Kendimle dalga geçince iyi hissediyorum.
Çok da geçerim.
Özgüvensiz insanlar bunu “zaafların” ele verilmesi, “zayıf yerlerin” dışa vurumu gibi adlandırabilir.
Tersidir aslında…
Ben kendimi “tırsak” bulurum örneğin…
Tırsak olduğumu söylemem dışardan kendimi ele verdiğim görüntüsü de yaratabilir.
Dışarıda benim “cesur” olduğum yönünde bir algı dolaşıyor.
Aslında bu bir itiraf yazısı…
İnanın, şaşırıyorum.
Çünkü gerçekten cesur değilim…
Cesaretimi neye göre ölçtüler de beni bu sınıfa koydular bilmiyorum.
Söylenemeyenleri söylemeye yeltendiğim için mi onu da bilmiyorum ama söylediğim sözleri, yazdığım yazıları bir kez daha okuyun…
Cesaret barındırmıyor.
Yani cesaret iddiası yok!
Mesela ben ne zaman sivrildim arkadaş?
Ne ara başladı, ne ara ilerledi?
Nerde boşluk oluştu ki ben oradan yürüdüm?
Şimdi cesur kelimesiyle bir nevi kendimi şımartmış gibi duruyorum ama kimilerine göre de “sivri kalem, gergin kalem, sert kalem” modundayım…
Bazen uyurken “cesursun Özge, seni öyle görüyorlar” diyerek kendimi poh pohlayarak uyuyorum.
Bazen de “sert kalemsin, gergin kalemsin “ diyerek “Bu öyledir işte, delidir ne yapsa yeridir” hissi yaşayarak içim buruk dalıyorum…
Espri yapıyorum ciddileş diyorlar, ciddi duruyorum soğuksun diyorlar, kahkaha atıyorum yeri mi diyorlar…
Herkese atar yapıyorum kavgacı diyorlar.
Heyecanlıyım, tırsak diyorlar…
Yumuşak bir dille anlatıyorum “sevgi kelebeği” lakabını takıyorlar…
Diyorlar da diyorlar kardeşim…
Desinler…
Herkesin ağzı torba değil ki büzesin değil mi?
Şimdi ben bu yazıyı neden yazdım?
Konu bulamadım.
Valla bak!
Yemin ederim!
Bu yazıdan sonra bile yüzlerce yorum çıkaracak insanlar tanıyorum.
Desinler…
Aaaa durun, sorduğum sorunun yanıtını buldum.
Ben kendimle dalga geçmeyi biliyorum arkadaş!
Cesaretim buradan geliyor.
Size de tavsiyem…
Cesur olun!