DUVAR VE BASIN OFİSİ...

Abone Ol


Bazı şeylere çok anlam yüklüyorum sanırım.
Anlam yüklediğim her şey sonra “sözcüklere” dökülüyor.
Bir nevi ahde vefa…
Bir eşya bile olsa söz konusu şey ben de iz bırakıyor.
Bu hayatımdan geçen bir insan da olabilir.
Ya da bir mekan…
Ne olduğu, nasıl olduğu önemli değil…
Gelmiş, geçmiş, dokunmuş hayatına…
İz bırakmış.
Önemli olan da sadece bu…
Odunpazarı Belediyesi tarafından gazeteciler için açılan “basın ofisi” taşındı geçtiğimiz günlerde…
Evet, yer değiştirdi belki ama bende “sözcüklere” dönüştü bu…
Hak etti de bunu…
Bütün anılar değerli…
Öyle değil mi?
Son zamanlarda çok “agresifsin” diyorlar…
“Agresif” olduğum kadar duygusalım da aslında…
Belki de bastırmaya çalıştığın duyguların farklı yollarla açığa çıkması…
Duygusallığımı ve agresifliğimi kabul ediyorum…
Ve basın ofisi için bu yazıyı kah agresif kah duygusal hislerle yazmayı borç biliyorum.
Alt tarafı bina işte demeyin…
Duvarların dili olsa çok şey anlatırdı…
Kimse yüzleşmeye cesaret edemez, ilk duvarlardan arınırdı.
En büyük kavgalara, en büyük kahkahalara onlar şahit netice de değil mi?
Duvar önünde çekilen yüzlerce fotoğrafım vardır.
Çünkü her güzel şeyin sona ereceğini bilirim.
Duvarlar ve ben…
Sessizliğin içerisindeki haykırış…
Kulağımda yarattığı çığlık…
Yaşandı…
Duvarların önünde…
Soğuk, donuk o beyaz duvarlar…
Gazetecilerle gülümseten anların şahidi…
Mesleki tecrübelerin ortağı…  
Derdin, sessizliğin mekanı…
Basın ofisi…
O duvarlar…
Hak etti sözcükleri…
Teşekkürler Odunpazarı Belediyesi…
Teşekkürler Kazım Kurt…
Gülümseten anılarımız sizin vesile olduğunuz duvarlara karıştı.
Yeni duvarlar da yeni anıları yazacağız…