Borç değil vicdan defteri kabarık!

Abone Ol

Eskişehirspor’un Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Mali Genel Kurulu, aslında sadece kulübün mali tablosunu açıklamadı.

O gün salonda, yıllardır görmezden gelinen büyük bir gerçeğin de üzerindeki örtü kalktı.

Resmi rakamlar ürkütücü...

Geçen yıl 517 milyon lira olan borç bugün 618 milyon 939 bin 409 liraya yükseldi.

Yaklaşık 102 milyon liralık artış...

Kur farkı...

Vergi...

SGK faizleri...

Personel...

Futbolcu alacakları...

Teknik kadro...

Hepsi tek tek anlatıldı.

Ama salondaki en büyük borç kalemi, muhasebe cetvelinde yazmıyordu.

Çünkü o borcun adı ilgisizlikti.

O borcun adı sahipsizlikti.

O borcun adı vurdumduymazlıktı.

***

659 delege...

Sadece 126 kişi salonda.

Rakam küçük görünebilir.

Ama aslında Eskişehirspor’un bugün içinde bulunduğu tablonun en net özeti tam da budur.

Bir kulüp sadece parasızlıktan batmaz.

İnsanını kaybettiği gün çökmeye başlar.

En acısı da şu...

Sosyal medyada herkes Eskişehirspor'u yönetiyor.

Transfer yapıyor.

Teknik direktör gönderiyor.

Başkan değiştiriyor.

Yönetim kuruyor.

Yönetim yıkıyor.

Ama iş sorumluluk almaya gelince...

O binlerce ses bir anda susuyor.

Klavyelerin başındaki cesaret, genel kurul salonunun kapısında kayboluyor.

Eskişehirspor’u en çok yoran borçlar değil...

Bu ikiyüzlü sahiplenme biçimi.

***

Daha da acısı...

Bu şehir artık eleştirmeyi destek vermenin önüne koymuş durumda.

Başarısızlık olunca herkes konuşuyor.

Fedakarlık gerektiğinde herkes sessiz.

Çünkü bedel ödemeden taraf olmak kolay.

Emek vermeden ahkam kesmek kolay.

Sorumluluk almadan kahramanlık yapmak kolay.

Zor olan ise o salona girip 1Ben de varım1 diyebilmek.

İşte onu sadece 126 kişi yaptı.

***

Kongrede beni en çok sevindiren Uğraş Erkayman’ın sözleriydi.

Çünkü yıllardır aynı masalları dinledik.

“Transfer yapacağız.”

“Şampiyon olacağız.”

“Borç ancak şöyle bitecek”

“Puan silinmeyecek.”

Sonuç?

Her yıl biraz daha büyüyen borç.

Her yıl biraz daha küçülen umut.

Her yıl biraz daha yalnızlaşan Eskişehirspor.

Erkayman ilk kez kimsenin konuşmak istemediği gerçekleri deyim yerindeyse kustu.

Eskişehirspor’un artık tüketen değil, üreten bir kulüp olması gerektiğini söyledi.

Kulübün kendi mal varlığının bulunmamasını sorguladı.

Tek sponsora bağımlılığın nasıl bir çıkmaz olduğunu anlattı.

Siyasetin kulübün içinde değil, kulübün arkasında durması gerektiğini söyledi.

Belki bunlar yeni fikirler değildi.

Ama uzun zamandır kimsenin yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği gerçeklerdi.

***

Başkan Ulaş Entok ve yönetimini de hakkaniyetle değerlendirmek gerekiyor.

Ortada saklanan bir tablo yoktu.

Rakamlar gizlenmedi.

Borç makyajlanmadı.

Kimse enkaz edebiyatına sığınmadı.

Kimse geçmişi suçlayarak bugünden kaçmadı.

Eleştiriler dinlendi.

Sorular cevaplandı.

Bu bile son yıllarda alışık olmadığımız kadar şeffaf bir yönetim anlayışının göstergesidir.

Ama şunu da söylemek gerekiyor.

Şeffaf olmak tek başına yetmez.

Şeffaflığın yanında güçlü bir ekonomik model kurulmadıkça, her yıl aynı toplantıda aynı acıları konuşmaya devam ederiz.

***

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un desteği değerlidir.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları da öyledir.

Sponsorlar da önemlidir.

Kombinelere olan ilgide...

Ama bunların hiçbiri çözüm değildir.

Çünkü bu düzen ancak sistemi ayakta tutar.

Yeni sistem kurmaz.

Eskişehirspor her yıl birilerinin kapısını çalmak zorunda kalıyorsa...

Ortada başarı hikayesi değil, sürdürülebilirliği olmayan bir düzen vardır.

Hiçbir büyük kulüp sürekli yardım bekleyerek büyümez.

***

Eskişehirspor artık köklü bir zihniyet değişimine mecburdur.

Öncelikle bu kulübün kendi gelirini oluşturacak taşınmazları olmalı, gelir kalemleri arttırılmalıdır.

İkinci olarak üyelik sistemi baştan sona gözden geçirilmelidir.

Aidat ödemeyen...

Genel kurula gelmeyen...

Kulübün kaderini sadece sosyal medyadan izleyen insanların delege olması, Eskişehirspor’a hiçbir katkı sağlamıyor.

Üçüncü olarak...

Eskişehirspor artık duygularla değil, akılla yönetilmelidir.

Modern futbol ekonomisini yakalamadan...

Altyapıyı üretim merkezi haline getirmeden...

Oyuncu yetiştirip satmadan...

Kurumsallaşmadan...

En azından dengeli bir ekonomiye sahip olmadan…

Hiçbir başarı kalıcı olmayacaktır.

***

Bugün herkes şampiyonluğu konuşuyor.

Biz Süper Lig’den bu yana yıllardır kulübün yarınını konuşmak istiyoruz.

Çünkü ekonomik bağımsızlığı olmayan hiçbir kulübün sportif başarısı kalıcı değildir.

Şampiyonluk güzel bir hayaldir.

Ama ayakta kalamayan kulüpler kupaları sadece eski fotoğraflarda görür.

Eskişehirspor’un bugün en büyük ihtiyacı sadece transfer değil...

Yeni bir futbol aklıdır.

Yeni slogan değil...

Yeni bir yönetim modeli.

Yeni vaatler değil...

Yeni bir gelecek planıdır.

***

Bir söz vardır:

“Ağaç, baltanın darbesiyle değil; köklerinin susuz bırakılmasıyla ölür”

Eskişehirspor'un kökleri hala bu şehrin en güçlü değerlerinden biri.

Ama o kökler yıllardır ihmal ediliyor.

Sadece yönetimler değil...

Delegeler...

Eski yöneticiler...

İş insanları...

Tribünler...

Bu şehrin tüm dinamikleri bu ihmalin bir parçası.

Çünkü gerçek şu ki;

Kulüpler borç yüzünden değil, sahipsizlik yüzünden yıkılır.

Ve bugün beni korkutan 618 milyon liralık borç değildir.

659 delegenin 533'ünün o salonda olmamasıdır.

Boş kalan koltuklar...

Aslında boşalan vicdanların fotoğrafıdır.

Çünkü para bir gün bulunur.

Borç yapılandırılır.

Sponsor gelir.

Yönetimler değişir.

Ama kaybolan aidiyet...

Kaybolan sorumluluk duygusu...

Kaybolan Eskişehirspor sevgisi geri gelmez.

Eskişehirspor’un bugün en büyük ihtiyacı para değildir.

Ayağa kalkacak bir şehir...

“Ben de sorumluyum” diyebilecek delegeler...

Ve kişisel hesapları değil, kulübün geleceğini düşünecek ortak bir vicdandır.

Çünkü çınarlar bir günde devrilmez.

Önce gövdesi değil...

Kökleri yalnız bırakılır.

Ve ne yazık ki bugün Eskişehirspor’un en büyük tehlikesi borç değil...

Sessiz kalanlardır.