklik değil, aksine futbolun doğal akışıdır.

***

Asıl kritik nokta tam da burada başlar…

Bu oyunculara “hepsi birden profesyonel olur” bakışıyla yaklaşmak, hem oyuncuya hem kulübe zarar verir. Çünkü ağır beklentiler, gelişim çağındaki futbolcular üzerinde taşınamayacak bir yük oluşturur.

Bugün Türk futbolunun en temel problemi altyapıyı sonuç odaklı okumaktır.

Oysa altyapı bir sonuç değil, bir süreçtir.

Bir vitrin değil, bir üretim merkezidir.

***

Eskişehirspor U19 takımının ortaya koyduğu başarı bize şunu söylüyor:

“Doğru planlama yapılırsa bu kulüp üretim yapabilir”

Ama bu üretimin sürdürülebilir olması için duygusal değil, yapısal kararlar gerekir.

Burada yapılması gereken en önemli şey; bir “Altyapı–A takım bütünleşme projesi” oluşturmak.

Bu proje;

* Hangi oyuncunun hangi gelişim planına dahil edileceğini

* Kimlerin A Takım seviyesine hazırlanacağını

* Kimlerin kendi yaş kategorilerinde devam edeceğini

* Ve en önemlisi oyuncu gelişiminin hangi bilimsel kriterlerle takip edileceğini net şekilde ortaya koymalıdır.

Çünkü plansız bir yükseltme, oyuncuyu kazanmak değil, yakmaktır.

***

Ozan İsmail Cörüt gibi bireysel başarı gösteren oyuncular elbette dikkat çekmektedir. İçlerinden 6-7 tanesi A takımla sezon başı de geçirmelidir. Antrenör Yiğit Cumalı ve ekibiyle birlikte Alt Yapı İdari Koordinatörü Mevlüt Gün gibi isimlerin emeği de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Ancak tüm bu emeklerin kalıcı bir değere dönüşmesi için bireysel başarıların sistemsel bir yapıya bağlanması gerekir.

Bugün Eskişehirspor’un en büyük eksikliği oyuncu değil, sistemdir.

Potansiyel var, ancak bu potansiyeli yönetecek bütüncül bir futbol aklı henüz tam anlamıyla oturmuş değil.

***

Bir diğer kritik konu ise beklenti yönetimi.

U19 takımının başarısı doğal olarak kamuoyunda büyük bir heyecan yarattı. Ancak bu heyecanın yanlış yönlendirilmesi, genç oyunculardan gereğinden fazla beklentiye girmek onların üzerinde gereksiz bir baskı oluşturabilir. Bu da gelişim sürecine zarar verir.

Bu nedenle kulüp yönetimi ve teknik yapı, bu oyuncuları “bir anda çözüm” olarak değil, “uzun vadeli yatırım” olarak görmeli.

Ulaş Entok ve yönetimin burada en önemli sorumluluğu, duygusal reflekslerle değil, planlı bir futbol stratejisiyle hareket etmektir.

***

Bugün artık futbol sadece sahada kazanılmıyor.

Kulüp yönetimleri; veri, planlama, altyapı modeli ve finansal sürdürülebilirlik üzerinden şekilleniyor.

Eskişehirspor için de çıkış yolu tam olarak buradan geçiyor…

Transfer yarışına girmek değil, üretim yarışına dahil olmak.

Çünkü borç yükü ve transfer yasağı gibi gerçekler ortadayken, en güçlü transfer bir tane dahi olsa kulübün kendi oyuncusudur.

***

Sonuç olarak mesele çok net.

Eskişehirspor’un geleceği, tek bir kuşağın omuzlarına yüklenerek değil, doğru bir futbol mimarisi kurularak inşa edilebilir.

U19 takımı bir umut değil, bir uyarıdır.

Bir sonuç değil, bir başlangıçtır.

Ama o başlangıcın geleceğe dönüşmesi için en gerekli şey de; doğru planlama, doğru rol dağılımı ve sürdürülebilir bir futbol aklıdır.

***

Sezonun tabelada başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ne yazık ki yine tanıdık bir tablo ortaya çıktı. Herkesin suçlu ve günah keçisi aradığı, tartışmaların teknik ve sportif zeminden uzaklaşıp giderek siyasi bir eksene kaydığı bir dönem yaşandı. Demeç savaşları Eskişehirspor üzerinden yürütülürken, kulübün gerçek sorunlarını çözmeye yönelik somut ve kalıcı hiçbir adımın atılmadığı da şu an için açıkça ortada.

***

Oysa tartışılması gereken şey isimler değil, sistem.

Konuşulması gereken şey polemikler değil, yapı.

Bugün gelinen noktada Eskişehirspor yeni sezon öncesinde zaten ekonomik ve sportif bir dar boğazın içerisinde. Transfer yasağının kıskacı altında mücadele eden kulübün önüne çıkabilecek olası yeni düzenlemeler ve prosedür değişiklikleri (Örneğin yeni sezonda 5 amatör futbolcu oynatma sınırı) gibi kulübün mevcut yapısıyla çelişmesi halinde, bu konularda şimdiden planlı ve ciddi çalışmalar yapılması zorunluluk.

***

Eskişehirspor’un geleceği ancak planlama ile şekillenir.

Aksi durumda, ne “kimi isterlerse alırız” anlayışı ne de “Lobiye yenildik, kulüp siyasi zemine kurban edildi” söylemleri bu kulübü ileri taşır. Bu tür yaklaşımlar yalnızca günü kurtaran, fakat yarını kaybettiren söylemlerden öteye geçmez.

Eskişehirspor’un ihtiyacı olan şey; söylem değil, eyleme dayalı sistemdir.

Bahane değil, proje üretmektir.

Tepki değil, çözüm geliştirmektir.

Aksi takdirde konuşulan her şey, ne kadar yüksek sesle dile getirilirse getirilsin, yalnızca bir “laf kalabalığı” olarak kalmaya mahkum olacaktır.

Ama görüyoruz ki; hala zaman kaybediliyor.

İş ‘Dünya Kupası’ndan sonra bakarız’ noktasına gelirse…

Şimdiden geçmiş olsun.

***

Ve tüm bu yapısal tartışmaların yanında kulübün vitrin yüzü olan stat meselesi de ayrı bir gerçek olarak duruyor.

Eskişehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sorumluluğundaki statta bu sezon genelinde ortaya çıkan bakımsız görüntüler, sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda kurumsal algıyı da etkileyen bir durum.

Taraftarın beklentisi net.

Yeni sezonda temiz, bakımlı ve modern bir futbol ortamı.

Loca sahiplerinin dahi ciddi bedeller ödemelerine rağmen benzer sorunlarla karşılaşması, bu alanın artık ertelenemeyecek bir gündem olduğunu göstermekte.

Bu yapı yalnızca bir beton tesis değil, şehrin futbol hafızasıdır.

Bu nedenle bakım ve yenileme çalışmaları, yeni sezona girilmeden önce zorunlu bir adım haline gelmiştir.