Defalarca dile getirdik…
Alpu Ovası, tarımsal üretim için aranıp da bulunamayacak bir ova…
Değerini bilmek, korumak ve verimli olarak kullanmak gerek…
Bir zamanlar ‘’Eskişehir’in tahıl ambarı’’ konumundaydı.
Hububatın yanı sıra şeker pancarı üretimi de yapılırdı.
Artık eski konumunda olduğu söylenemez…
Bunun nedeni ovanın toprakları değil…
Nedeni belli…
Üreticileri, üretimden vazgeçirmek için ne gerekiyorsa hepsi yapıldı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’milletin efendisi’’ olarak nitelendirdiği çiftçiler, kendi topraklarında ‘’karın tokluğuna çalışan ırgatlar’’ konumuna düşürüldü.
Karınlarını güçbela doyursalar bile borçlarını ödeyemediler.
Zorunlu olarak üretmekten vazgeçtiler.
Üreticiler, üretmekten vazgeçse de Alpu Ovası özelliklerini koruyor.
Doğru bir tarım politikası ile yeniden eski günlerine dönebilir. Daha önce olduğu gibi yine Eskişehir’in ‘’tahıl ambarı’’ olabilir.
Bunun için yapılması gerekenler belli…
Ne yazık ki, yapılması gerekenler yapılmadığı gibi tam tersi yapılıyor.
Alpu Ovası’nın başına sürekli büyük belalar sarılıyor.
Bir bela püskürtülmeden yeni bir bela ortaya çıkıyor.
Yine büyük bir bela var.
3 mahalleyi kapsayan bir alanda Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi kurulmak isteniyor.
Olacak şey değil…
Yaratacağı sonuçlar belli…
Alpu Ovası katledilecek…
Ne temiz hava, ne zaten zor bulunan su kaynağı ne de tarımsal üretim kalacak…
‘’Yaşam yok olacak’’ dense de olur.
Haftalardır anlatılıyor, ‘’kıymayın doğaya’’ deniliyor.
Ama kimin umurunda…
Dün ‘’Halkı Bilgilendirme Toplantısı’’ yapılacaktı.
Ama yapılamadı.
‘’Halkı bilgilendirmek’’ için gelenler büyük tepki ile karşılaştı.
Vatandaşlar konuşmaları dinlemek yerine sırtlarını döndüler.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ne yapsalar boşuna… Araçlarına binip bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar.
Elbette ki bir ‘’tutanak’’ tutmuşlardır.
Ancak kendileri dışında bilen yok.
İstenildiği halde verilmedi.
Bir önceki Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Müdürü, benzeri tavırlar sergilemişti.
‘’Terfi’’ falan bekledi ama beklediğini bulamadı.
Yeni Müdür Hüseyin Özgür Yalçın’ın tavrı da aynı oldu.
Tutanağı göstermemekte direndi.
Vatandaşlar ‘’tutanağı kaçırmak’’ ile suçluyorlar.
Yapmayın müdür bey…
Tamam ‘’emir kulu’’ olarak ‘’verilen talimatları yerine getirmeye çalışıyor’’ olabilirsiniz…
Ama bu kadar dışlayıcı ve ‘’açık taraf’’ olmanız da gerekmez ki…
Adı üzerinde ‘’Çevre ve İklim Değişikliği’’ ile ilgili görev ve sorumluluklarınız var.
Bunu da hatırlasanız iyi olur.