‘’Birlik ve beraberlik’’ istenirken yapılana bakın

Abone Ol

Mayıs, ilkbaharın 2’nci ayı.

Takvimde öyle de gerçekte öyle mi?

Öyle olduğunu söylemek çok zor.

İlk günüyle birlikte hava sıcaklığı düştü, kesintisiz yağışlar başladı. Eskişehir’in bazı yörelerine kar bile yağdı.

Bahar şöyle dursun ‘’kış geri geldi’’ dense yeridir.

1 Mayıs Birlik, Dayanışma Günü de öyle bir havada kutlandı.

Katılım daha önceki yıllara göre düşüktü.

Ancak soğuk hava ve kesintisiz yağış dikkate alındığında katılımı küçümsemek doğru olmaz…

Yağmura rağmen coşku da vardı.

Davullar çalındı, halaylar çekildi.

Sloganlar da günün koşullarına uygun talepleri içerdi.

Demokrasi, adalet, hukuk, işçi hakları ile ilgili talepler haykırıldı.

Soğuk hava ve kesintisiz yağışa rağmen güzeldi.

Ne var ki, hiç olmaması gereken bir şey oldu.

Dile getirilen taleplere kavuşabilmek için ‘’olmazsa olmaz’’ bir koşul var.

O da ‘’ortak talepler doğrultusunda birlikte mücadele.’’

Bu koşul, ‘’Ya Hep Beraber / Ya Hiçbirimiz’’ sloganıyla sürekli dile de getiriliyor.

Dile getirilmesine getiriliyor da bir türlü gerçekleştirilemiyor.

Bu konudaki en son örnek de 1 Mayıs kutlamaları.

Eskişehir’de ‘’ortak kutlama’’ konusunda uzun süre anlaşma sağlanamadı.

Nedenini anlamak gerçekten çok zor…

Taraflarca anlatılamıyor da zaten…

Uzun çabalar sonunda anlaşma sağlandı.

İyi oldu.

Ya sonra?

DİSK kutlama alanını terk etti.

‘’Neden mi?

TÜRK-İŞ alana DİSK’ten önce girmiş.

TÜRK-İŞ’in ismi DİSK’ten önce anons edilmiş.

Alandan ayrılırken de ‘’Eskişehir’deki bu TÜRK-İŞ sevdasından usandık’’ diye bağırdılar zaten…

Gösterilen neden bu…

‘’İncir çekirdeğini bile doldurmaz’’ denilecek türden şeyler.

TÜRK-İŞ’in sendikacılığı tartışılabilir.

‘’İşçi haklarını yeterince savunmadığı’’ falan da söylenebilir.

Hoş DİSK ne kadar savunuyor ki?

DİSK Genel-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu yerlerden birisi Tepebaşı Belediyesi şirketi.

İşçiler maaşlarını düzenli olarak alamıyor. Gecikmeli ve taksitler halinde aldıkları çok oldu. Çok sayıda işçi işten atıldı. Tazminatları da ‘’cep harçlığı’’ denilebilecek şekilde ödendi.

Genel-İş yöneticileri ne yaptı?

Hiçbir şey…

Ağızlarını açıp tek laf bile etmediler.

Neyse…

Beğenilse de beğenilmese de TÜRK-İŞ, Eskişehir’de işçileri bünyesinde barındıran en büyük konfederasyon.

Ayrıca şube başkanları arasında işçi hakları için mücadele edenlerin sayısı da oldukça fazla…

Böylesi bir konfederasyon ‘’kutlama’’ ya da ‘’mücadele dışı’’ bırakılamaz…

Katılımı son derece önemlidir.

Alana önce girmiş olması ‘’planlı’’ bir gelişme değil…

Kontrol noktasından önce geçtikleri için alana da önce girdiler.

Alana giriş yaptıktan sonra isminin anons edilmesi son derece doğal…

Bunda büyütülecek ne var?

Hiçbir şey…

Amaç ‘’üzüm yemekse’’ büyütülecek bir yan yok.

Ama amaç ‘’bağcıyı dövmek’’ olursa iş değişir.

DİSK’in yaptığı da bundan başka bir şey değil…

Bu tavırlarını sürdürürlerse o yakındıkları ‘’Türk-İş sevdası’’ yok olmadığı gibi daha da güçlenir.

Yaptıkları iş kendilerine yarar sağlamaz… Ne yazık ki çok gereksinimi duyulan birlik ve beraberliğe büyük zarar verir.