Eskişehir futbolu son yılların belki de en kritik yaz dönemlerinden birini yaşıyor. Bir tarafta yıllardır özlemi çekilen tesis yatırımları için atılan somut adımlar, diğer tarafta ekonomik darboğaz nedeniyle ayakta kalmaya çalışan amatör kulüpler…
Kısacası umut ile endişe aynı masada oturuyor.
***
Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak ve Spor İl Müdürü Hasan Kalın’ın katılımıyla Spor Toto Teşkilat Başkanlığı arasında imzalanan protokol, şehir adına önemli bir eşik.
200 yataklı Kamp Eğitim Merkezi, gençlik alanları ve Odunpazarı ile Tepebaşı’na yapılacak 4 yeni sentetik saha… Kağıt üzerinde güçlü bir tablo.
Seyirci tribünlerinden aydınlatmaya kadar planlanan bu yatırımlar için emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir. Ancak bu şehir artık şunu da sormak zorunda!
Bu projeler ne zaman tamamlanacak?
***
Çünkü Eskişehir’in hafızası güçlüdür. Ve kolay unutmaz.
Gazeteci olarak sormak da bir zorunluluk…
Vali Hanefi Demirkol Tesisleri gibi yarım kalan hikayelere bir yenisi daha eklenecek mi?
Amatör futbolun bekleyecek zamanı yok. Kulüplerin nefesi daralıyor.
***
Bir başka gerçek daha var… Destek yoksa tesis de yetmez...
2 Eylülspor’da yeni sezon öncesi yönetimin çekilme kararı, bu tablonun en net göstergesi oldu. Beklenen maddi ve yapısal destek sağlanamayınca, bir proje daha yarıda kaldı.
Demirspor cephesi de farklı değil. Kurumsal yapıya rağmen mali yük ağır. Kulüpler artık yalnız bırakılmış bir mücadele veriyor.
Bugün BAL seviyesini bırakın Süper Amatör Küme’de bile ayakta kalmak zorlaşmışsa, tüm kulüplerin yükü bundan sonra çok daha ağır olacaktır.
***
Son günlerde kulislerde konuşulan pilot takım model yapılanması var.
Eskişehirspor’un 2 Eylülspor’u bünyesine katarak BAL’da bir gelişim takımı oluşturması gündemde. Bu model gerçekleşirse;
*Genç oyuncular A takıma sıçramadan önce sert rekabet ortamında pişecek.
*U19’dan çıkan futbolcular gerçek maç temposu kazanacak.
*BAL, Eskişehirspor için bir “Oyuncu geliştirme laboratuvarı” haline gelecek.
*Bu yalnızca bir takım planı değil, altyapı ile A takım arasında kopan bağın yeniden kurulmasıdır.
***
Eskişehirspor adına içine baktığımızda teknik plan netleşmeye başlıyor.
Hakan Şapcı yönetiminde kadro iskeleti korunmuş durumda. İç transferde omurga bozulmadı, dış transferler ise sistem odaklı ilerliyor.
Beykan Şimşek, Atalay Yıldırım ve Ahmet Dereli hamleleri, oyunun daha çok üçüncü bölgede yerleşik hücum yapısına evrileceğini gösteriyor. Geçiş oyununa sıkışan bir yapıdan, üçüncü bölgede çoğalan zengin bir anlayışa geçiş hedefleniyor.
***
Ancak tablo hala tamamlanmış değil.
Ahmet Dereli hem duvar olabilen, hem bağlantı kurabilen, gerektiğinde geriye gelip oyunu açabilen farklı bir santrfor profili… Yer geldiğinde hamle oyucusu olacak, gerektiğinde 11 oynayabilecek, fırsatçı bir santrafora daha ihtiyaç var.
Ve bunun yanında, alınan kanat transferine ek olarak sol bek hattının da tamamlanmasıyla birlikte sistemin dengesi büyük ölçüde kurulmuş durumda. Ama rekabet için kadro derinliğine en az 4-5 oyuncu yerleştirilecektir.
***
Geçen sezonu şunu gördük ki; bu ligde dahi şampiyonluk için tek plan yetmez. Rakipler Eskişehirspor’a karşı çoğu zaman futbol oynamayı değil, oyunu bozmayı tercih edecek. Sıkışan bloklar, sert savunmalar ve sabırlı bekleyişler olacak.
İşte bu kilitleri açacak şey; farklı tipte hücum oyuncularıdır.
Geçtiğimiz sezondan tecrübelerimiz vardır.
***
Ama bir gerçeği daha unutmamak gerekir:
Eskişehirspor ismi bu liglerde yalnızca bir takım adı değildir. Rakip üzerinde psikolojik bir ağırlıktır. Bu baskı, doğru kadro planlamasıyla avantaja çevrilmezse, dezavantaja da dönüşebilir.
Şampiyonluk; sadece ilk 11 ile değil, oyunu değiştirebilen geniş kadrolarla kazanılır.
***
Sahaya iniş tarihi temmuz son 10 gününü gösteriyor.
Ama Eskişehirspor için sezon bugün başlıyor.
Çünkü bugün mali genel kurul var.
Ve bu toplantı yalnızca rakamların konuşulduğu bir yer değil.
Bir yüzleşme alanı.
Bir samimiyet testi.
Borçların konuşulduğu kadar niyetlerin de tartılacağı bir gün.
***
Eskişehirspor sadece bir kulüp değildir.
Bir hafızadır. Bir alışkanlık değil, bir kimliktir.
Ama hiçbir kimlik tek başına ayakta kalmaz.
Yönetim çalışıyor. Teknik ekip planlar yapıyor.
Şehirde tesis yatırımları için önemli adımlar atılıyor.
Pilot takım modeli konuşuluyor.
Kadro şekilleniyor. Ama asıl soru değişmiyor…
Şehir bu hikayenin neresinde duruyor?
Bu yüzden şimdi susanların yarın söyleyeceği sözün ağırlığı azalır.
Eskişehirspor, yalnızca başarı günlerinde omuz verilecek bir arma değildir.
En zor zamanlarda sorumluluk alınacak ortak bir mirastır.
Unutulmamalıdır ki; şehirler takımlarını, takımlar da şehirlerini büyütür.
Ve en büyük destek, konuşmak değil, gerektiğinde taşın altına elini koymaktır.
Bugün o gündür.