Kalp çarparken de ölüyormuş hocam.
Attığına bakmayın!
Tereciye tere satmak değildir amacım, hadsizlik olarak hiç anlamayın!
Uzmanına içimi döküyorum.
Kalbi anlayacak sayı azaldı hocam!
Kalp ne hisseder kimse düşünmüyor.
Kalbe saygı duyulsaydı belki de su serpilirdi bir nebze yaşananlara…
Şu bir ay içerisinde olanlar “kalbe” yaşattı en büyük darbeyi…
Canlar en büyük mücadeleyi kalbiyle verdi.
Aynı gün içerisinde bir kalp hem güler, hem ağlar, hem heyecanlanır, hem dağılır, hem umut eder, hem düşer, hem düştüğü yerden yeniden kalkar mı hocam?
Çok değil mi bu yaşananlar herhangi bir kalp için?
Haksızlık değil mi?
Tıp bunu nasıl açıklar zerre bilmiyorum ama ben saygı duyuyorum kalbiyle mücadele verenlere…
Direnmektir bu da…
Devrimdir!
Yıkıntıların arasında “kalbine” sığınıp, yine yanı başındaki “kalplere” umut olmak her babanın harcı değildir hocam!
He birde “kalpsizler” var!
Böylesine ağıtların yakıldığı, gözyaşların ağlamaktan kuruduğu bir ortamda medet umanların sayısı öyle çok ki…
Bazen inanmıyorum hocam!
Kalpse duygunun organı, bunlar da yok diyorum.
Gidip film, röntgen falan çektirse de yine inanmayacağım!
Bir kalp acıdan medet umar mı?
Yakışır mı hocam insan kalbine?
Ya da nasıl siner içine?
Vicdan diyorum hocam, kalbin içerisine aktarabilseydik keşke…
Vicdanlıdan alır, vicdansıza verir, denge bulurduk.
Kalp diyorum!
Kalbi geliştirmek, beslemek, büyütmek bir sanatmış meğer!
Herkes de yokmuş o sanatkarlık!
Bakmayın siz benim yazdıklarıma…
Sıradan bir kalbin isyanıdır bu…
Acının içinde kavrulan kalplerin tercümanıdır belki de…
Kalple değildir sorunu, kalpsizlerle…