Eskişehir, hızlı değişimiyle geleceğin yolunu keşfetmiş bir kent.
Dolup taşan tiyatroları, konser alanları...
Bilim, sanat, kültür parkları...
Opera ve senfoni orkestraları...
Gençlik, sanat merkezleri...
Karikatür, cam ve etnografik eserler müzeleri...
Büyük parklar ve peyzaj düzenlemeleriyle
Eskişehir Başkaşehir olmuş.
Kirinden arınmış Porsuk Çayı'nda yüzen gondollar ile
çevre dostu tramvay, kenti aydınlığa taşımanın resmini
kıvrıla kıvrıla çizerler.
Şehrin merkezinden egzoz kovulmuş, kent lastikli
araçtan inmiş, tramvaya biniyor.
Rengarenk kaldırımlarına basarak, allı pullu köprülerinden geçmek;
Adalar, Doktorlar ve İki Eylül caddelerinde yürümek yaşanabilecek
bir keyiftir.
Haller Gençlik Merkezi görülmeye değer, Hayal Kahvesi de.
Geçmişin elinden kurtarılmış tarihi Odunpazarı evleri var:
''Kim bilir içinde ne hüzünler biriktirmiş ?''dedirtir ziyaretçilerine.
Adım başıdır yüz ışıtan, görkemli heykelleri.
Suskunluğunu bozsa Şehit Pilot Cengiz Topel Heykeli, acaba
hazin öyküsünü mü konuşur bizlere?
Burası bir öğrenci kenti. Arabanın icadı hesaplanmadan yapılmış
dar sokaklarında onlara çarpa çarpa yürürsünüz. Kocaman bavul-
larıyla birlikte böyle bir kentte okumanın ayrıcalıklı hazzını taşırlar
içlerinde.
Anadolu ve Osmangazi üniversiteleri var. Kentlerin sertliğini kırar
üniversiteler, zaten aydın ve hoşgörülü halk, onlara fazla iş düşür-
memiş anlaşılan.
Helikopterle şehrin göbeğine birkaç kişiyi indirelim, neresi
olduğunu da bilmesinler, Avrupa'da bir başkente geldiklerini
zannederler.
Eskişehir olmuş Başkaşehir.