Güncel

Eskişehir’de 13 yaşındaki Zehra’nın ölümü: Arkadaşları evdeki baskıyı anlattı

Eskişehir’de 10 gündür kayıp olan 13 yaşındaki Zehra Üzüm’ün babasının bahçesinde ölü bulunmasının ardından, arkadaşları yaşadıklarını paylaştı. Gençler, Zehra’nın evde yoğun bir baskı ve şiddet gördüğünü öne sürerken, çocukların korunmasına yönelik mevcut mekanizmaların yetersiz kaldığını vurguladılar.

Abone Ol

Eskişehir'de 10 gündür kayıp olarak aranan 13 yaşındaki Zehra Üzüm’ün, babasının bahçesinde ölü bulunmasının ardından Zehra’nın arkadaşları yaşadıklarını Evrensel’e anlattı. Zehra’yı tanıyan gençler, onun neşeli, meraklı ve sevecen bir çocuk olduğunu; ancak evde yoğun baskı ve şiddet gördüğünü söyledi. Arkadaşlarının anlatımları, Zehra’nın evde baskı, okulda yalnızlık ve mahallede güvensizlik arasında sıkıştığını ortaya koyuyor.

Şiddete maruz kaldı, odasına kilitlendi, telefonuna el kondu

Arkadaşlarının anlatımına göre Zehra, kısa sürede insanlarla iletişim kurabilen, meraklı ve sevecen bir çocuktu. Onu tanıyan gençler, Zehra’dan söz ederken en çok “neşeli” ve “tatlı” kelimelerini kullandılar. Arkadaşlarının aktardıklarına göre Zehra babasından yoğun baskı ve şiddet görüyordu. Bir arkadaşı, Zehra’nın kendisine, babasının “onun içine cin kaçtığını” düşündüğünü ve bu nedenle imama götürdüğünü anlattığını aktardı. Zehra’nın zaman zaman fiziksel şiddete maruz kaldığını, bazı dönemlerde odasına kilitlendiğini, zaman zaman telefonuna el konulduğunu ve ev içinde sıkı bir kontrol altında tutulduğunu da ekledi.

Arkadaşları, Zehra’nın evdeki baskıdan uzaklaşmak ve sosyal bir hayat kurabilmek için arkadaş çevresiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söylediler. Onlara göre Zehra için arkadaş çevresi çoğu zaman nefes alabildiği tek alan haline gelmişti.

Okulda şiddetle mücadele değil, LGBTİ karşıtlığı örgütleniyor

Zehra’nın arkadaşları, şiddete karşı nerelere başvurulabileceğine, neler yapılabileceğine ilişkin ise bilgilendirilmediklerini aktardı. Okullarda öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar hakkında rehberlik ya da yönlendirme yapılmadığını, şiddet gören bir çocuğun ne yapması gerektiğine dair bilgilendirme yapılmadığını söyleyen gençler, okulda bunun yerine LGBTİ’leri hedef alan konuşmaların yapıldığını belirtti.

Gençler kendini güvende hissetmiyor

Gençlerle yaptığımız görüşmelerde ortak bir soru daha yönelttik: Kendinizi güvende hissediyor musunuz ve devletin kurumlarına güveniyor musunuz? Görüştüğümüz tüm gençlerin verdiği yanıt aynı oldu: “Hayır.” Gençler, mahallelerinde uzun süredir bilinen uyuşturucu satış noktaları olduğunu, reşit olmayanların bile sigara ve alkole kolaylıkla ulaşabildiğini söylediler. Bu durumun denetlenmediğini düşündüklerini dile getirdiler. Onlara göre çocuklar için hem evde hem okulda hem de sokakta koruyucu mekanizmalar yeterince işlemedi.

Yaşadıkları mahallelerde çocukların güvenli şekilde vakit geçirebileceği kamusal alanlar son derece sınırlı. Mahallede gençlerin vakit geçirebileceği yerlerin az olduğunu söyleyen öğrenciler, bu durumun birçok genci farklı çevrelere yönelttiğini düşündüklerini ekledi.

Zehra’nın arkadaşlarının anlattıkları, tek bir olayın ötesinde daha geniş bir soruna işaret ediyor. Ev içinde şiddet ve baskı, okulda yetersiz destek mekanizmaları ve mahallelerde çocuklar için güvenli kamusal alanların eksikliği bir araya geldiğinde çocukların hayatı giderek daralan bir çemberin içine sıkışıyor. Zehra’nın hikayesi de bu çemberin içinde büyüyen bir çocuğun hikayesi olarak anlatılıyor.