CHP Milletvekili İbrahim Arslan, İstikbal Gazetesi Genel Koordinatörü Meltem Karakaş’a önemli değerlendirmelerde bulundu. Aday listelerinde önseçim ve nitelik vurgusu yapan CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, “Toplumun tümünü kucaklayan, geçmişte tarlada izi olan arkadaşlarımızla, emek koymuş, partinin iyi gününde, kötü gününde başarısı için mücadele etmiş arkadaşlarımızla başarı sağlayabiliriz” dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, İstikbal Gazetesi’nden Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. Genel seçimlerde CHP’nin Eskişehir’de birinci parti olacağına inandığını söyleyen Arslan, partisinin Eskişehir’de 4 milletvekili çıkaracağını belirtti. Aday listelerinde tarlada izi olan, partinin iyi gününde de kötü gününde de mücadele etmiş kişilerin yer alması gerektiğini söyleyen Arslan, aday olacak kişilerin Eskişehir’de CHP’ye oy verme potansiyeline sahip 350 bin seçmene hitap etmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi ara ve erken seçim düşüncesiyle 81 ilde sahaya indi. CHP’nin hedefi ve beklentisi nedir?

Başından bu yana bir bütünlük içerisinde partinin oluşturduğu strateji yaşama geçirilmeye çalışılıyor. Tabii Cumhuriyet Halk Partisi olarak birden fazla cephede şu anda mücadele veriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi son olağan kurultay ile birlikte program kurultayını da gerçekleştirdi. Programını da yeniledi ve hemen eşzamanlı olarak da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi üzerinden de politika kurulları oluşturuldu. Özellikle bakanlıklar üzerinden giden. Şimdi bir yanıyla biz o kurultaydan sonrasında şunu söylemiştik. Artık Cumhuriyet Halk Partisi sorunları anlatan, tespit eden değil, bir yanıyla bu tespitleri yaparken çözümlerini de öneren bir siyasal stratejiyi yaşama geçirecek diye. Bunların da toplumsal kesimlerle paylaşılması, Cumhuriyet Halk Partisi'nin var olan sorunlara çözümlerinin aktarılması. Zira saha çalışması dediğimiz şey Cumhuriyet Halk Partisi sahadan hiç ayrılmadı zaten. Yerel seçimler sonrasında Türkiye'nin siyasal konjonktürüne uygun olarak parti bir süreç yaşadı. Temalı mitinglere başladık. Geçim yoksa seçim var sloganında onu özetlemiştik. Ama ona yeni hamleler eklenince iktidar çevrelerinden bir belediyelerimiz üzerinden yürütülen operasyonlar, iki Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik kurumsal saldırılar. O bir dizi eylemle, mitingle, etkinlikle Türkiye gündemine taşınan bir stratejiye dönüştü. Elbette yeni başlattığımız saha çalışmalarında ara seçimi zorluyoruz. Anayasanın emrettiği hüküm olduğu için onu zorluyoruz. Ama asıl hedef ara seçim stratejisinden hareketle erken genel seçimi zorlamak. Bununla ilgili de toplumsal toplumun örgütlenmesine katkı sağlamak. Cumhuriyet Halk Partisi'nin değmedik el bırakmadığı, girilmedik yerleşim alanı bırakmadığı bir çalışmayı sergilemek.

“Hiçbir arkadaşımızı geride bırakamayız”

19 Mart sürecinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi İmamoğlu meselesinde çok fazla kitlendi. O yüzden toplumun gerçek problemlerinden uzaklaştı gibi yorumlar yaptı. Siz bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP bundan sonra her iki süreci nasıl yürütecek?

Bu haksızlık, bu yaklaşımı ya da bu eleştirel tutumu çok haklı bulmuyorum. Meseleyi İmamoğlu'nun şahsında görülürse gerçekten ülke demokrasisine, hukuk devletine, anayasal devlet olma özelliğine müthiş bir haksızlık olur. Yurttaşlarımızın seçme seçilme hakkına yapılmış olan darbedir. Hukuk devletine yapılmış olan darbedir. O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi sadece İmamoğlu üzerinden yürütülen bir stratejiyle bir politikayla o günden bugüne yol almadı. Bunu öncelikle tespit etmek lazım. İki elbette biz bütün kadrolarımıza sahip çıkacağız. Hiçbir arkadaşımızı geride bırakamayız. Bırakmayız. Ama bir yandan biz o siyasal stratejiyle üzerimize kurulmak istenen ablukayı yarmaya dağıtmaya çalışırken aslında Türkiye'nin çok temel sorunlarına ilişkin de Cumhuriyet Halk Partisi'nden başka şu anda sahada hiçbir siyasal yapıyı görme olanağı ne yazık ki yoktur. Ama İmamoğlu meselesi bütün yurttaşlarımızın, bütün siyasal partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin şöyle düşünmesi gerekir. Susma sustukça sıra sana gelecek sloganı boşuna kullanılan bir slogan değildir. Sıra bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde, partimiz üzerinden ve siyasal kadrolarımız üzerinden iktidar birtakım sonuçlar elde etmeye çalışıyor ama biz boyun eğmeyeceğiz.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geri geleceği tartışmaları sürüyor. Böyle bir durumda Eskişehir’deki CHP’liler sade üyesinden milletvekiline, belediye başkanına, yönetimlerine kadar nasıl bir tavır sergiler sizce?

Eskişehir olarak bir bütün hareket noktasındayız. Çünkü mesele artık dediğim gibi kişileri aşmış bir meseledir. Böyle bakılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'ne kurumsal bir saldırı söz konusudur. O nedenle de Cumhuriyet Halk Partisi'nin en sade üyesinden genel başkanına kadar herkesin Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik bu saldırıyı püskürtmesi gerekir ve bir bütünlük içerisinde hareket etmesi gerekir. Bize düşen görev iktidarın oyunlarını boşa düşürmektir ve bu kumpasları, ablukayı yarıp çıkmaktır. Eskişehir'de belediye başkanlarımızla, milletvekillerimizle, il ve ilçe örgütlerimizle bir bütünleşik yapı içerisindeyiz. Partimizi sonuna kadar savunacağımızdan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Genel merkezden Eskişehir'imize de bakış bu yöndedir. Biz de bu yönden bakıyoruz. Elbette parti olarak planlarımız hazır. Bununla ilgili çalışmalarımız hazır. Amaçları partiyi kendi içinde kaosa sürüklemek, ülke gündeminden koparmak, zayıflatmak ve mümkünse parçalatmak. Yeni partiler yaratmak. Biz bunların hepsini görüyoruz. Hepsini alt üst edeceğiz.

“Eskişehir mutlak butlana karşı bütünsel bir tutum sergiliyor”

Bu anlamda Eskişehir mevcut CHP yönetiminin yanında diyebilir miyiz yani?

Aynen öyle. Ben bütün arkadaşlarım adına burada bir söz söyleme noktasında olamam ama bildiğim kadarıyla, gördüğüm kadarıyla arkadaşlarımızla yaptığımız temaslarda Eskişehir bütünsel bir tutum alacaktır. Çünkü saldırı artık dediğim gibi başka bir boyut kazanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, kurumsal kimliği söz konusudur. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi'ni çoktan aşmış bir meseledir. Türkiye'deki demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, hukuk devletine, millet egemenliğine, milletin iradesine yapılmış bir saldırıdır. Topyekûn bu saldırıyı hep birlikte püskürteceğiz.

Seçimlerde tekrar bir ittifak söz konusu olabilir mi?

Olabilir. Olmalıdır da. Şimdi şöyle düşünüyorum. Ülke gerçekten milyonlarca insan daha doğrusu şöyle özetleyelim. İkili bir kuşatma var Türkiye'de. Birisi ekonomik kuşatma. Milyonlarca insanımız şu anda hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı içerisinde ne yazık ki çok ciddi sorunlarla baş etmek zorundalar. Milyonlarca insanımız bu yönüyle ekonomik kuşatma altına alınmıştır. Diğer yandan da idari anlamda baktığınızda siyaseten de bir kuşatma var. O nedenle de genel başkanımız Türkiye İttifakı kavramını yerel seçimlerde kullanmıştı. Genel seçimler için de bunu kullanıyoruz. Bu kirli düzenden, bu gidişten rahatsız olan herkesle biz bir arada olmak istiyoruz. Bununla ilgili girişimler zaten yapılıyor.

Chp Milletvekili Ibrahim Arslan

“CHP Eskişehir’de 4 milletvekili çıkarır”

CHP’nin Eskişehir’de milletvekili sayısını 3’ün üzerine çıkarması mümkün mü? Bunu başarması için nasıl bir yol, yöntem izlemeli ve milletvekili aday profili nasıl olmalı?

İstatistikle de çok uğraşıyorum biliyorsunuz. Seçim sonuçlarını irdeliyorum. Şimdi önümüz dönemde sadece Eskişehir değil Türkiye'nin bütün kentlerinde milletvekili dağılımını etkileyecek unsurlardan bir tanesi bir genel siyasi konjonktür. İki hangi siyasal partinin hangi siyasal partilerle ittifak yapıp yapmayacağı meselesi. Şimdi bugünden şu kadar milletvekili çıkar dağılımını yapmak doğru bir sonuç vermeyebilir. Benim iddiam şu Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir'de birinci parti olacaktır. Bu net. İkinci iddiam, 3 milletvekilini korumanın dışında Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4’üncü milletvekili çıkarma potansiyelinin çok güçlü olduğunu görüyorum. 4 milletvekili çıkarabilir. İktidarın 2'ye gerileyeceğini düşünüyorum. Bir milletvekilliğini ortaya bırakıyorum. O dediğim gibi ittifaklara göre şekillenebilir. Çünkü Eskişehir'de bir partinin milletvekili çıkarabilmesinin sayısal kritiği en az 50-60 bin aralığında oy almasıyla olanaklı olabilir.

“CHP üyeleri kontenjan adaylara kendisini kapatmalı”

Peki, Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmalıdır? Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını ön seçimle belirleyecektir. Ben onun yanı sıra, nitelik kavramının da öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Toplumun tümünü kucaklayan, toplumda karşılığı olan, geçmişte tarlada izi olan arkadaşlarımızın emek koymuş, çabalamış gerçekten partinin iyi gününde, kötü gününde başarısı için mücadele etmiş, çaba harcamış arkadaşlarımız ile birlikte bunun sağlanabileceğini düşünüyorum. Yoksa buna bütün Eskişehirli örgüt temsilcilerinin de karşı çıkması gerektiği açık. Dışarıdan gelebilecek kontenjan değerlendirmelerine ya da farklı arayışlara örgütün ve Eskişehir Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin kendini kapatması gerekir. Önde de çaba harcaması gerekir. Bu çok açık. Ama hani niteliği öne çıkaramazsak ideolojik ve ilkesel olarak meseleye bakamazsak hataya götürebilir bu bizi. Geçmişte aday listelerinde yapılmış değişik değerlendirmelerle elde ettiğimiz olumlu ya da olumsuz sonuçlarımız var. Buralardan da dersler çıkararak önümüz dönemde adaylarımızın da buna göre şekillenmesi doğru olur diye düşünüyorum.

Önseçim tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi bakın elbette partide örgütün karar ve tartışma süreçlerinde öne çıkması, bununla ilgili inisiyatif alması, kendini ifade etmesi çok kıymetli. Örgütün bu yönüyle önseçim değerlendirmesi önemli. Ama bir de ya şöyle örnekleyelim. Eskişehir'de Cumhuriyet Halk Partisi'nin 23 bin üyesi var. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy verme potansiyeli taşıyan 350 bin civarında seçmen var. Şimdi seçmeni bu sistemin dışında tutamayız. O nedenle genel merkezimize benim önerim şu; genel merkeze de öneririm tüzüğümüzde böyle bir unsur yok ama ilin milletvekilliği sayısının iki kadar adayı örgütün belirlemesi sonrasında yapılacak objektif, bilimsel araştırma kuruluşları aracılığıyla yapılacak araştırmayla seçmenin nabzının da alınarak o iki katı milletvekili sıralamasının seçmenin görüşleri alınarak da sıralanmasını sağlamak.

“40 yıllık siyasi birikimime haksızlık yapılıyor”

Tekrar milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz?

Ben hiçbir zaman koltuk hevesiyle siyaset yapmadım. En azından ben ömrümün hiçbir aşamasında özel yaşamımda da bu böyleydi. Siyasi yaşamımda Eskişehir kamuoyunun tanıklığında birçok haksızlık ediliyor tartışmalarda. Onun da farkındayım ama günü geldiğinde herkese verilecek cevaplarımı vereceğim. Siyasi yaşamım aşağı yukarı 40 yılı aşkın bir zaman dilimini kapsıyor. Hiçbir zaman makamı, mevkiyi önemseyerek siyaset yapmadım. Böyle bir derdim de olmaz. Partimiz bize nerede ihtiyaç hissediyorsa biz orada hazır nazır oluruz. Cumhuriyet Halk Partisi'ni iktidara taşıyamazsak kimin milletvekili olduğunun çok da kıymet harbiyesi yok. Elbette önemsizleştirmiyorum o nitelikli kadrolar kuşkusuz önemli ama aslı olan partimizdir. Aslı olan partimizden iktidarıdır. Ben meseleye ilkesel ve idealist bakıyorum.

“Tarlada izi olmayan bir yığın insanın adı geçiyor”

Partimin ideolojisi, programı, tüzüğü penceresinden bakıyorum. Eskişehirli hemşehrilerimizin, partililerimizin bizden neyi talep edip ettikleri penceresinden bakıyorum. Tarlada iz olmayan bir yığın arkadaşımızın isminin konuşulduğu mecralarda herhâlde bu konuların konuşulması da bugünden çok sağlıklı değil. Önümüz günlerde hepsine de gerekli cevapları vereceğiz. Önce oturacaklar İbrahim Aslan'a örgütle şu ya da bu şekilde çelme takmaya çalışanlar mesele İbrahim ya da Ekrem İmamoğlu meselesi olmadığı gibi Eskişehir'de İbrahim Aslan meselesi değildir. Otursunlar önce bir kendilerini konumlandırsınlar. Otursunlar o parti, o kurucusu olduğu Meclis’in 1999'da baraj altında kaldığında o İbrahim Aslan o da Merkez İlçe Başkanı. Öyle kolay değil o işler. İşte üye dokusunu şöyle yapmakla, örgütte birtakım mevzileri elde etmekle siyaset üretilmiyor. Herkesin aklını başına devşirmesi lazım.

“CHP’nin iktidarından başka bir şey düşünmüyorum”

Devşirmemiz gereken ne? Eğer uğruna siyaset yaptığımız milyonlarca insanımız, yurttaşımız bugün açlık, yokluk, yoksulluk seviyesine gelmişse, oralarda inim inim inliyorlarsa ve bir umut olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni görüyorlarsa o umutla oynamaya, heba etmeye hiç kimsenin ama hiç kimsenin hakkı yoktur. Onun günü geldiği zaman da hesabı sorulacaktır. Ben meseleye böyle bakıyorum. Önümüzde dönem partimizin iktidarından başka da hiçbir şey düşünmüyorum.