Güncel

Eskişehir için alarm: Yakında su kıtlığı yaşanabilir!

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği, Yediler Parkı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla kentte ihalesi yapılacak 16 maden sahasına tepki gösterdi. Açıklamaya siyasi parti temsilcileri, sendika başkanları ve çok sayıda doğasever katıldı.

Abone Ol

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Sürmeli, yaptığı açıklamada ihaleye açılan maden sahalarına ilişkin olarak, “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye genelinde 485 adet ihaleye açılan maden sahaları kapsamında, Eskişehir’de yer alan 16 ayrı maden sahasına ilişkin süreci yakından takip ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi.

Mihalıççık’ta 6581 hektarlık alan maden sahası olacak

Sürmeli, sahaların kent geneline yayıldığını vurgulayarak, “16 sahanın içinde Odunpazarı, Tepebaşı, Alpu, Beylikova, Mihalıççık, Sarıcakaya ve Sivrihisar bulunmaktadır. En büyük ihale alanı ise Mihalıççık olup 6581 hektarı aşmaktadır” ifadelerini kullandı.

İhalelerin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığının altını çizen Sürmeli, “Söz konusu ihaleler, yalnızca ekonomik bir yatırım meselesi değil; Eskişehir’in su kaynakları, tarım alanları ve doğal varlıkları açısından doğrudan ve uzun vadeli etkiler doğurabilecek kritik bir süreçtir” diye konuştu.

“Su kıtlığı yaşanabilir”

Eskişehir’in hassas bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Sürmeli, “Eskişehir, İç Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, yeraltı ve yerüstü su kaynakları bakımından hassas bir ekosisteme sahip olup, çok yakında su kıtlığı yaşayabilecektir” dedi.

Risklere dikkat çeken Sürmeli, ihale sahalarına ilişkin tespitlerini de şu sözlerle aktardı: “İhale kapsamındaki sahaların önemli bir bölümünün; içme ve kullanma suyu havzalarıyla etkileşim riski taşıyacağı, sulu tarım yapılan alanlara yakın konumda olduğu, yeraltı su besleme alanlarını etkileyebileceği, mera, orman ve doğal yaşam alanlarıyla çakıştığı tespit edilmiştir.”

Eskişehir geri dönüşü olmayan çevresel tahribatlarla karşı karşıya

Metalik madenciliğin etkilerine de değinen Sürmeli, “Özellikle 4. Grup olarak adlandırılan metalik maden faaliyetlerinde görülen; ağır metal kirliliği, kimyasal kullanımı, pasa ve atık depolama gibi süreçlerin, geri dönüşü olmayan çevresel tahribatlara yol açabileceği bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve bilinmektedir” ifadelerini kullandı.

Madenciliğe tamamen karşı olmadıklarını vurgulayan Sürmeli, “Biz madenciliğe tamamen karşı olmayıp; madenciliğe kategorik bir karşı duruş değil, yanlış yerde ve yanlış koşullarda yapılacak madencilik faaliyetlerinin doğuracağı kamu zararına karşı duruştur” dedi.

“Eskişehir’i dikensiz gül bahçesi görmeyin”

Taleplerini de sıralayan Sürmeli, “İhaleye açılan sahaların bağımsız bilimsel kurumlar tarafından yeniden değerlendirilmesi, ÇED süreçlerinin şeffaf, katılımcı ve bilimsel esaslara uygun şekilde yürütülmesi, yerel halkın karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması, kümülatif çevresel etkilerin bölgesel ölçekte değerlendirilmesi ve kamu yararını gözetmeyen projelerin durdurulması gerekmektedir” diye konuştu.

Açıklamasının sonunda ise Sürmeli, “Eskişehir’in geleceği; kısa vadeli ekonomik getirilerle değil, uzun vadeli su güvenliği, gıda üretimi ve sağlıklı çevre politikalarıyla korunabilir” diyerek, “İhaleyi alacak firmaların Eskişehir’i dikensiz gül bahçesi görmemelerini ve olayın başından sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygılarımızla duyururuz” ifadelerini kullandı.