Güncel

Eskişehir Barosu'ndan Kökçınar: Yoksulluk nafakası hukuki güvencedir

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, yoksulluk nafakasının kaldırılmasıyla ilgili, “Kadınlar evlilik süresince ücretsiz bakım emeğini üstlenmekte, çocuk bakımının sorumluluğunu taşımakta, iş yaşamından uzaklaşmakta ve boşanma sonrasında ekonomik olarak dezavantajlı bir konumda kalmaktadır. Bu nedenle yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil hukuki güvencedir” dedi.

Abone Ol

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, yoksulluk nafakasına ilişkin tartışmalara yönelik yaptığı açıklamada, düzenlemenin kadınların eşitlik mücadelesi açısından kritik bir güvence olduğunu vurguladı.

“YOKSULLUK NAFAKASININ “SÜRESİZ” OLARAK NİTELENDİRİLMESİ YANILTICI”

Kökçınar, nafaka tartışmalarında çoğu zaman göz ardı edilen noktanın kadınların ekonomik koşulları olduğunu söyledi. Kadınların iş gücüne katılım oranının düşük olduğu, bakım emeğinin büyük bölümünü üstlendikleri ve boşanma sonrası ekonomik olarak daha kırılgan hale geldiklerini ifade etti. Kökçınar şunları söyledi: “Son yıllarda kamuoyunda “süresiz nafaka mağdurları” söylemi üzerinden oluşturulmaya çalışılan algının aksine, Türk hukukunda nafaka yükümlülüğü mutlak ve sonsuz değildir. Yoksulluk nafakasının “süresiz” olarak nitelendirilmesi de yanıltıcıdır. Mevcut hukuk sistemimizde yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, evliymiş gibi fiilen birlikte yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya taraflardan birinin ölümü gibi durumlarda dava açılması halinde zaten sona ermektedir. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, koşulları değişmeyen yoksulluk halinin devamı süresince koruma sağlamaktadır” dedi.

“YOKSULLUK NAFAKASI BİR AYRICALIK DEĞİL HUKUKİ GÜVENCEDİR”

Kökçınar, verilerin de bu tabloyu desteklediğini belirterek şiddet, gelir eşitsizliği ve bakım yükünün büyük oranda kadınların omzunda olduğunu söyledi: “İncelenen boşanma dosyalarının yüzde 88,4’ünde şiddet iddiası bulunmaktadır. Kadınların önemli bir kısmı, yalnızca boşanmanın ekonomik sonuçlarıyla değil aynı zamanda şiddetin sonuçlarıyla da mücadele etmektedir. Araştırmaya göre dosyalara taraf kadınların yüzde 48’i işsizdir. Erkeklerde ise bu oran yalnızca yüzde 9’dur. Kadınların yüzde 47’sinin hiçbir geliri bulunmamaktadır. Erkeklerde herhangi bir geliri olmayanların oranı ise yalnızca yüzde 7’dir. Nafaka tartışması yapılırken görmezden gelinen gerçek şudur: Kadınlar evlilik süresince ücretsiz bakım emeğini üstlenmekte, çocuk bakımının sorumluluğunu taşımakta, iş yaşamından uzaklaşmakta ve boşanma sonrasında ekonomik olarak dezavantajlı bir konumda kalmaktadır. Bu nedenle yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil, eşitsizliği kısmen dengelemeye yönelik bir hukuki güvencedir.

“NAFAKA MİKTARLARI SANILDIĞI KADAR YÜKSEK DEĞİL”

Üstelik kamuoyunda yaratılan algının aksine nafaka miktarları son derece düşüktür. Araştırmada incelenen dosyalarda mahkemeler tarafından hükmedilen yoksulluk nafakalarının ortalaması asgari ücretin yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelmektedir. Basında gördüğümüz nafaka miktarları, ünlülerin anlaşmalı boşanmalarda anlaştıkları rakamları gerçek rakamlar gibi göstermektedir. Anayasa’nın 10. maddesi, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu ve devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça düzenlemektedir. Yerel mahkemelere de çağrımızdır: Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını, kadınların insan onuruna yakışır yaşam hakkını ve 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesini gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir. Kadınları yoksulluğa, şiddete ve ekonomik bağımlılığa mahkûm edecek uygulamaların karşısında olmaya devam edeceğiz."