CHP iktidar enerjisi kaybetmek üzere

Abone Ol

Şimdilik bir tane CHP var…

Ama yönetim kadrosunda iki isim var!

Bir yanda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu…

Diğer yanda partinin lideri özgür Özel! Başkan olmak kolay, lider olmak zor!

Özgür Özel, zor olanı tercih etti!

Özel, bir yanda Butlan yönetimi ile mücadele ediyor, diğer yandan vatandaşın sıkıntılarını dertlerini dile getirmeye, çözüm önerisi sunmaya devam ediyor…

Bir makamı elde etmek başka, O makamın ağırlığını taşıyabilmek başka!

Siyasette unvanlar önemlidir... Ama her zaman belirleyici değildir!

Kimi zaman makam sahibi olanlar vardır, bir de insanların peşinden gittiği isimler...

Birisi koltukta oturur...

Diğeri gönüllerde yer edinir!

Mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, hukuken partinin başında olabilir. Ancak siyasetin sadece hukukla açıklanamayacağını toplumumuz gayet iyi biliyor.

Siyasetin gerçek terazisi sandıktır, ölçüsü ise halkın gösterdiği ilgidir.

Özel, Türkiye'nin dört bir yanında ekonomik sıkıntıları, emeklilerin sorunlarını, Çiftçinin dertleri, gençlerin gelecek kaygısını gündeme taşımaya çalışıyor.

Kılıçdaroğlu cephesi ise mahkeme kararının sağladığı meşruiyet zeminini siyasi meşruiyete dönüştürmenin mücadelesini veriyor.

Kılıçdaroğlu, CHP üyeleri, muhalefet cephesinde bir meşrutiyet bulmasa da, iktidar cephesinde adım adım meşrulaştırılıyor…

CHP açısından en büyük açmaz ise parti enerjisini iktidara alternatif üretmeye harcamak yerine kendi iç tartışmalarına tüketiyor.

Sanırım asıl amaç da buydu ve başarıya ulaşmak üzereler!

KÖK SALMAK YETERLİDİR

Yazar Anooshirvan Miandji başarı peşinde koşanlara bir öğütte bulunuyor:

-Fırtınaya karşı koruyan ağacın köküdür, bu yüzden insan için derinleşmek, yükselmekten önce gelir.

…/…

Günümüz dünyasında herkes daha yükseğe çıkmanın peşinde. Daha fazla para kazanmak, daha büyük makamlara ulaşmak, daha çok tanınmak...

İnsan! Bilgisi, karakteri, tecrübesi ve vicdanı gelişmeden elde edilen başarılar kalıcı olmaz. Çünkü yükselmek dışarıdan görünen bir sonuçtur; derinleşmek ise içeride başlayan bir yolculuktur.

Derinleşen insan kendini tanır, eksiklerini görür, öğrenmeye devam eder. Başarıyı bir amaç değil, doğal bir sonuç olarak kabul eder. Bu nedenle yükseldiğinde kibirlenmez, düştüğünde ise yıkılmaz.

Toplum hayatında da aynı kural geçerlidir. Sağlam temeller üzerine kurulmayan kurumlar, fikirler ve ilişkiler uzun ömürlü olmaz. Kalıcılığın sırrı yükseklikte değil, derinliktedir. Bu yüzden insanın ilk hedefi zirveye çıkmak değil, kök salmak olmalıdır.

Kök salmayı başarmak yeterlidir!